Advert
Advert
Advert
TOPLUMSAL BİR DÖNÜŞÜMDE SEÇİMLERİN ANLAMI
MUHAMMED NUR DENEK

TOPLUMSAL BİR DÖNÜŞÜMDE SEÇİMLERİN ANLAMI

TOPLUMSAL BİR DÖNÜŞÜMDE SEÇİMLERİN ANLAMI

Kapitalizm yıllardır kanlı ve çalıntı gücünü kullanarak siyasete ve topluma en ahlaksız biçim ve yöntemlerle yön veriyor. Halkın bu gidişatı öylece izlemesi ya da çaresiz kalması söz konusu olamaz.

Ağır ve sağlam adımlarla çoğulcu demokrasiyi hayata geçirme gayesinde olan adalet yanlısı kesimlerin sonuç alamadığı yanılgısıyla fütursuzca hareket eden egemenler, dönüşü olmayan toplumsal bir sıçramanın ve değişimin zeminini hazırlamıştır.

Şimdi demokratik bir sıçrama için fırsat doğmuştur. Tevhidi (çoğulcu) bir anlayışla ortaya konacak düzenlemelerle bunun önü açılabilir.

Dünyaya örnek teşkil edebilecek, öncelikle orta doğudan başlamak üzere tüm dünya; savaşların olmadığı, kan ve gözyaşının görülmediği, özgürlüklerin önünün açıldığı, bolluk ve bereketin hüküm sürdüğü cennet varı bir yaşam alanına dönüşebilir.

Orta doğunun yıllardır içine düşürüldüğü çıkmazların kaynağı sosyolojik yapısına ve algılara kazınmış olan çarpıklıklardır.

Bireysel menfaatin hâkimiyetini esas alan bu algılar gerçeğe gün geçtikçe uzaklaşmış; acıları, yıkımları ve çaresizlikleri doğurmuştur.

En son gözlemlediğimiz acı örneği Türkiye özelinde Tayyip Erdoğan ve ülkeyi yaşanmaz hale getiren partisidir. İktidarın yozlaştıran etkisi Cumhurbaşkanı ve avenesinin inandığını iddia ettiği tüm değerleri yok saymasına sebep olmuş ve bir mazlumdan, kendine zulmeden otoriteden çok daha acımasız bir diktatör yaratmıştır.

Ortadoğu halklarının öncelikle yakın tarih acılarıyla yüzleşmesi ve bu özeleştiriyi yapması gerekir.

Tüm acıların kaynağı iktidar kavgalarının sonuçları olarak ortaya çıkmıştır. Bu utanılası tarih Emevi hanedanlığına kadar dayandırılabilir. Nitekim bu tarih imam Ali’nin imam Hüseyin’in Ebu-zer’lerin Abdullah bin Mes-ut’ların Özgürlükçü, eşitlikçi, tertemiz şahsiyetlerine kast etmiş, hunharca öldürülmelerinin sebebi olmuştur.

Ezilen unsurlar; bir süre direnip sahip oldukları kin ve intikam duygusunun verdiği hırsı da yanlarına alarak güçlenip ezenlere karşı galip gelmiş ve bu zafer sonrasında kendi ezilen mazlumlarının sebebi olmuşlardır, Emevi hanedanlığının zulümleri Abbasilerin İsyanlarıyla sona ermiş ancak Abbasiler zulüm ve baskı uygulamada Emevilerden geri kalmamıştır. Emeviler imam Hüseyin’i, imam Hasan’ı şehid etmiş o Tevhid ehli imamların kanını almak iddiasıyla ortaya çıkan Abbasiler yine aynı mücadelenin önderleri olan; imam Musa kazım’ı imam Rıza’yı acımasızca şehid etmiştir.

Tarih bu ve benzeri sayısız örneklerle iktidarın kanlı yüzünü bizlere tanıtmaktadır.

Şimdi bu dönüşümün birinci adımı yeter artık çıkar ve menfaatlerinize bu tutumunuzun sonucu; düşmanlıklar, kin, nefret ve birçok cana mal olan büyük savaşlara kaynak oldu diyerek isyan etmenin, yeni bir dünyaya adım atmanın sebebi olmalıdır.

