Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin artık sadece dış politika değil, doğrudan ulusal güvenlik meselesi haline geldiğini ifade eden konuşmacı, İsrail’in Filistin toprakları dışına taşan yeni planlarına karşı Türkiye’nin çok daha dikkatli ve kararlı olması gerektiğini vurguladı.
"Bu sadece bir gazete haberi değil" diyerek sözlerine başlayan yetkili, İsrail Devleti'nin kendi sınırları içerisinde değil, daha geniş bir coğrafyada, bölge ülkelerini de içine alacak şekilde bir yapılanma hedeflediğine dikkat çekti. Özellikle bazı yerleşim planlarında Andurktan bölgesinin de bu hayali devletin içinde gösterildiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu sınırın önünü açtığımızda doğabilecek tehlikeyi çok iyi görmek zorundayız. Mesele sadece bir gazete manşeti ya da siyasi bir hamle değil. Mesele, İsrail’in kendi topraklarının çok ötesine geçen, bizim bölgemizi de kapsayan tehlikeli bir planıdır. Bu noktada son derece uyanık olmak zorundayız. Tehlikeyi fark edip buna karşı ortak akılla, kararlı adımlarla hareket etmeliyiz.”
“İktidar Cephesinden Net Bir Tepki Göremiyoruz”
Gelişmelerin ciddiyetine rağmen, iktidar cephesinin bu konuda sessiz kaldığını belirten yetkili, ekranlarda sadece yoğun ziyaretler, görüşmeler ve diplomatik temasların görüldüğünü ancak bu temasların sahada somut karşılığının olmadığını dile getirdi:
“Baktığımızda ekranlarda yoğun bir trafik var: görüşmeler, ziyaretler, açıklamalar... Ama meselelerin özüne indiğimizde bir istikrarsızlık ve belirsizlik göze çarpıyor. Mesela Sumeyye Burkan meselesi hâlâ net değil, Hüseyin Önder konusunu da hâlâ çözememiş durumdayız. Diplomasi görüntüde var ama içerik boş.”
“AK Parti Döneminde Ortadoğu Daha da Karıştı”
Konuşmada dikkat çeken bir diğer nokta ise, son 23 yıldır AK Parti iktidarında Türkiye’nin bölgedeki ilişkilerinde yaşanan kırılmalar oldu. Türkiye’nin temas kurduğu birçok Müslüman ülkede ya iç savaş çıktığını ya da ciddi siyasi krizlerin yaşandığını vurgulayan yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son 23 yılda Orta Doğu’da hangi Müslüman ülke ile temas kurulduysa, orada ya bir istikrarsızlık, ya bir darbe, ya da iç savaş yaşandı. Bu rastlantı değil, yanlış dış politikanın bir sonucudur. Bizim çağrımız, bu sürecin sadece iktidar partisinin değil, ortak akılla yürütülen bir dış politika anlayışıyla ele alınmasıdır. Aksi halde hem bölge hem de Türkiye çok daha büyük bedeller ödeyebilir.”