eğitimde koku savaşları: lgs, yusuf tekin ve muharrem ince tartışması

Eğitim sistemimizde uzun süredir devam eden sorunlar, her sınav döneminde yeniden gündeme oturuyor. Son günlerde ise LGS (Liselere Geçiş Sistemi) üzerinden alevlenen tartışma, sadece sınav başarısını değil, Türkiye’nin eğitim politikalarını da sorgulamamıza neden oldu. Tartışmanın iki aktörü: Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin.

SİYASET - 15-07-2025 14:50

Muharrem İnce'nin “LGS’den pis kokular geliyor” diyerek dile getirdiği eleştiri, kamuoyunda ciddi yankı uyandırdı. Zira sınav, son 5 yılın en zor sınavı olarak nitelendirilmesine rağmen tam 719 öğrencinin birinci olması, sadece muhalefeti değil, velileri ve eğitimcileri de şaşırttı. Bu durum, sınav sistemine dair adil ve şeffaf olma kaygılarını yeniden tetikledi.

Ancak asıl dikkat çekici olan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtıydı. "Gerizekalıya anlatır gibi tane tane anlatıyoruz ama yetinmiyorlar" ifadesi, bir devlet adamından beklenen diplomatik üslubun çok ötesinde, sert ve küçümseyici bir söylem olarak değerlendirildi. Sayın Bakan, eleştirileri ciddiyetle dinlemek yerine, polemik diline sığınarak meseleyi kişiselleştirme yoluna gitmiş görünüyor.

Muharrem İnce ise geri adım atmadı, üstelik bu defa doğrudan Bakan Tekin’e “Tekinsiz Yusuf” diyerek yüklendi ve “sahibine yaranarak koltuğunu garantilemeye çalışmak” şeklindeki sert ifadelerle siyasi göndermelerde bulundu. İnce’nin, sabun bulunmayan okulları, torpilli mülakat sistemini, sınavlardaki şaibeleri ve eğitimdeki ideolojik yönlendirmeleri işaret etmesi, Bakanlığı yalnızca sınav üzerinden değil, topyekûn eğitim sistemi üzerinden sorguladığını gösteriyor.

Bu tartışmadan ne anlıyoruz?

Her şeyden önce, eğitim politikaları tartışılırken seviyeli, veriye dayalı ve çözüm odaklı bir dil tercih edilmelidir. Velilerin ve öğrencilerin bu kadar hassas olduğu bir süreçte, bakanlık düzeyindeki bir yetkilinin alaycı ve kırıcı bir dil kullanması kabul edilemez. Bu, yalnızca eleştirileri değersizleştirmez; aynı zamanda kurumların itibarını da zedeler.

Öte yandan, İnce’nin dikkat çektiği konuların da göz ardı edilmemesi gerekiyor. Sınav sisteminde şaibe iddiaları, şeffaflık ve liyakat beklentileri artık sadece muhalefetin değil, toplumun geniş kesimlerinin ortak talebidir. 719 birinci, eğitimde fırsat eşitliğine dair haklı sorular doğuruyor. Ayrıca mülakat sistemindeki adaletsizlikler, velilerin çocukları için neden endişeli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, bu tartışma bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Eğitim, kişisel polemiklerle değil, kurumsal sorumlulukla yönetilmelidir. LGS gibi milyonlarca öğrenciyi etkileyen bir sistemde her türlü şaibe iddiası ciddiyetle ele alınmalı, açıklamalar ayrıştırıcı değil, birleştirici olmalıdır. Çünkü eğitim, bu ülkenin ortak geleceğidir. Ve o gelecek, günübirlik siyasi çatışmalarla değil, akılcı, şeffaf ve adil politikalarla inşa edilir.

 İBRAHİM UYGUR

Günün Diğer Haberleri