Çıkar ve menfaat sahibi kokuşmuş kişiliklerin bu tavrından vazgeçmesi elbette sancılı olacaktır. Gerektiğinde binlerce milyonlarca mazlum insanın canı pahasına bundan vazgeçmeye yanaşmayacaklardır. Dolayısı ile direnç gösterecek olan bu diktatörlerin etkisizleşmesi kolay olmayacaktır.

İşte asıl sorun buradadır!

Diktatör, ağlarını kurmuş mazlumları avlamaktayken, diktatöre karşı mücadele için örgütlü ve güçlü bir yapıya ihtiyaç vardır. Deriz.

Ancak bu örgütlü ve güçlü yapı halktan kopuk kendi iç mekanizmalarını ve diktatörünü çoktan hazırlamış olacaktır.

Tarih boyu yaşanan kısır döngü bir türlü aşılamamış ve tüm insanlık sürekli bu kısırdöngünün sonucu olarak acılara gark olmuştur.

Yani halkı boyunduruk altına alan bir otoriteyi sönümlendireyim derken kendini var eden yeni otoritenin pençelerinde kalıvermek.

Öyleyse ne yapmalı?

Örgütlü ve içe dönük hiyerarşisi olmayan yapılar gücü sönümlendiremiyor, örgütlü ve kendi yasalarını yaratan yapılar mevcut hiyerarşiyi yok etse bile otoriter sistemi sona erdiremiyor.

İşte bu tarihsel gerçekliğin karşında ortaya çıkmış olan tarihi fırsatı anlatmaya çalışıyorum.

Kendi iç işleyişinde; ast - üst, yöneten - yönetilen ilişkisini barındırmayan, emir verme - emir alma mekanizması olmayan, ırk, cinsiyet, tür, inanç temsiliyeti olmayan özgürlüğü ve eşitliği ( tevhidi) şiar edinmiş bir topluluğun oluşabileceğini hissettiğimiz tarihi fırsat.

Bu anlamda;

Şu an otorite olma iddiasında olmayan eşitlikçi bir toplum hedefini ifade eden bir oluşum gelişmektedir. ( HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ)

İçerisinde birçok farklı unsurun kendini temsil edeceği ifadesini kullanarak bunun mümkün olduğu gerçeğini hissettirmektedir. Temsiliyeti; herhangi bir halk, herhangi bir ulus, herhangi bir inanış biçimi, her hangi bir cinsiyet, her hangi bir tür olmayan halkların eşitliğini ve özgürleşmesini hedefine koyan söylemlerle kendini ifade eden bir mücadele alanı gözlemlenmektedir.

Dışarıdan gözlemleyerek hadi bakalım başarabilecekler mi? Deme basitliğine düşmeyerek, bu mücadeleye omuz vermek ilahlık iddiasında olan tüm otoritelere karşı duruşun kaçınılmaz tavır alma biçimi olacaktır.

Ancak; bununla birlikte mevcut iddiayı ayakta tutacak eleştiri, yanlışa itiraz, sorgulama, iddiada ortaya konan gerçekliği dönüştürme amaçlı müdahalelere karşı direnç göstermek, körü körüne itaati asla meşru görmemek gerekmektedir. Bu bilinçle ortaya konan özgürlükçü ve eşitlikçi iddiayı anlamlı kılacak, hedefe ulaştıracak biçimde konumlanmak gerekir. Nitekim böylesi yapılar dışsal bir özne olarak değil her bir benliğin varlığıyla ortaklaşmış tüm ötekilerin toplamıyla ifadesini bulabilir.

Bu umut verici iddiaya omuz vermiş bir Müslüman olarak, toplumun endişelerine sebep olan dışsal söylem ve karalamaların bir ihanet değil bir yetersizlik sonucu olarak var olabileceği gerçeğini fark etmiş durumdayım.

İşte tamda bu sebeple bir kesimin kendini ifade alanına dönüşmesini dilemeyen tüm samimi kişilerin eğer bu samimiyet iddialarında gerçekçiler ise kendi inanışları, duyguları, kültürleri ve sahip oldukları tüm renkleri ile bu mücadele alanının içerisinde yer almaları kaçınılmazdır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BM: Türkiye'nin Afrin operasyonu endişe vericidır
BM: Türkiye'nin Afrin operasyonu endişe vericidır
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit