İbrahim Uygur
İbrahim Uygur
Giriş Tarihi : 15-09-2017 17:58
Güncelleme : 08-05-2019 01:56

HIRSIZLIĞA SAYĞINLIK KAZANDIRANLAR UTANSIN.

 Toplum tarafından kabul gören geleneklerden gelen kimi örf ve adetler takdir görürken maalesef toplum tarafından hoş karşılanmayan, reddedilen, çirkinlik olarak kabul edilen hırsızlık olayı toplumumuzda boyutlanarak sürdürmektedir.  

            İnsanlık tarihi kadar uzun bir geçmişi olduğuna inanılan hırsızlığın, ilk insanlarda ateş ve av çalmayla başladığını sanırım duymuş veya okumuşsunudur. Paylaşmak gerekirse; hırsızlığın bir başkasına ait bir malı, mal sahibinden habersiz ve gizlice ya da zorla elde edilmesidir. Çeşitli isimlerle adlandırılsa da hepsinin adı, temeli hırsızlıktır. Toplumda hoş karşılanmasa da günümüzde nerede ise bir mesleğe dönüşmüş.  

            Hırsızlığın dini boyutu ayeti kerime ile şöyle açıklanmaktadır. "Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp-vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı Rahîm'dir." (Nisâ sûresi, 4/29)

            Hırsızlık bir zamanlar toplumda özellikle kırsal alanda yanlış da olsa, kabullenmesek de  bir saygınlığı vardı. Hala bazı toplantılar da hırsızlıkları ile önlenmiş olanların yaptıkları  hırsızlık anlatılır. Kırsal alanda yaşayanlar hırsızlıkların yapılması özellikle bölgede hüküm süren ağalar, beyler tarafından yaptırıldığı hepimizin malumu... Ağalar tarafından beslenen bu hırsızlar başka köylere gönderilir, başkasına ait evlerden eşyaları çaldırılırdı. Hem malı giderdi hem evinde eşya çaldırdığı için küçük düşürülmüş olurdu.

            Hırsızlık bir millete mal edilmemelidir. Her milletin için  hırsızlık yapanlar vardır. Hattı bazı toplumlarda hırsızlık yapmayan adam yerine konulmazdı. Bir babanın oğluna kızarak "sende erkek misin hani hangi evi soydun" dediğinden akşamı oğlu gittiği evde getirdiği eşyayı köyün önünde sergi yaptığına tanık olmuştum. Köy yerinde ya bir tuluk yağ çalınır, ya koyun sürüsünden bir bölüm getirilirdi. Ya büyük baş hayvan ya da girdiği evde ne bulursa,"pahada hafif yükte ağır" bir şeyler çalınırdı.

            Bir ara kırsal alanda bu hırsızlık utanılacak bir iş gibi görüldü ise de  artık sıradan bir iş olmuş. Ayıp sayıldı, hakaret gördülerse de şimdi kimse umursamıyor. Ceza evleri yol geçen hanı yaptılar. Sosyal bir yaraya dönüşen bu hırsızlık çeşitli isimler altında şehir merkezlerinde metropollerde yaygın bir hal aldı.

            Bir sosyal patlamanın işaretidir. En büyük etkeni işsizliktir. Dediğim zamanla şimdi arasında elli yıl geçti hırsızlık utanılacak bir  iş olması  herkes tarafından kabul görse de şehirlerdeki hırsızlıklar bir zulme dönüştü, çekilmez bir hal aldı. "Yavuz hırsız ev sahibi bastırır" misali şimdi hepsi yavuz.

            Televizyon haberlerinde ilginç hırsızlık olaylarına rastlıyoruz. Yüzlerine tüküren çok olsa da "onlar için artık yağmur yağıyor" misali... Bunlar devlet tarafından tedavi ettirilmeli, kamplar açılıp onlar rehabilite edilmelidirler. Başkasının emeğini, alın terini, helal kazancını hiç bir sebep olmadan almasının geçerli bir nedeni olamaz.

            Hırsızlık şimdi nerede var, nerede yok ayırt etme olanağımız yok. Nereye karıştırsan bir hırsızlık olayı çıkıyor. Ticarette, siyasette kısacası her yerde kendini göstermektedir. Kürtlerin bir sözü var kafiyeli olduğu için sizinle paylaşıyorum. "Mala dıza, quça guza" Hırsızın evi ceviz kümesi demişlerse de şimdi ki hırsızların dünya yaşamını gerektiren eksikleri olmadığı gibi çok lüks yaşayanlar olduğu gibi nefesi açlık kokanlar da vardır.  

            Hepinizin malumu; çocuk ilk önce eve komşunun kümesinden bir yumurta getirir, annesi hoş görür.  Ardından tavuk getirir, takdir edilir. Derken koyun getirmekle bu işi sürdürür, annesi onu hep aferinler  takdir eder.

            Neticede öküz çalınca zamanın hükmünde idama mahkum edilir. Son dileği annesini görmek ister. Gelir annesinin feveranını görür, annesine "anne, senin dilini öpmek istiyorum" der. Annesi dilini çıkarınca annesinin dilini ısırır ve koparır. "Yumurtayı getirdiğimde bana kızsaydın bu güne gelinmezdi" der.

            Yönetimi altında bulunan kimselere sık sık müdahale edenler bekledikleri verimi alamadıkları gibi onları da arsız ederler; yiyecek ve para bakımından da sıkıntıya düşürenler onları hırsızlığa itmiş olurlar. Onun için "çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin" demişler.

           

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Galatasaray 69 34
  • 2 Medipol Başakşehir 67 34
  • 3 Beşiktaş 65 34
  • 4 Trabzonspor 63 34
  • 5 Yeni Malatyaspor 47 34
  • 6 Fenerbahçe 46 34
  • 7 Antalyaspor 45 34
  • 8 Atiker Konyaspor 44 34
  • 9 Alanyaspor 44 34
  • 10 Kayserispor 41 34
  • 11 Çaykur Rizespor 41 34
  • 12 Sivasspor 41 34
  • 13 MKE Ankaragücü 40 34
  • 14 Kasımpaşa 39 34
  • 15 Göztepe 38 34
  • 16 Bursaspor 37 34
  • 17 BB Erzurumspor 35 34
  • 18 Akhisarspor 27 34
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
Şanlıurfa'da En tatlı müze
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA