Advert
Advert
Advert
TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM…
Mahmut Alınak

TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM…

Siyaset Tanrısı emretti,  Meclis’te eller kölece bir itaatle havaya kalktı ve meclis içtüzüğü değişti.
Böylece bu meclisin halkın değil, hükmedenlerin meclisi olduğu bir defa daha tarihin hafızasına geçmiş oldu.
Milletvekilleri bir koltuk karşılığında orada artık birer rehindirler.
Kürsüde ancak boş gevezelikler yapabilecekler. Bunun dışında dillerinde hep bir kelepçe ile dolaşacaklar.
Siyaset Tanrısı hakkında ileri geri konuşamayacaklar. Seçmende demokrasi varmış gibi bir algı yaratmak için sadece eleştirir gibi yapacak, ama eleştiremeyecekler.  Yani anlayacağınız cambazlık yapacaklar.
            Tarihteki Türk devletlerini eleştiren konuşmalar yapamayacaklar.
Meselâ…
Osmanlı devletinin, taraf olduğu 1. Emperyalist Savaş’ ta doksan bin gariban  çocuğunu kış kıyamette Sarıkamış’ta dondurarak öldürdüğünü ileri süremeyecekler.
Padişahların haremlerinde erkekleri hadım edip genç kızları cariye olarak kullanarak, insanlık suçu işlediklerini söyleyemeyecekler.
Soygun, talan ve zorbalık demek olan anayasal düzene karşı konuşmalar yapamayacaklar.
Devletin,
Koçgiri, Dersim ve Zilan’ da on binlerce Kürdü kan derelerinde boğduğunu,
            Gezi ve onlarca Kürt şehrinde katliam yaptığını,
Ve Ermenileri kitleler halinde ölüm yolculuğuna çıkardığını söyleyemeyecekler.
Devletin katlettiği çocukların fotoğraflarını kürsüde gösteremeyecekler. Miray bebek, Ceylan Önkol, Ali İsmail Korkmaz, Uğur Kaymaz ve diğer masum çocuklar fotoğrafları ile bile meclise giremeyecekler.  
Ve milletvekillerinin ağzından Türkçe’ den başka tek kelime çıkmayacak.
Dersim, Amed, Botan gibi sözcükleri kullanamayacaklar.
Aksi halde önce kürsüden indirilecekler, sonra da meclisten geçici olarak çıkarılacaklar.
Kısaca, resmi ideoloji dışında hiçbir şey konuşamayacak, nefes daha alamayacaklar.  Kürsüye her çıktıklarında ceza giyotinini hep enselerinde hissedecekler.
            Tüm konuşmalar Türklük ve bu holdingler düzenini bezeme üzerine kurulacak.  
            Türklük söz konusu olunca da,
Beyinleri daha ilkokulda, TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM ırkçı andı ve tüm hayat boyu körüklenen milliyetçilikle göçertilmiş bazı Türkler, kendi ölüm fermanlarına el çırptıklarını bilmeden, bu konuşmaları coşkuyla alkışlayacaklar.
Onlar bilmezler ki,
Milliyetçilik, yönetilen halkın değil, ülke pazarın ı ele geçiren ya da ele geçirmeye çalışan burjuvazinin ideolojisidir. Emekçiler için ölümcül bir yoksulluk, egemen sınıflar içinse ülkenin devasa zenginliklerine kavuşmanın altın yoludur.
Ve…
Halk kitlelerinin bu morfinle uyutularak hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmasıdır.
İşte bu nedenle her hükümran ulusun milletçiliği halk düşmanlığıdır.
Böyle olduğu içindir ki,
ÖTEKİ MİLLİYETÇİLİKLER GİBİ, TÜRK MİLLLİYETÇLİĞİ DE ESASINDA TÜRK HALK DÜŞMANLIĞIDIR ve TÜRK EMEKÇİLERİNE DOĞRULTULMUŞ ÖLDÜRÜCÜ BİR SİLAHTIR.
Bu öldürücü silah, bu tüzük değişikliği ile Meclis’in eline tutuşturulmuştur.
O halde yapılacak şey nedir?
Halk, boynunda kölelik zinciri ile yaşamaya razı ise söylenecek bir şey yok.
Ama…
Bu ülkenin zenginlikleri benimdir, ben bu zenginliklere sahip çıkmak ve hayatı özgürce yaşamak istiyorum, diyorsa, bu meclis sevdasından vazgeçmelidir.
Başına örülen kirli çorabı çıkarıp atmalı, bu düzene, onun kurumlarına ve siyasetçilerine rest çekmelidir. alinakavdo@gmail.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı