Advert
Advert
Advert
 COP MU JOP MU ?
Mustafa Mızrak

COP MU JOP MU ?

 

Cop mu jop mu?

Canım ne fark eder cop mu jop mu olduğu? Bir harf gördüğü işlevi değiştirmiyor nasılsa demeye fırsat kalmadan jop dile gelip ‘hadi ordan, sen bana nasıl hakaret edersin, doğru yaz’ deyip iniveriyormuş klavyenin üstüne.

 

Espri bir yana, bu cop kağıt üzerinde bile demokrasi kelimesinin yanında dururken ne kadar travma yaratıyor değil mi? İnsanlığın üstündeki kabus gibi. E o zaman biz bu travma yaratan, kabus gördüren copu; daha fazla hak ve özgürlük olacak diye oylanan ve sonucunda evet denilen bir anayasa değişikliğine rağmen neden son zamanlarda sokaklarda, caddelerde, meydanlarda çokça görmeye ve yaşamaya başladık? Yoksa biz kandırıldık mı? Yoksa halkımızın %58’i evet derken anayasaya cop konulsun maddesine mi evet dedi? Yoksa, balıkçıların oltalarına balığa benzer yem takarak balıkları aldatıp avladıkları gibi, birileri de demokrasimsi bir şeylerle bizi aldatıp avladı mı? Hani demokrasi, öncelikle insan haklarını temel alan bir rejimdi ve bu anayasa değişikliği de daha çok hak ve özgürlük verecekti? Sorulara itiraz edip evet verdi diyenlere soralım biz de o vakit. Eğer verdiyse;

 

Ne demek demokrasinin korunması gerektiğini söylemek adına demokratik hakkımızı kullanırken kafamıza cop yemek?

 

Ne demek haklarımızın istismarını protesto etme gibi demokratik hakkımızı kullanırken bacaklarımızın arkasına vurulan copun etkisiyle dizüstü yere yığılmak,

 

Ne demek ülkenin gidişatına duyduğumuz kaygıyı haykırırken, yüzümüzün tam ortasına hatta ağzımızın ortasına inen coptan ötürü bayılmak? Ne demek?

 

Sağa bak öğrenciye cop…

Sola bak öğretmene

Arkaya bak doktora

Dön önüne bak işçiye, memura

Önüne gelene…

 

Ne bu yahu? Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır ki önüne geleni coplatmak daha fazla hak ve özgürlük sunuyor olsun?

 

İşte böyle büyük bir acıdır demokrasinin bağrında yatan cop. Sadece cop da değildir bu bağırda yatan. Mesele cop ya da biber gazı meselesi de değildir esasında.

 

Mesele, demokrasinin dövülmesidir.

 

Mesele, bu ülkede demokrasinin her zaman ve fakat özellikle de son yıllarda rejimin değiştirilmesine yönelik araç olarak görülmesi ve kullanılmasıdır.

 

Mesele, kendi saltanat ve sultalarını sağlamlaştırmak isteyenlerin bunu yaparken sözde demokrasiyi geliştirmek ve genişletmek adına tehdit, baskı, şantaj, cop, biber gazı, gözaltı, tutukluluk, görevden alma, hukukun üstünlüğünü tanımama gibi yöntemlerle apaçık bir despotizm uygulamasıdır.

 

Mesele, "Anayasa" ile güvenceye alınmış "laiklik ekseninde temel hak ve özgürlüklere, muhalefet hakkına" yani "demokratik rejime" darbe vurulmasıdır.

 

Mesele, kendileri ağızlarına geleni söylemeyi marifet sayıp hak olarak görürken, en küçük protestoyu bile organize suç örgütüne bağlayıp bu halkın protesto hakkını kullanıyor olabileceği düşüncesini göz ardı ederek insanlara hakaret edilmesidir.

 

Mesele, her protestocunun anarşist, her protestonun demokrasi düşmanı ilan edilmesidir.

 

Mesele, halkla kucaklaşmakta samimi olmayanların halka hesap vermekten kaçınarak halka saygısızlık etmesidir.

 

Mesele, Namık Kemal’in kanun diye diye kanun tepelendi sözüne denk bir şekilde demokrasi diye diye demokrasinin tepelenmesidir.

 

Mesele, istismar ve ikiyüzlülük batağında bugünü cehenneme çevirenlerin yarına dair cennet vaatlerinde bulunmaya devam etmesidir.

 

Şimdi….Mesele buyken ben, geceler gebedir sözüne uyuyor da bakalım ne doğacak diye sabaha kadar yıldızları sayıyorken; uyumaya düşkün bilcümle aymazlar, körler, nankörler ve sağırlar coplarla koyun koyuna, sarmaş dolaş yatıp derin derin horlayarak öz benliklerine zulmetmeye devam edebilirler.

SEVGİYLE KALIN

 

                             Mustafa MIZRAK

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BM: Türkiye'nin Afrin operasyonu endişe vericidır
BM: Türkiye'nin Afrin operasyonu endişe vericidır
 Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit
Isparta'da eğitim uçağı düştü 3 şehit