Milli egemenliğin asıl sahibi olan seçmen vatandaşlar, yasalarla belirlenen süreler içinde, kendi yerlerine ülkeyi yönetecek kadroları seçerler.
Ülkemizde mevcut siyasi partiler yasası ve seçim kanunu ile vatandaşlar temsil haklarını siyasi partilere devrediyorlar.
Yıllardır süregelen bu süreç sonucunda ülke olarak bir adım ileriye gidemiyoruz.
Mevcut sistemde en çok yaşanılan sıkıntıların bir tanesi parti içi demokrasidir.
Aynı parti içinde insanlar fikrini rahatça söylemediği için ya ihraç ediliyor, ya da parti içinde istenmeyen adam ilan edildiği için kendisi ayrılıyor.
Böyle bir sisteme demokrasi diyebilirmiyiz?.
Sorunların bir tanesi de ön seçim proplemi.
Genel merkezde ya da il teşkilatlarında farklı yöntemlerle aday tesbiti yapılıyor.
Vatandaşlara sorulmadan görüşleri alınmadan, yapılan bu uygulama dayatmacı değil midir?.
Öncelikle istikrar sağlayabilecek, üretken, mesleğinde başarılı olmuş insanlara yönelmesi gerekmektedir.
Çünkü demokrasi bunu gerektirmektedir, aynı zamanda güzel dinimiz İslam da bunu emrediyor yüce Allah " Emaneti ehline veriniz" diyor.
Vatandaş kendi yerlerine ülkeyi yönetecek kadroları seçerken yeterli bilgi donanımına sahip olan, verimli, üretken, özverili kişilerden oluşturabilsin ve ülke çıkarları doğrultusunda gerekli yasal düzenlemeler yapabilsin.
Milletvekilini halk seçseydi, kimsenin susturmaya hakkı olamazdı.
Millet adına konuşan ve millet menfaatlerine göre istişare eden bir meclis olacaktı.
Bunla beraber ülkemizde halkımıza en yararlı olan çalışmalar söz konusu olacaktı.
Meclisin güçlendirilmesi için milletin egemen olması lazım.
Liderler tarafından değil, halkın ön seçim ve tercih sistemi ile seçtiği vekillerin Mecliste yer alması gerekmektedir.
Milletin seçtiği vekil millete sırtını dönemez.
Çünkü bileceki millete sırtını döndüğünde, yanlış davrandığında ve o nu unutuğunda bir daha Ankara ' a Türkiye Büyük Millet Meclisi' ne gidemiyeceğini bilecektir.
Onun için vatandaşa ülkenin en önemli çıkarları için çok daha dikkatli davranacaktır.
Dolayısıyla da vatandaşın sorunları, seçtiği vekil tarafından TBMM ' ne iletilecek, ilgili bakanlar, ya da genel müdürlükler aracılığıyla çözüme kavuşturulmaya çalışılacak ve her şey yolunda gidecektir.
Yoksa vekili ile barışık olmayan vatandaşın sorunlarını hangi vekil ilgili makamlara iletir ve çözüm konusunda direnebilir.
Yine Avrupa Birliği ülkelerinde ve ABD ' de olduğu gibi en fazla iki dönem ile sınırlandırılmalıdır.
Eğer siyasi partiler ve seçim yasası değişmiş olsaydı ülke bu gün bu sıkıntıları yapamazdı.
Mustafa Polat Şanlıurfa Demokrat parti il başkanı