Advert
Advert
Advert
Osman erkan’ın yeni şiir kitabı “eğri oturan”
Misbah Hicri

Osman erkan’ın yeni şiir kitabı “eğri oturan”

Osman Erkan’ın imzalayıp gönderdiği zarif davranışından dolayı minnettar olduğum  yeni şiir kitabı… “Eğri Oturan.” Bende şiirlerini okuduktan sonra; “eğri oturup doğru konuşmak” toplumsal bir ruh haline dönüştürme arzusu öteden beri var olması kalemime güç kattı. Adaleti savunmanın şair olma gereği olduğuna inanıyorum. Yürekten gelen sesi söz sanatına çeviren şairin, şiire olan sevdası takdire şayan... Şiir sevenlerle buluşan dördüncü kitabı… Kitap yetmiş sayfa, yirmi altı şiir. Okununca tadına varılır ancak…

Kendini şiire adamış, yüreğinin sesini emeğe dönüştüren bir şair. Dil işçiliği ile şiire bilimsellik katan, ısrarcı bir sabırla sürdürmesi önemli bir davranış. Ömrünü şiirle yoğurma uğraşında... Şiir onun  yaşam tarzı... Farklı kelimelerle geliştirdiği, kendine özgü dil çalışmasıyla farkındalığını ortaya koymakta...

Ben anlaşılır şiiri sevsem de, toplumun susan vicdanını gür bir seda ile ortaya koyduğu kelimeler, yeniden vicdanın sesini yüklemesini arzulaması  ister istemez duygularımızı okşamaktadır.  Onun için her şair göndere çekilmiş bir isyan bayrağıdır.

Osman Erkan’nın dili, kelimeleri, sabırla azmi birleştiren, hasretin ne olduğunu bilen, toplumsal değerleri, umudun sesini müjdeleyen, özgürlüğün ve onurun imgesel sözcüsüdür. Bunun yanında felsefi derinliğiyle düşündüren bir olguya dönüşen kelimeler, bizi içten içe sarmalamaktadır.

Sayfa dokuz ve “ağzı sövme kokuyor cep” şiiri ile kitap başlıyor. Bende bunu sizlerle paylaşarak onun duygularının sesini tarihsel dışavurum olarak kelimelere nasıl yansıdığını özümseyelim.

“benim babam/03.49/bitimsiz/parlak gibisinden eksiğine esastan bozulmaz/ çalar saat çaldı /benim babam demir haşlıyor, demir başlıyor/ bir bulut sırtı şey değer mertebesinde /hiç hiç sarhoşu üst üste yumruk atıyor/ suya sayısal yumruk sayıca vurul sonrasıydı/belki babam” ve şiir devam ediyor. Okumak lazım. Okuduğunda üzerinde düşünmek lazım… Şifresini, ancak muammasını çözünce anlaşılır her şey…

Şair, 1949 Urfa doğumlu. Ticaret lisesini doğduğu şehirde bitirir. Adana İkt. ve Tic. Bil. Akademisi İşletme bölümü mezunu. O gün bu gündür ancak Urfa'ya misafir olarak ya da özel günlerde gelip gider. Onun dünyası orası da olsa yüreğinde Urfa kadar Türkiye çarpıyor. Kim ülkesini sevmez ki; hüzünlendikçe damarlarda vatan özlemi hareketlenir durur. Gezip görmese de onu hatırladıkları kâfi gelmese de  anıları içinde barındırması yeterli…

Sevgisi yaşadığı ülkeyle bütün, çektikleri ise ülkesinde ki yaşanan düzensizlikler, hak ihlalleri, kör gecenin yüreklere indirdiği köze karşı yürek yangınlarına fırsat vermemek… Ondandır kalem düşmüyor elinden. Her haliyle açık bir yazınsal sesleniş…

Sayfa on dört “kapalı bakınıyoruz” şiiri… “apaçık evrak izahatına/bir av idmansız bi/ malca şekil, tekil anahtarı al kişisi/ koynunda/ tos tos ataklık” Ben kestim şiir devam ediyor. Biliyorum her mısra üzerinde kafa yormadan olmuyor. Çünkü şairin yaşadıkları kendini yazmaktan alı koyamadığı bir gerçeklik... Onun için olduğu kadar şiir bizim için de vazgeçilmeyen  bir tutkudur. Şairin beyin gücünün ve yüreğinin sesini siz ne kadar kendinize göre yorumlasanız da sırrı şairde…  

Şair ezilmişliğe yaşam tarzıyla olduğu kadar kelimeleriyle de dik durmasını bilen, gizemli bir seslenişle barış ve kardeşliğin nasıl olması gerektiğini şiirleştirirken, az sözcüğe çok anlam yüklemesini bilendir.

Sayfa otuz ve “tironova” şiirini sizlerle paylaşmasam olmaz. “doğu doğudan oğul/ batı odalar parça kara/ odaları/ anladım sopalısınız/” deyip şiirden parçalar seçerek yüreğinizin bam teline dokunayım. “anladım korkakmışım/ bana müsaade parçam” yine bir beyit “haberiniz olsun ey gemiler/yeni denizler arıyorum.” 

 Her kelimesi her mısraı ile yürekleri hoplatan seslenişi görsel imgelerle şiirin şifasına inan ve yaratıcı sözcüklerle hamlelerini sıralar birer birer… Negatif sözcükleri olumlu anlamlar yükleyerek ciddi bir yaşama döndürme çabasıdır tüm yaptıkları.

Osman Erkan sürekli kendini yenileyen, benim arzuladığım anlaşılır şiirden kopmuş da olsa hala taptaze mısralarla hitap etmesi yüreğimi hoşnut etmekte… Keskin ve kesin nidaları olmazsa, insan özü olan şiirin anlamı olmadığı gibi içeriği de gök kuşağı renkleri ile buluşması olanaksızdır.

Sayfa altmış dokuz ve son şiirden bir parça; “incelikler taşı” başlıklı şiir… “ taş tanıklığında/ denizler baba/bulutlar anne/ çocuklar milyon milyon/ tane yağmur./ küçükken kafamı kırmıştın sana teşekkür ediyorum taş/ bir savaşta bir insan, bir tırtıla dönüşebilir mi baba/ şiir devam ediyor.

Bu kitabı temin etme şansınız olsa ne mutlu sizlere…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı