Advert
Advert
Advert
 AVUKATLIĞI BUNUN İÇİN BIRAKTIM
Mahmut Alınak

AVUKATLIĞI BUNUN İÇİN BIRAKTIM

Dün Silivri Cezaevi’nde Ahmet Şık ve Selçuk Kozağaçlı’ yı ziyaret ettim.

 

Dışarıda hava kapalı, soğuk ve kasvetliydi.

 

Devletin silahlı güçlerinde sıkıca korunan cezaevinde şunu gördüm:

 

AKP, kendini en güçlü sandığı yerde yenilmiştir. Ahmet Şık ve Selçuk Kozağaçlı sanki beton duvarlar arkasında değil, renk renk çiçeklerle bezenmiş güneşli bir çimenlikte bir çay sohbetindeydiler.

 

Gözleri yenilmez bir iradenin ateşi ile ışıldıyordu. İkisi de coşkun bir sel gibi gürül gürüldü, etrafa neşe saçıyorlardı.

 

 AKP, boğazına kadar gömüldüğü kir ve faili olduğu zulümle birlikte mezara gidecek ve hep öyle anılacak. 

 

Ama cezaevine kapattığı aydınlar gök kubbede yıldız yıldız parıldamaya devam edecekler.

 

Selçuk Kozağaçlı bir itirafçının hiçbir hukuki değeri olmayan iftiraları bahane edilerek tutuklanmış.

 

 Ve iki aydır hücrede tek başına tutuluyor. Başka tutuklularla görüşme hakkı var, fakat kimseyle görüştürülmüyor!

 

Baştakilerin emirleri kanun ve hukukun yerine geçmiş.

 

Ahmet Şık’ a atılan suçlama ise maymunları bile kahkahaya boğacak cinsten… Aralarında hiçbir ideolojik ve politik bağ bulunmayan iki ayrı örgüt, PKK ve Dev Sol propagandası yapmakla itham ediliyor!

 

Avukatlar bu deli saçması suçlamaları çürütmek için mahkemede çırpınıp duruyorlar, ama çabaları hâkimleri esnetmiyor.

 

Bu hep böyledir.

 

Hâkimler sabırla dinler, sonra da kafalarında ne kurmuşlarsa karar diye yazıya dökerler. Gaye formaliteyi tamamlamaktır.

 

Dikkat ederseniz mahkemelerde kürsüler yükseğe kurulmuştur. Amaç insanlarda dehşet duygusu yaratarak etrafa korku salmaktır.

 

Ben eskiden avukatların yargılamada bir fonksiyonlarının olduğunu düşünürdüm. Ancak avukat olduktan sonra gördüm ki, böyle bir şey yok; devlet, avukatlık mesleğine yargıya meşruluk kazandıracak bir rol biçmiş.

 

Ben de avukat olarak yıllarca bu hukuksuzluğun bir parçası oldum. Başka bir işim ve mesleğim yoktu, avukatlığı sadece ekonomik nedenlerle sürdürdüm.

 

Ta ki Kars’ta on bir yıl önceki Newroz’da polis saldırısına uğrayıncaya kadar.  

 

Saldırıyı kınayan bir açıklama yaptım diye, mahkeme beni saldırgan polislere tazminat ödemeye mahkûm etti.

 

Yani hem dayağa maruz kaldım, hem de tazminat ödedim.

 

İşte o gün, “Yeter artık, bu yargılama tiyatrosunda daha fazla rol almayacağım,” diyerek avukatlığı bıraktım.

 

Ahmet Şık ve Selçuk Kozaağaçlı ile vedalaşıp dışarı çıkarken, Romanya eski devlet başkanı Çavuşesku ve eşi Elena’yı yargılayan mahkeme geldi gözümün önüne.

 

Darbecilerin infaz mahkemesi, 1989 kışında bir saatlik sözde yargılama yaparak Çavuşesku ve Elena’ yı ölüme mahkûm etti.

 

 AKP’ nin kurduğu mahkemeler de Romanya’daki o infaz mahkemesi gibi çalışıyor ve delile ihtiyaç duymadan sözde yargılamalarla ceza yağdırıyorlar.

 

Tayyip Erdoğan az önce Akasaray’da adalet nutukları attı. Sözlerinin hiçbir inandırıcılığı ve değeri yoktu.

 

Selçuk Kozağaçlı ve Ahmet Şık dışarıya selam ve sevgilerini yolladılar. alinakavdo@gmail.com   

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı
Beyoğlu'nda silahlı saldırı 3 yaralı