Advert
Advert

Minbic'te ayakta kalmayı başaran 2000 yıllık bellek: Necm Kalesi

​ İç savaşla birlikte yüzbinlerce kişinin yaşamını yitirdiği Suriye’de insanlığın mirası olan tarihi eserler de yerle bir edildi. Bunlardan biri de Necm Kalesi. Minbic’in özgürleştirilmesiyle birlikte yaklaşık 2 bin yıllık tarihi olan kale, daha büyük bir tahribattan kurtuldu.

 Minbic'te ayakta kalmayı başaran 2000 yıllık bellek: Necm Kalesi
 Minbic'te ayakta kalmayı başaran 2000 yıllık bellek: Necm Kalesi Admin
Bu içerik 348 kez okundu.
Advert

 

Son 5 yıl içerisinde Suriye’de yaşanan savaş, sadece yüzbinlerce insanın ölümüne neden olmadı. Aynı zamanda tarihin belleğinde de onarılmaz yaralar açtı. Her biri dünya mirası olan, arkeolojik kazıları tamamlanmadığı için haklarında yeterince bilgi bulunmayan tarihi mekanlar ve eserler yok oldu. Savaş süresince halkları Beşar Esad’ın zulmünden kurtarma vaadiyle silaha sarılan; ancak kısa sürede yağma ordularına dönüşen gruplar, taşınabilir eserleri çaldı, taşınamayanları da yerle bir etti. 

Yağmadan nasibini alan, daha önce yapılan kazılarda ortaya çıkan eserleri çalınan; ancak stratejik öneme sahip olduğundan olsa gerek, havaya uçurulmayan tarihi mekanlardan biri, Halep Vilayetine bağlı Minbic kenti sınırları içerisinde Fırat Nehri’nin yanı başındaki Necm Kalesi’dir. 

Suriye’de Mart 2011’de başlayan savaş ile birlikte, Minbic 12 Temmuz 2012’de Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) eline geçti. Minbic’e hükmeden ÖSO, tarihi Necm Kalesi’ni de ele geçirdi. 21 Ocak 2014’te Minbic’in DAIŞ tarafından işgal edilmesiyle birlikte, Necm Kalesi de bir kez daha el değiştirdi.  

Cihatçı gruplar, söz konusu kaleye ağır silahlar yerleştirdi. Daha önce okçuların kullandığı daracık pencereleri, doçka silahının yerleşebileceği büyüklükte mevzilere dönüştürdü. Kalenin ikinci katında bulunan 2 odanın zeminini delerek tuvalet ve banyo yaptı. İçeride Fırat Nehri’ne bakan tarafta, kalenin zeminine doğru yol alan gizli geçitlerde kompresör ile kazı yaptı. Kimileri gömü aramak için, kimileri de kaledeki gizli geçidin arandığını ifade ediyor. Rivayete göre kalenin ikinci katından kayalar oyularak zemine doğru inen ve şimdilerde aşınmış, kaygan bir hal alan dik merdivenlerden Fırat Nehri’nin altına doğru açılan gizli bir güvenlik geçidi bulunuyor. Bu geçit sayesinde Necm Kalesi’nden Sırrin tarafında yer alan bir başka kaleye doğru gidilip gelindiği rivayet ediliyor. 

23 Temmuz 2016 tarihinde Minbic Askeri Meclisi’nin Minbic’i özgürleştirmek için başlattığı hamle çerçevesinde kalenin kurtarılmasıyla, Necm Kalesi daha büyük bir zarar görmekten kurtuldu. 

Halep’e sadece 118 kilometre uzaklıkta, Minbic’in 30 kilometre batısına düşen tarihi kalenin ilk olarak Milattan Önce 100’üncü yıllarda Roma döneminde inşa edildiği tahmin ediliyor. 
Romalıların Fırat Nehri’ne vakıf yüksek bir tepedeki kayalık üzerine iki katman olarak kurdukları diktörtgen şeklindeki kalenin, Pers Sasani tehditlerine karşı orduların tahkim edildiği bir nokta olarak kullanıldığı düşünülüyor. Hisar türünde, yolları kontrol etmek amacıyla yapılan askeribir tesistir. 

Milattan Sonra 300’lü yıllarda Fırat’ın kıyısındaki bu kale yakınlarında Pers ve Romalılar arasında büyük bir savaşın yaşandığı ve Roma’nın yenilgiye uğradığı belirtiliyor. 
700’lü yıllara gelindiğinde Pers ve Romalılar arasında yaşanan uzun süreli savaştan kaynaklı Roma toprak kaybetmeye başladı. Bunu fırsat bilen Abbasiler güç kazandı ve 750 yılında halifelik ve iktidarın ele geçirilmesiyle birlikte kalenin bulunduğu önemli geçiş noktasına da Abbasiler hakim oldu. 

