Advert
Advert
Advert
 ÇEVREYİ SAHİPLENME
Misbah Hicri

ÇEVREYİ SAHİPLENME

Çevreyle ilgili birçok soruyu kendimize ve bir başkasına sorabiliriz. Her şeyimiz gibi bu da kocaman bir eksiklik olarak karşımızda durmaktadır.

            Çevreye bakım ve çevrenin korunması temizlikten geçtiğini hepimiz biliyoruz. Ama koruma ve bakıma geldiği zaman hepimiz bir başkasına bırakırız. Halbuki o sorumluluğu biz yerine getirerek başkasına örnek olmalıyız.

            Çevreye sahip çıkma, önce kendi çevremizden başlar. Kendi çöpümüzü alıp çöp bidonlarına kadar taşıma yüreklilik ve tevazusunu gösteriyorsak; çevreyi seviyor ve sahip çıkma sorumluluğunu edinebiliriz demektir. Bunu kendine yakıştırmıyor, apartmanın uygun bir yerine bir ağaç dikmeyi beceremiyorsak,  çevre temizliğinden ve çevreyi korumadan, yeşili sevmeden  bahsedemeyiz.

            Çevre; ilgi duyduğum, sahiplenmek istediğim bir  alan. Bu kadar faydalandığımız ve hoyratça kullandığımız, yarının ne olacağını düşünmeden savurganlıklara karşı suskun duran çevreye sahiplik etmek bir ayrıcalık bir  mutluluktur…

Sosyal bilimin yoğunlaştığı bir alan, toplum ve çevredir. Bunlar ayrılmaz ikilidir.   Çevrenin toplum üzerinde bu kadar etkisi varken bilimsel bir sahiplenmeyi beklerken ilgisizliğimiz çevreyi sürekli bilimin dışına itmiştir.  İnsanlığın gelişmesinde en etkin olan çevre bu gün yine insanlar tarafından yönetim ve kullanım tarzında meydana gelen tahribat bilim adamlarını sorumluluktan kurtaramayacağı bilinmelidir.  

            Çevre; temiz tutulmakla, ağaç ekmekle sınırlandırılmamalı. Çevre; bilimin, felsefenin,  toplumsal gelişmenin farkını ortaya koyduğunu kavramamız gerekli. Bunu bir ders olarak verilmesi ve çevreyi sahiplenme olgusu bir öğreti şeklinde olmalıdır.

            Çevre niçin bu kadar ihmal edilmekte ya da niçin ilgisizliğin kurbanı olmaktadır derken, konuyu irdelediğimizde  hakim sistemin çevreyi ters düşmesi beraberinde getirdiği, çevreye yabancılaşmanın verdiği   sıkıntılar, servet edinme hırsı, toplumsal çelişkiler sıralayabileceğimiz nedenlerdir. Çağımızda süren savaşların verdiği tahribatın boyutu zaten  anlatılır gibi değil.

            Doğadan aldığımızın kaçta kaçını verebiliyoruz? İnsafsızca kullanılan kaynaklar sömürü çarkında tükendiğini bilmemize rağmen sahiplenmek yerine suçlarına bilerek veya  bilmeyerek ortak olduğumuz meydanda. Kendi kültürüne, kendi geçmişine karşı çıkan kendi türüne insafsızca saldıranlar, doğaya karşı iyimser olmasını kim bekleyebilir.

            Hangi canlı türü bu kadar canlıları, bitkileri kıyıma uğratmıştır, söyleyebilir misiniz? İnsanların on bin yıllardır getirdiği medeniyete, uygarlıklara ve bunların kalıntılarına düşman olan insanlar savunmasız korumasız doğayı hiç rahat bırakır mı ?

            Bakınız ilimize 35 km uzağındaki Tektek Dağları’nı 1973 yılından beri bilirim. O yıllarda doğal alana ayak attığımız andan itibaren   keklik sürüleri  takım takım uçuşurdu. Yöreye mahsus endemik türleri ile tavşanı, tilkisi, kurt ve sırtlan türleri, farklı bitki örtüsü, florası, faunası ile bir doğa harikası olan bu doğal alan ne haldedir, bileniniz var mı ? Farklı çeşitleri ile sürüngen, kaçan ve uçan hayvan türleri görülmeye değerdi.

            Kartpostallarımızı süsleyen, çocuklarımıza ad olan sevgiliyle, yarla özdeş tuttuğumuz ceylanın, av adı altında nasıl katliama uğrayıp neslinin tüketildiğini biliyor musunuz?

Tektek Dağları Şimdi Milli Park olmuş, her vatandaşın gidip oraya gezmesini isterim. Tekteklerin yeniden sahiplenilip korunması gerekir.

sağlıklı bir  envanteri olmadığı gibi Çevre ve Bölge Müdürlüğü dururken hala Köy Hizmetlerine bağlı bir birim olan Topraksu Araştırma Enstitüsü tarafından bakımı ve  koruması yapılmaktadır. Öncelikle Tektek Dağları’nın korunması ve sahiplenmesi tüm çevre köylerinde yaşayanlara büyük görev düşmektedir.

            Nüfusun hızla artması insanın doğadan büyük beklentileri olması yarını düşünmeyen zevklerini tatmin ederlerken doğal ortamın tahribatını hızla etkilenmesine sebep olmuştur.   Kötüye kullanılan teknolojiye “dur” demek yerine, onu servet ihtirası yönünde kıran kırana kullanılması bunun göstergesidir. Kıraç ve yaylaları ekime açmak, kayaları yerinden oyup meraları  tarla haline getirme, sondajlar vurup yer altından çıkan suyu insafsızca ve barbarca kullanarak tuzlama ve çoraklaşmayı meydana getirenlere kim ne yapabiliyor.       

            Bu konuda biraz daha duyarlı olmak, uyarıda bulunmak  çevre adına insanlık görevleri arasında olmalıdır.               

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı