Van Özalp Yukarı Dönerdere Mahallesi İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Kayhan Tayyan ile Türk İşaret Dili Üzerine Bir Söyleşi
Söyleşi: Pehlivan SÖNMEZ
Bir okul düşünün...
Müdürü yalnızca makam odasında oturmuyor. Sabah öğrencilerini kapıda karşılıyor, teneffüslerde onlarla sohbet ediyor; kimi zaman eline gitarını alıp okul bahçesinde öğrencileriyle şarkılar söylüyor, kimi zaman birlikte kitap okuyor. En önemlisi ise öğrencilerine yalnızca ders anlatmıyor; empatiyi, sevgiyi ve toplumsal duyarlılığı da öğretiyor.
Van'ın Özalp ilçesine bağlı Yukarı Dönerdere Mahallesi İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Kayhan Tayyan, işte böyle bir eğitim anlayışının temsilcisi...
Kendisiyle Türk İşaret Dili üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Ancak sohbet ilerledikçe aslında yalnızca işaret dilini değil; eğitimi, empatiyi, öğrenciyi anlamayı ve insan olmanın ortak değerlerini konuştuk.
"Eğitim, Bir Çocuğun Kalbine Dokunabilmektir."
Ben de bu okulda bir süre öğretmen olarak görev yaptım. Bu süreçte Kayhan Tayyan ile birlikte çalışma fırsatı buldum.
Kendisini yalnızca okulun idari işlerini yürüten bir müdür olarak değil; öğrencileriyle birebir ilgilenen, onların akademik başarılarının yanında sosyal, kültürel ve sanatsal gelişimlerini de önemseyen örnek bir eğitimci olarak tanıdım.
Her öğrencinin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir cevher olduğuna inanıyor.
Okulda kitap okuma etkinlikleri düzenliyor.
Öğrencilerin kitaplarla dostluk kurmaları için farklı çalışmalar gerçekleştiriyor.
Zaman zaman gitarını eline alarak öğrencilerine moral veriyor, müziğin birleştirici gücünü okulun atmosferine taşıyor.
Sosyal etkinlikler, sportif faaliyetler, kültürel çalışmalar ve destekleyici eğitim programları hazırlayarak öğrencilerinin çok yönlü gelişimine katkı sunuyor.
Ancak onu farklı kılan en önemli çalışmalardan biri de Türk İşaret Dili alanındaki gayreti...
Kayhan Tayyan, okulunda gönüllü olarak öğrencilerine Türk İşaret Dili eğitimi veriyor. Verdiği eğitimler sayesinde öğrencileri milli bayramlarda ve resmî törenlerde, özellikle İstiklal Marşı'nı işaret diliyle okuyarak anlamlı bir farkındalık oluşturuyor. Bu görüntüler törenleri izleyen velileri ve vatandaşları hem duygulandırıyor hem de düşündürüyor.
Bu çalışma yalnızca bir tören etkinliği değil...
Topluma verilen güçlü bir mesaj.
"Birbirimizi anlamanın yolu, birbirimizin dilini öğrenmekten geçer."
SÖYLEŞİ
Sayın Müdürüm, sizi Türk İşaret Diline yönlendiren süreç nasıl başladı?
Kayhan Tayyan:
İşitme engelliler konusu ve işaret dili ile tanışmam tamamen tesadüfen olmuştur. Görev yaptığım kurumda 2016 yılından bu yana başımdan geçen ilginç olaylar, gözlemlerim ve en önemlisi işitme engelli kurum personeli ile yaşadıklarım; personelin kendini ifade etmek için yaşadığı büyük sıkıntılar beni bu alanda araştırmaya, öğrenmeye sevk etmiştir.
2016 yılında İstanbul Haliç Üniversitesinde aldığım bir yıllık eğitim ile gerekli sınavları geçtikten sonra çeşitli öğretmen, öğrenci ve diğer birçok bireye bilhassa farkındalığı ve empatiyi, işitme engelli bireyleri anlama adına eğitimler vermeye başladım. Bu hem öğrenenler için bir fırsat oldu hem de benim daha çok araştırma yapıp Türk İşaret Dilinde uzmanlaşmama fırsat sundu.