İlk defa 7’nci yüzyılda Arapça metinlerde Kale Cisr Minbic olarak adı geçen kalenin, 526 yılında Antakya Depremi olarak bilinen büyük depremde zarar gördüğü tahmin ediliyor. Abbasilerin son dönemlerinde Zenkiyyun (Zengiler) Devleti’nin Musul’da kurulmasıyla birlikte Nurettin Mahmud Zengi Halep Beyliği’ne atandı. 1146-1174 yılları arasında burada hüküm süren Nureddin Zengi,Necm kalesinin depremle yıkılan kuzey tarafını yeniden inşa etti. 

Nureddin Zengi’nin ölümüyle birlikte bölgede Eyyubiler hüküm sürdü. Selâhaddîn Eyyûbî’nin ölümüyle ülke kardeşler arasında taksim edildiğinde Halep, Hârim, Tel Bâşir, Ezez, Derbusâk ve Minbic, Melik Zâhir Qazi’nin idaresine bırakıldı. Böylelikle kale de Eyyubilere geçti. Selahaddin Eyyubi’nin torunlarından Ebu Feth Ebu Mensur Giyasettin El Melik El Zahir Qazîibn Selahaddin Yusuf ibnEyyub’ün (1173-1216) kaleye hükmetmesiyle birlikte, kalenin isminin de Mensuriye Kalesi olarak değiştiği rivayet ediliyor. Kimi rivayetlerde de Mensuriye isminin 754’te ilk Abbasi Halifesi Ebu Abbas Seffah’ınyerine geçen kardeşi Mensur’dan almış olabileceğini belirtiyor. Kale giriş kapısının sağ üst tarafındaki bir taş kitabede de “Qel-et El Mensuriye” (Mensuriye Kalesi) ismine yer veriliyor. “Allah’ın rahmeti Melik Zahir Qazî’nin üzerinde olsun”yazısı ile birliktemimar olan İbrahim İbnNabe El Minbiciismi de yer alıyor. 

Bir dönem Mensuriye isimiyle anılan kaleye, 1208-1215 yılları arasında Halep Valisi olan Selahaddin Eyyubi’nin oğlu Zahir Qazî döneminde kırmızı kilden yapılan tuğlalarla önemli eklentiler yapılır. 3 katlı kalenin en üst katındaki mescit, hamam, eyvan, çarşı diye tabir edilen ve her iki tarafında tonozlu odalar (kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçasıdır. Çoğunlukla tuğla ve harçla örülür ve alttan obruk, yarım silindir biçiminde görünür) bulunan kemerli bölüm, saray ve Arapça yazılı kitabelerinZahir Qazîdöneminde kaleye eklendiği belirtiliyor. Zahir Qazî’nin bu katta yaptırdığı 8 köşeli yıldız (Necm) simgesindeki küçük bir havuzla da, dedesi Necmeddin Eyyubi’nin adının söz konusu kale ile anılmasını sağladığı tahmin ediliyor. Yine 8 köşeli yıldızın 8 ilkeyi anlattığı bunların da;sabır, şükür, sadakat, merhamet, doğruluk, sır tutmak, acizliğini bilmek ve cömertlik olabileceği belirtiliyor. 

Zahir Qazî’nin ardından buraya artık Necm Kalesi denilmeye başlar. 13-14’üncü yüzyıllarda Moğol istilası ile birlikte Necm Kalesi de büyük zarar görür. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma döneminde 1820’lerde kalenin civarında oturan bedevi aşiretler baş kaldırır. Osmanlı, isyanı bastırmak için bölgeye saldırılar gerçekleştirir. Kalenin batısı bu saldırılardan büyük darbeler almasına rağmen, Osmanlı burayı bedevi aşiretlerden alamaz. Kalenin batı tarafındaki tahribatın o dönemin izlerini taşıdığı belirtiliyor. 

Çeşitli dönemlerde restorasyonlardan geçirilen Necm Kalesi, günümüze kadar varlığını korudu. 

KALENİN YAPISI

Bütün bölgeyi gören yüksek bir tepede kaya üzerine inşa edilen sağlam duvarların yanı sıra,doğal savunma yollarına da sahip. Doğudan batıya doğru uzunluğu 170 metre, güneyden kuzeye doğru da genişliği 130 metredir.Irak ve Suriye arasında Fırat Nehri’nin kenarında kervanlar için önemli bir geçiş noktası. Yan duvarlar dümdüz çıkılırken, Fırat Nehri’ne bakan kapı tarafında kayaların üzerine kurulu taşlar, aşağıdan yukarıya doğru her bir taş 4-5 santim içe kaydırılarak saldırılara ve doğal afetlere karşı korunaklı bir mimari ortaya çıkarılmış. 

