• Türkçe English Arabia
  • Mobil Site
  • Künye
  • İletişim
  • Yeni Kayıt
  • Üye Girişi
Advert
Advert
“NANKÖRLÜK SEVGİNİN MEZARIDIR”
Misbah Hicri

“NANKÖRLÜK SEVGİNİN MEZARIDIR”

Başlığa attığım veciz sözü La Rochefoucauld isimli düşünüre ait. Keşke kimse nankörlük yapmasaydı da sevgiye mezarlık  olmasaydı. Onun için siz, siz olun öyle kolay kolay insanlara kanmayın. Onlar size kendilerini anlattıkları gibi değil, size yaşattıkları gibidirler. Kimini geç öğrenirsiniz de netice de öğrenirsiniz. Halkın arasında bir deyim var,  "kavun değil ki koklayasınız."

Nankörlük kelimesini ayrıştırdım. “Nan” ve “kör” kelimelerinden oluştuğunu gördüm. “Nan” (ekmek) “kör” malumunuz görmeyen. Dolayısıyla "nankör" (iyilik sevmez), kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmeyenlere takılmış bir lakaptır. Hani hep “nankör kedi” deyimi kullanılır ya! Türkülere, şarkılara bile girmiş. Aslında kedinin nankörlüğü insanların nankörlüğü yanında hiç kalır.

                Nankörlükle ilgili ayet-i kerime, hadis-i şerif ve nice özlü söza rastladım. Ama ben sosyal yaşamda kullanılan sözlerden hareketle gerektiği yerde, gerektiği  nankörlükle ilgili  özlü söz ve anlam içeren söylemleri sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.  Nankörlük dinsel ve siyasal gelişmelerin dışında hasetlik, kıskançlık başaramamanın verdiği öfkedir.

                Nankör, aynı zamanda dostunu arkadan hançerleyen kişidir. Tüm yapılan emeği, hizmeti hiçlemedir. Siz insanlara ne kadar emek verirseniz verin, yardım ederseniz edin, ne zaman elinizi çektiğiniz zaman o bunun farkında olur. Hemen yaptığı yanına kâr kalsın diye bir linç girişimine başlar. Hatasını anlayıp pişmanlık duysa bile iş işten geçmiştir.

                Her anlamda güzelliği, sevgiyi, saygıyı paylaştığın, gösterdiğin, emek verdiğin biri, birden bire üzerine ahmaklığın örtüsünü çekerse, bir çırpıda karalamaya kalkarsa, ona yakıştırılmayacak sıfat yoktur. Yaptığı hareket her şeyi bitirmeye yönelik yapmıştır. Senin sırtından  var olma gayretindedir.  Hatta “beni konuşsunlar” merak ve amacı içindedir.

                Derler ki gavan (sığırtmaç) ın eşi  eve gelir, “kızım” der bu gün köy meydanında köyün kızlarından bahsediyorlardı. Kimse senden bahsetmiyordu. Kız “sen merak etme anne yarın herkes benden bahsedecek” demiş. Sabahleyin çeşmeye suya gidenler kovaları boş dönerler. Nedir diye soranlara “gavanın kızı pınarın gözüne etmiş.”

                İnancında samimiyetsiz,  düşüncesinde kırılmalar geçiren, göstermelik hareket edenlerin yaşına bakacaksınız. Bunların bunama ve çocukluk devreleri vardır. Yaptıklarına kızmak yerine sadece onların o hallere düşmesine üzülünüz. Keşke bu hallere düşmeseydi demeniz onun hayrınadır.

                İşte bu durumlara düşenlerin yaptıkları hareketleri kendilerine göre normal görürler. Egosunu tatmin için arkadaşını, dostunu yermesi nankörlükten öte bir şey değildir. “Vicdansızlık, gamsızlık, kıymet bilmezlik, ruhu doymazlık, bencillik vs. Ben bunları öğrenemedim sevgili dostum kusura bakma.” Demenin erdemini ifade edene ne mutlu!

                İnancına sadık, insan haklarına saygılı kimseler, toplumsal yaşamın değerlerini özümsemiş kimseler velev ki varsa da ufak pürüzleri görmemeli. Mevlana derki; "kusur örtmekte gece gibi ol." Efsanelerde ki gibi çakıl taneciklerini dağ, solucanı ejderha, pireyi dev yapmamalıdırlar.  İşte onların cüzi iradesi yetersizdir. Şaşırırlar bu şaşkınlıkla  nankörlüklerini ortaya koyarlar.

                Hani derler bir insan kendi kendini ancak rezil eder. Kinini döker, hasedini gösterir, iftirasını ortaya kor, cahilliğini beyan eder böylece nasıl bir nankör olduğu ortaya çıkmış olur. Bu tür hastalıkların ifade eden düşünürler bunun ilaçsız hastalıklardan olduğunu söylerler.  Çaresi eğitimdir. Bu kelimeleri yaşamında şekillendirenler; beyinleri küçük, bedenleri iri, ayakları güçsüzdür. Çünkü “akılsız başın kahrını ayaklar çeker…”

                Mevki, makam, mertebeyle yanıp tutuşan, hep baş olma, bir koltuk edinme sevdasında olanlar, ihtirasları uğruna en yakınındakini bir pula satmayı kendilerine kişilik sayarlar.  Bakınız Mevlana ne diyor; “İnsan ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin nankörüdür. “

                Ruhlarını karanlık sarmalayınca kötülük dışarı akar. Hezeyanlar onun içindeki vahşiye yenilmesine neden olur. O da beklenmedik bir anda nankörlüğe dönüşür. Bu yaşananların gayri samimi ve yüzeyselliğin ifadesi olduğu anlaşılır.

                Her yazı mutlaka yıkan kavramlarla dolmamalı. Toplumu bilgilendirme anlamında yapıcı kavramlar da paylaşılmalıdır. Birlik ve beraberlik ruhu aranılan ve yaşatılması gereken her insanın mecburi yapması gerektiği konulardır. Nankörlük ve olumsuz olgular yerine makro düşünerek toplumsal hoşgörüyü insanların ruhlarına hitap etmeye çalışılmalıdır. 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Toptancı Hali'nde iki gurup arasında  kavga 4 yaralı
Toptancı Hali'nde iki gurup arasında kavga 4 yaralı
Bir Husumet Daha Sona Erdi
Bir Husumet Daha Sona Erdi