Bugün okulunuzda öğrencilerinize de Türk İşaret Dili eğitimi veriyorsunuz. Bunun amacı nedir?
Kayhan Tayyan:
Türk işaret dilini konuşmak hem bireye hem de çevremizdeki işitme engellilere fayda sağlar. Hepimizin birer engelli adayı olduğunu düşünürsek işaret dili eğitimi alarak aslında ne kadar önemli bir iş yaptığımızı fark etmiş olacağız.
Bu sayede yeni bir lisana sahip olabilir ve insanlarla bilhassa işitme engelli bireylerle daha güçlü, akıcı bir diyalog kurmanın hazzını yaşayabiliriz.
İşaret dilini öğrenmek sizce neden önemlidir?
Kayhan Tayyan:
"En büyük engel sevgisizliktir." Engelli bireylerinde iletişime ihtiyacı olduğu unutulmamalı. Kendilerini sosyal ortamlardan soyutlamamaları için yanlarında olduğumuzu hissettirmemiz gerekir.
Türk işaret dili sayesinde iletişimi kuvvetli bir toplum haline geleceğiz, sessiz duyguları anlamanın ne kadar önemli bir ihtiyaç ve doğal bir gereklilik olduğunun farkına varacağız.
Öğrencilerinize vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Kayhan Tayyan:
Benim Adım Olur musun? Çünkü bu güne kadar adımı hiç duymadım. Onları anlama onlara ses olma onlara umut olmak için.
Meslek hayatınız boyunca sizi en çok etkileyen olay neydi?
Bu soruyu yönelttiğimde Kayhan Tayyan kısa bir süre duraksadı. Ardından hafızasında derin iz bırakan o soruyu paylaştı.
Kayhan Tayyan:
İşitme engelli bir çocuğun yazarak en merak ettiği şey şu olmuş;
"Güneş doğarken ve batarken ses çıkarıyor mu?"
Bu soru beni çok derinden etkilemiştir; bütün işaret dili derslerinde ve öğretmenlik mesleğimde bu soruyu gerek empati ve farkındalık adına gerekse sahip olduklarımızın değerini bilmemiz adına sürekli kullanırım. Son olarak hâlâ sesleri duyabiliyorken ve güneşi izleyebiliyorken mutlu olun, şükredin.
Bu cümleyi duyduğumda uzun süre düşündüm.
Bizler her gün kuşların sesini, yağmurun tınısını, rüzgârın uğultusunu ve sevdiklerimizin sesini duyuyoruz. Çoğu zaman bunların ne kadar büyük bir nimet olduğunu fark etmiyoruz. Oysa tek bir soru, insanın bakış açısını değiştirmeye yetebiliyor.
SON SÖZ
Kayhan Tayyan ile yaptığımız bu söyleşi bana bir kez daha gösterdi ki gerçek eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir.
Gerçek eğitim; bir çocuğun elinden tutabilmek, ona umut olabilmek, kitap sevgisi kazandırabilmek, sanatla buluşturabilmek ve toplumun her kesimine karşı duyarlı bireyler yetiştirebilmektir.
Kayhan Tayyan'ın öğrencilerine Türk İşaret Dili öğretmesi, İstiklal Marşı'nı işaret diliyle okuyabilen öğrenciler yetiştirmesi, kitap okuma kültürünü yaygınlaştırması, müzikle öğrencilerine moral vermesi ve okulunu yaşayan bir eğitim yuvasına dönüştürmesi bunun en güzel örneklerinden biridir.
Bölge halkının, velilerin ve öğrencilerin kendisine duyduğu sevgi ve güven de bunun en açık göstergesidir.
Eğitim camiasının, öğrencilerinin yalnızca zihnine değil, yüreğine de dokunan; sevgiyi, empatiyi ve umudu eğitim anlayışının merkezine koyan Kayhan Tayyan gibi idealist eğitimcilere her zaman ihtiyacı vardır.
Çünkü bazı eğitimciler ders anlatır.
Bazıları ise hayatlara dokunur.
Kayhan Tayyan, sessiz dünyanın sesini duymamızı sağlayan ve öğrencilerinin hayatına iz bırakan eğitimcilerden biridir.