Yanı sıra kalenin etrafı, kayaya oyulmuş 8-9 metre genişliğinde hendeklerle çevrilmiş, kapı kısmı da 7 metrelik bir derinlikle korumaya alınmış. Kale çok sayıda farklı şekillerdeki burçlarla korunuyor. Kimi dörtköşe, kimisi diktörtgen, kimisi de üçgen şeklinde olan burçlarda okçu yerleri bulunuyor. Saldırılar esnasında kaleyi ilk elden koruyan, etrafındaki hendeklerdir. Hendekleri aşan saldırganlar dik duvarlarla karşı karşıya kaldıkları için ilerleyemiyor ve okçuların hedefi oluyor. Fırat Nehri’ne bakan kalenin tek giriş kapısını iki burç koruyor.  Giriş kapısının üzerinde Arapça hat ile Zahir Qazi’yiöven bir kitabe bulunuyor.  Kalenin içinden çıkarılan ve girişinde bulunan yüzlerce kilo ağırlığındaki taş kitabelerde de Eyyubileri anan yazılara rastlamak mümkün. 3 katlı kalenin zemininde; silah deposu, su deposu, savunma burçları, kale ahalisinin mezarları ve gizli geçitler bulunuyor. 

Zeminin hemen üzerindeki katta ise; küçük bir saray, kabul salonları, hamam, fırın, okçular için açılmış daracık pencereli savunma burçları, çarşı diye tabir edilen uzun bir koridor ve bu koridora açılan tonozlu odalar ile atların bağlanıp dinlendirildiği uzunca bir bölüm yer alıyor. Atları bağlamak için çengel olarak kayalardan oyulma kulplar dikkat çekiyor. Ayrıca bu kattabuğdayın el ile öğütüldüğü bir oda ve bu odada değirmen taşları varlığını koruyor. Kalenin içerisindeki hiçbir yapıda pencere olmaması dikkat çekiyor. Işıklandırma ve havalandırmanın, en üstte açılan yuvarlak deliklerden sağlandığı tahmin ediliyor. En üst katta ise civardaki tüm alana ve Fırat Nehri’ne hakim yapılar kaleyi çevreliyor. Bu bölümde küçük bir mescit, yanı başında hamam, askeri komutanların dinlenme odaları mevcut.

İkinci kattan zemine inen gizli geçitlerde bulunuyor. Bu geçitlerden biri, bir süre indikten sonra 2 yola ayrılıyor. Fırat Nehri’nin kenarına inen geçit büyük bir tarihi taş kapıyla kapatılırken, ikinci gizli geçidin ise zamanla kapandığı tahmin ediliyor. Söz konusu geçidin Fırat Nehri’nin altından geçen tünele açıldığı rivayet ediliyor. Burada çetelerin kompresörlerle bu geçidi bulmak için kazı yaptığı ve başka odalarda da benzer çalışmalar yürüttüğü halen açık olan deliklerden gözleniyor. 

Kalenin hemen önündeki güvenlik kulübesinde hala savaşın izleri var. DAIŞ’in ilk ismi olan El Dewlet-ülİslamiyye Fil-IraqWe-Şam yazısı ve çok sayıda mermi izi burada yaşanmış çatışmanın tanıklığını gösteriyor. DAIŞ, her ne kadar kaleyi havaya uçurmamış olsa da, Necm Kalesi köyü sınırları içindeki tarihi mezarlıkta bulunan 2 tarihi yapıyı yerle bir etmiş. 

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Necm Kalesi’ni yeniden ziyaret etmek mümkün. Her gün çok sayıda yerli ve yabancı turist güvenliği sağlanan bu bölgeye günübirlik ziyaretler gerçekleştiriyor.

Abdurrahman Gök - dihaber

Minbic'te ayakta kalmayı başaran 2000 yıllık bellek: Necm Kalesi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ALMANYALI ŞARKICI AYÇA PERİ  , İSTANBUL `DA   KLİP ÇEKTİ
ALMANYALI ŞARKICI AYÇA PERİ , İSTANBUL `DA KLİP ÇEKTİ
Ulusal Pamuk Konseyi Mali Genel Kurulu Ankara `da Yapıldı
Ulusal Pamuk Konseyi Mali Genel Kurulu Ankara `da Yapıldı