İSTANBUL (AA) - Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü-Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Anne-baba yetersiz kalıp çocuğa hayır demeyi öğrenemezse, çocuk anne-babayı yönetmeye çalışıyor. Günümüzde çocuklar anne-babaya baskın olmaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

Üsküdar Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, gevşek disiplin ortamında büyüyen çocuk sınırsız, sorumsuz ve doyumsuz karaktere sahip oluyor ve bu çocukların ilk sorunları genellikle anaokulu döneminde ortaya çıkıyor. Bu tarz büyüyen çocuklar diğer arkadaşlarıyla uyum sağlayamıyor, paylaşmayı bilmiyor ve eleştiriye tahammülsüzlükleriyle dikkati çekiyor. Ergenlikle birlikte benmerkezci olma eyleminde olan bu çocukları yalnız kalıyor. Eleştiriye tahammülsüz oldukları için de öğrenemiyor, kendilerini geliştiremiyor ve hep tüketen kişilikler ortaya çıkıyor.

-"Çocuk anne-babayı yönetmeye çalışıyor"

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmesine yer verilen Prof. Dr. Tarhan, çocukların “Evin küçük Hükümdar’ları olduğu bu aile modelinin “çocukerkil” aileler olarak tanımlandığını belirterek, bu açmaza düşmemek için ailelere özgürlük ve sorumluluk dengesini kurmanın doğru yolları hakkında önerilerde bulundu.

Tarhan, ufak bir durumda tepki gösteren, kavga eden, eşya fırlatan çocukları son zamanda çok sık gördüğünü belirterek, "İnsan ilişkilerinde kişisel sınırları öğrenemeyen bir çocuk tipi ortaya çıktı. Sadece anne-babadan değil her yerden bilgi bombardımanı altında kalan, sorgulayan çocuk tiplerini görmeye başladık. Anne-baba yetersiz kalıp çocuğa hayır demeyi öğrenemezse, çocuk anne-babayı yönetmeye çalışıyor. Günümüzde çocuklar anne-babaya baskın olmaya çalışıyorlar. Bu özgürlük düşkünlüğü, popüler kültürün bize sunduğu bir kavram. Bu zamanın ruhu diyebileceğimiz bir durum. Milenyum çağı diyoruz, dijital kuşak diyoruz." ifadelerini kullandı.

- " 'Biz sıkıntı çektik o çekmesin, biz zor elde ettik o kolay etsin' yaklaşımı doğru değil"

Annelik-babalık tasavvurunun da değiştiğini ifade eden psikiyatrist Tarhan, "Anne baba çocuğu üzmemek için her dediğine evet diyor. Eski kuşaklar yokluk içinde olgunlaşıyordu. Şimdiki kuşakların varlık içinde olgunlaşması gerekiyor. Varlık içinde olgunlaşmak daha zor. Ebeveynler çocuklarına 'biz sıkıntı çektik o çekmesin, biz zor elde ettik o kolay etsin' tarzında gereğinden fazla imkân sunma ihtiyacı hissediyor. Böyle olunca yoklukla tanışmamış bir nesil ortaya çıkıyor. Hatta öyle ki, ebeveynler çocuklarının üzüntüyle, hayal kırıklığıyla karşılaştırmamayı annelik-babalık zannediyor. Hâlbuki ikisi de hayatın bir gerçeği ve çocuğun bunu öğrenmesi gerekiyor." uyarısında bulundu.

Tarhan, kararların aile içerisinde oturup konuşularak alınması gerektiğini belirterek, çocuğun fikrini de sormanın önemli olduğunu, ancak en sonunda liderin anne ve baba olması gerektiğini dile getirdi.

- Disiplinde kar yağışı modellemesi

Anne ve babanın ortak kararlılık ve tutarlılıkla hareket etmesi gerektiğini aktaran psikiyatr Tarhan, şunları kaydetti:

"Gereğinden fazla özgür yetişen çocuklar şımarık ve saygısız olma eyleminde oluyor. Hatta bazen bazı şeyleri mızmızlık yaparak, küserek elde ediyor. Bunu bir sorun çözme metodu gibi öğreniyor. Anne baba başını okşayarak hayır diyemiyor çocuğa. Böyle aile ilişkileri kuralsız ortamlarda oluyor. Mesela anne farklı, baba farklı söylerse, anne akşam ayrı, sabah ayrı söylerse tutarsızlık yaşanıyor. Onun için disiplin, nasihat gibi durumlar kar yağışı gibi olur. Yavaş ve devamlı olursa tutar. Fırtına gibi bir gün var, diğer gün olmazsa tutmaz. Bunun için kararlı, disiplinli bir ortam oluşturulması gerekir. Anne ve babanın gerekçeleri ile hayır demeyi bilmesi gerekiyor. Onun için emir vermek yerine seçenek sunmak, nasihat vermek yerine de örnek olmak çok önemli."

Çocuğa övgüyle yaklaşmanın duygusal gelişimi açısından önemli olduğunu dile getiren Tarhan, kişiliği övmekle, davranışı övmenin farklı şeyler olduğunu ifade etti.

Çocukerkil ailelerin evlerinde çocuğa göre kurallar düzenlendiği, çocuk istek odaklı olunduğu gözlemlerini paylaşan Tarhan, "Her şeyi çocuğa göre düzenleyen çocukerkil ailelerin evlatları doyumsuz oluyor, çocuk 2 kişilik sevgi alıyor yine doymuyor. Bu çocuklar istediği olmadığında tepki gösteriyor, sık sık arkadaşlık değiştiriyor, evlendiği zaman evliliğini yürütemiyor, akademik zekâsı başarılı oluyor ama duygusal ve sosyal beceride başarısız oluyorlar. Ders çalışmak istemiyor, bir müddet sonra okul reddi başlıyor. Bakıyorsun elinde devamlı internet. Bu durum internet ve ekran bağımlılığına kadar gidiyor." değerlendirmesinde bulundu.

İdeal anne-babanın çocuğa iç denetim öğrettiğini belirten Tarhan, anne babanın ortak dil kullanılmasının çok önemli olduğunu, çocuğun anne babanın farklı düşündüğünü hissetmesi durumunda bu farklılığı kullandığını bildirdi.

Prof. Dr. Tarhan, reklam sektörünün de çocukerkil aile kavramına çanak tuttuğunu ifade ederek, "Şu anda reklam sektörü çocuğu muhatap almış durumda. Çocuklar şimdiden geleceğin tüketicisi olarak görülüyor. Bakıyorsunuz, çoğu zaman satın alma davranışlarında, çocuğu etkileyecek mesajlar veriyorlar. Mesela tatil firmaları çocuğu çok iyi kullanıyor." açıklamasında bulundu.