Advert
Advert
Advert
Yoksa Hiç Gerçek Dostunuz Yok mu?
Gülgün Göktan

Yoksa Hiç Gerçek Dostunuz Yok mu?

Bizi samimiyetle seven ve sevilmeye değer insanların varlığı dünyanın en büyük nimetlerinden biridir.Ancak böyle bir dostluğu eldeedebilmek elbette ki ciddi bir çaba gerektirir.

 

Her şeyden önce, dost olunacak, sevilecek, saygı duyulacak bir insanda olması gereken birçok önemli özellik vardır. Dürüstlük, akıl, vefa, sadakat, fedakarlık, ince düşünce, şefkat, merhamet bunlardan bazılarıdır. Ve bu özelliklerin her birinin, karşı taraf üzerinde oluşturduğu ayrı ayrı olumlu etkiler vardır. İşte bu yüzden de her insan, dost olacağı kimsenin, bu güzel özelliklerin tamamına birdenve her birine de en mükemmel şekilde sahip olmasını ister. Ancak yine de, bazen bunlardan herhangi birinin eksikliği, geçici bir süre için belki o kadar da önemsenmeyebilir.Çünkü sevdiğimiz bir insanın bazı kusurlarını geçici olarak anlayışla karşılayabiliriz.Bu eksikliklerin zamanla değişip düzeleceğini, o kişinin daha güzel bir hale geleceğini umarız. Ya da bazen de karşımızdaki kişinin o kadar çok güzel yönü olur ki, tüm bunlar onun o tek bir kusurunu örtecek ve telafi edecek niteliktedir. Bu da, bizim onun bu eksikliğine hoşgörüyle bakmamızı sağlayabilir. Dolayısıyla gerektiği takdirde bir süre için dostlarımızdaki bu gibi eksikliklerden vazgeçebiliriz.

 

 

Ama bir de bazı hayati konular vardır ki, bunlar dost olunacak bir insanda mutlaka olması gereken ve eksikliği göz ardı edilemeyecek niteliktedir. Bir insan, hemen her konuda çok mükemmel özelliklere sahip olsa da, böylesine hayati bir eksikliği olduğunda, bu eksiklik, o kişiyle ‘derin bir dostluk kurulmasına’ ciddi şekilde engel teşkil eder. İşte bu hayati özelliklerin en önemlilerinden biri, ‘güvenilir olmak’tır.

 

Hicr Suresi’nin 46. ayetinde, cennete kabul edilen insanların orada “Oraya esenlikle ve güvenlikle girin” sözleriyle karşılanacaklarını haber verilmiştir. İşte cennet ile ilgili bu önemli bilgi, insan ruhundaki en önemli ihtiyaçlarından birinin, ‘kendilerini güvende hissedecekleri bir ortamda bulunma arzusu’ olduğunu gösterir. Dolayısıyla, dünya hayatında da, insanlar fıtrat olarak, hemen her yerde öncelikli olarak ciddi şekilde bir ‘güvenlik arayışı’ içerisindedirler. Oturacakları evi, yaşayacakları semti, çalışacakları işyerini, gidecekleri okulubelirlerken, tercihlerini hep en güvenilir olandan yana yaparlar. Tüm hayatlarını böyle bir ihtiyaç içerisinde yönlendirirken, elbette ki dostlarını seçerken de en dikkat ettikleri konulardan biri de yine bu kişilerin ‘güvenilir’ insanlar olmasıdır.

 

Neden dostlarımızın mutlaka güvenilir insanlar olmalarını isteriz?Çünkü bir insanın bir başkasıyla ‘dost olması’; ‘tüm hayatını, bütün kusur ve eksikleriyle, tüm açıklığıyla, samimiyetle ve dürüstçe karşısındaki o insana da açması’ demektir. Gerçek dostluk, ‘hiç sır saklamaksızın, hiçbir tedbir alma gereği hissetmeksizin, en küçük detaya kadar o kişiyi sırdaş edinmek’ demektir. Dolayısıyla dost olunacak kişinin bu konuda hiçbir tedirginlik oluşmayacak şekilde bir güven telkin etmesi gerekir.Öyle ki, karşı tarafın aklına hiçbir zaman için, “Şöyle yaparsam ne der?”, “Bu fikrimi nasıl karşılar?”, “Beni yanlış anlar mı?”, “Kusurlarımı gördüğünde bana olan sevgisi azalır mı? Saygısı zedelenir mi?” gibi‘soru işaretleri’ gelmemesi gerekir.

 

Ancak hepimizin çevremizde açık bir şekilde gözlemlediğimiz gibi, bu şekilde samimi güvene dayalı dostluklara çok nadir rastlanır. İşte bunun sebebi de, birbirinden farklı, iki ayrı insan arasında böylesine sağlam bir güvenin, ancak ‘Allah korkusu ve iman’ ileoluşabilmesidir. Bunun dışında, Dünya üzerinde iki insan arasında, gerçek ve sağlam bir dostluk kurulabilmesi mümkün değildir. İnsanların birbirlerini sevmeleri, beğenmeleri, sadakat göstermeleri ya da güvenilir kimseler gibi davranmaları, yalnızca belirli menfaat ortaklıkları için, geçici ve göstermelik şekilde yaşanır. Ve bu çıkar dengelerinde en küçük bir değişiklik olduğunda ise, tüm bu sevgi, dostluk ve güvenilirlik iddialarının aslında  gerçek olmadığı ortaya çıkar.

