Advert
Advert
Advert
CEZAEVİ BALTASI İLE YÖNETİLEN ÜLKE!
Mahmut Alınak

CEZAEVİ BALTASI İLE YÖNETİLEN ÜLKE!

Siyasi bir makale karanlığa aydınlık saçmıyor, toplumu kuşatan sorunlara çözüm önermiyor ve çıkış yolunu işaret etmiyorsa…
Bir hedefi ve amacı yoksa…Ve kendini bildik sorunları anlatmakla sınırlıyorsa, okunmasa da olur. Okumayanlar bir şey kaybetmiş olmazlar.
         

  Bu yazı işte böyle bir yazıdır.


Adaletsizlikler Bakanı müjde verir gibi açıkladı: Elli yeni cezaevi yapılacakmış, toplu yargılamalar için de yeni duruşma salonları hazırlanıyormuş.
Zorbalığın ve siyasi iflasın apaçık ilânıdır bu. 

Bunlar elli fabrika, bilim araştırma merkezi veya kütüphane açacak değiller ya, elbette cezaevi açacaklar. Çünkü diktatörlüklerini din, bayrak, vatan demagojisinin yanında en çok cezaevlerine borçludurlar.


Halkta kendilerine karşı yükselen öfkeyi, cezaevi baltasını insanların enseleri üzerinde sallandırarak kontrol altına alıyorlar.  


Türkiye cezaevleri, kapısından insanlığın içeri girmediği birer zindandırlar. Arama bahanesiyle çırılçıplak soyundurma ve karşı çıkanlara ise şiddet kullanma, uygulanan haysiyet kırıcı işkencelerden sadece bazılarıdır.

Silopi eski belediye başkanı Muhsin Kunur, cezaevlerindeki cebirden payını alan binlerce siyasetçiden biridir.
“Suçu” bir basın toplantısına katılmış olmaktır!


Elazığ Cezaevi’nde tutulan Muhsin Kunur dört gün önce annesini kaybetti. Bir insanın ebedi yolculuğuna giden annesini son defa ziyaret etme hakkı dokunulmaz, kutsal bir haktır.
Gelgelelim AKP devleti, cinayet, gasp ve uyuşturucu sanığı mafya babalarına tanıdığı bu hakkı, güvenlik bahanesiyle Muhsin Kunur’dan esirgedi.
 
Yalana boğulmuş dillerinden din, iman ve mukaddesat lafları hiç eksik olmaz, papağan gibi tekrarlayıp dururlar. Ancak bir insanın ölmüş annesini son kez görme ve onunla vedalaşma hakkını da ayaklar altına almakta bir sakınca görmezler. Bunlar işte böyledir, bir ilkeleri yoktur, yanardönerdirler, işlerine nasıl gelirse öyle konuşur, öyle davranırlar.
 Bu bir insanlık suçudur, AKP’ye yakışan da budur!
Aslında bunda bir tuhaflık yok.
Tuhaf olan, bu zorba yönetimden hak, hukuk ve insanlık beklemektir.
İşbirlikçi bir Türk, Kürt ya da başka halklardan biriyseniz, siyasi tetikçilik ve militanlık yapmanızın diyeti olarak devletin himmet ve nimetleriyle ödüllendirilirsiniz. Devlet şemsiyesi hep başınızın üzerinde olur.   
 Ama…
Muhalif ve devrimciyseniz, adınız Muhsin Kunur, Ahmet Şık veya Aysel Tuğluk ise devletin hıncı volkan olup yakar sizi.
            Ey AKP!
Sen onlarca Kürt şehrini ağır silahlarla kuşatıp aylarca bombalarken, “güvenlik tedbiri” almakta zorlanmadın da Muhsin Kunur’u merhum annesine götürmede mi güvenlik zafiyeti yaşadın?
Bugün kuşattığın Sur’u yıkarken güvenlik önlemi alabiliyorsun, ama bir Muhsin Kunur için önlem alamıyorsun!
Sana inanmamızı mı bekliyorsun?
Suç sende, kusur ise seni adaletli davranmaya çağıran ve hâlâ ümit eden bizlerdedir.
Genlerinde adaletin zerresi olmayan bir kurum nasıl adaletli olabilir, böyle bir şey mümkün müdür?
Başta da söyledim, bu makale benzer birçok siyasi makale gibi önemsiz bir makaledir; ne Muhsin Kunur’a, ne de başkasına bir faydası var. Çünkü girdaptan çıkmak için bir yol, bir çözüm önermiyor.
Bizler, emekçi düşmanı bu düzene karşı birikmiş kızgınlığımızı bilgisayar tuşlarında söndürüp vicdanımızın yükünü hafifletirken…
Sorunlar üzerinde sonu gelmez gevezeliklerle zaman öldürürken…
Bir de bakacağız ki, Adaletsizlikler bakanı sözünü ettiği o elli zindanın açılışını yapıyor!
Yaraya merhem olan ve çıkış yolunu gösteren söz ve hareketlere ihtiyacımız var.
Bu ve benzer yazılar sabun köpüğüdür.
alinakavdo@gmail.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
HKÜ Öğrencisinden Dünya Şampiyonasında Büyük Başarı
HKÜ Öğrencisinden Dünya Şampiyonasında Büyük Başarı
ŞANLIURFA DA FECİ KAZA
ŞANLIURFA DA FECİ KAZA