Ancak eğer iki insan, dostluklarını imani bir güven üzerine kurmuşlarsa, böyle bir durum asla söz konusu olmaz. Daha da önemlisi, güvene dayalı böyle gerçek bir dostluk, dünya hayatında insanlara sunulan en büyük konforlardan biridir ve çok büyük bir nimettir. Hepimiz çok iyi biliriz ki, insanın tek başına olduğunda özel bir rahatlık anlayışı vardır. Kimin ne diyeceğini, nasıl değerlendireceğini düşünmeden, yanlış anlaşılma kaygısı olmadan, insanın içinden geldiği gibi, en samimi halini ortaya koyduğu hali bu anlarda yaşanır. İşte kişinin sanki kendi kendineymişçesine aynı rahatlık ve güven ortamını başkalarının yanında da bulabilmesi, bu yüzden çok büyük bir nimettir.

 

Dost olunacak bir insana karşı böylesine bir ‘güven’ arayışı içerisinde olmak, insanlar için çok hayati bir ihtiyaçtır. Ancak, bir insan çok güzel özelliklere sahip olsa, pek çok açıdan kendisini çok iyi yetiştirmiş olsa da, güven telkin eden bir kişilik sergilemediği sürece, bu kişi, karşısındaki insanlarda aradığı yakınlığı ve samimiyeti asla bulamayacaktır. Eğer bir insan, kendisine karşı temkinli olunmamasını, yanında rahat ve samimi olunmasını istiyorsa, bunun için gereken en acil ihtiyacın, karşısındaki insanlara ‘güven vermek olduğunu’ bilmelidir. 

 

Peki gerçek anlamda güvenilir bir insan nasıl olur? Güvenilir bir insanın en önemli özelliklerinden biri, kişinin Allah'tan çok korkup sakınması ve Allah'a gönülden, katıksız bir sevgiyle iman etmiş olmasıdır. Böyle bir insan Allah'ın rızasını kazanmayı, dünyanın hiçbir menfaatine asla değişmez. Allah'ın sevgisini kazanabilmek için dünyanın her türlü zorluğuna, sıkıntısına hiç tereddüt etmeksizin zevkle göğüs gerer. Allah'ın hoşnutluğunu, asla kendi çıkarlarından duyacağı hoşnutluğa değişmez. Allah'ın bir emrini uygulamada asla gevşeklik göstermez. Kendinden önce her zaman mutlaka İslam’ın, inananların ve bu uğurda sevdiği dost edindiği insanların menfaatlerini gözetir.

İşte bu ahlakı yaşayan bir insan, gerçek anlamda güvenilirdir.Çünkü Allah rızası için her zaman sevdiklerini, dostlarını kendinden önde tutacaktır. Kendini mutlu etmenin, kendi çıkarlarını korumanın peşinde olmayacaktır. Hep karşı tarafı haklı çıkaran, hatayı, kusuru kendi üstlenip, her zaman önce karşı tarafı koruyup kollayan bir ahlak gösterecektir.

 

Güven vermek isteyen bir insan öncelikle mutlaka ‘nefsine olan sevgisini’ terk etmiş olmalı’dır. Çünkü her şeyden çok kendi nefsini seven ve nefsinin koruyucusu olan bir insan, kimseyle gerçek dostluklar kuramaz. Çünkü ‘sevdiği ve dost olduğu insan mı, yoksa kendi nefsi mi?’ gibi bir seçim yapması söz konusu olduğunda, her zaman kendisini tercih edecektir. Dostluğun gereklilikleri söz konusu olduğunda bile, o yine önce nefsini hoşnut etmeye çalışmaktan vazgeçemeyecektir.İşte dünya hayatında ‘samimi dostluklar kurmak’, ‘gerçek dostluğun güzelliğini yaşamak’ isteyen her insan, tüm bu anlattığımız bilgileri bir kez daha düşünmeli ve ahlakını bu yönde bir kere daha gözden geçirmelidir.

 

İnsan fıtratında var olan bu haklı ‘güven arayışı’nın çok önemli bir ihtiyaç olduğu asla unutulmamalıdır. Dolayısıyla eğer güzel dostluklar kurmak istiyor, fakat bunu bir türlü başaramıyorsak; o zaman sorunu başka detaylarda aramak yerine, asıl ihtiyacın ‘güven’ olduğunu mutlaka bilmemiz gerekir.

 

http://gulgungoktan.com/

https://twitter.com/GulgunGoktan

gulgungoktan@gmail.com

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BM: Türkiye'nin Afrin operasyonu endişe vericidır
BM: Türkiye'nin Afrin operasyonu endişe vericidır
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit