GÜNCEL
Giriş Tarihi : 02-02-2021 14:10   Güncelleme : 02-02-2021 14:10

İstanbul sözleşmesine tepkiler büyüyor

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesi olarak bilinen sözleşmeye tepkiler artarak devam ediyor.

İstanbul sözleşmesine tepkiler büyüyor

 

İstanbul sözleşmesi olarak bilinen sözleşmenin Türk aile yapısına büyük zararlar verdiğini kaydeden köşe yazarımız Nabi Morçiçek, Türk aile ve ahlak yapısına zarar verdiğini köşe yazısına taşıdı. Yazarımız Nabi Morçiçek, köşe yazısında İstanbul sözleşmesini ele alarak şu görüşlere yer verdi; “Yüzyıllarca kadının esas olduğu ana olduğu kültürümüze bir saygısızlıktır İstanbul sözleşmesi, medya organlarında sözleşme içeriğini bilmeden yapılan yorumlar ve bu yorumlara yine içeriğini araştırmadan toplumu galeyana getiren büyük ve riskli bir grup insan bulunmakta. Oysaki bütün dünyanın gıptayla baktığı özendiği ve başaramadığı aile birliğimizi sabote etmekteler.

Kadın cinayetlerinin bu derece çoğalmasının başlıca nedenleri kadının erkeğe kafa tutacak kadar abartılı ortamlar hazırlanmasıdır, şöyle ki ilk bakışta zararsız gibi görünen ve son zamanlarda inanılmaz bir boyut alan sosyal medya ortamları, ahlak ve erkeğe olan saygıyı en aza indirmiş durumda, elbette bu konunun en başından alırsak kız çocuğu doğduğunda babasına aslan adamın aslan damadı olur, erkek çocuğu doğduğunda aslan adamın aslan oğlu olur diyerek en başta ayrıştırmayı yapıyor toplumumuz. Erkek çocuğuna davul zurna ile sünnet düğünü yapılırken, kız çocuğuna ört eteğini ayıp deniyor!

Tabi ki ataerkil bir toplum olduğumuzu unutmadan şunları eklemek isterim ebeveynler kız ya da erkek çocuğu yetiştirirken bizim kökenlerimizi saygımızı eşit olmanın cinsiyetle ilgisi olmadığını en başta öğretmeliler. Ve de özelikle kız çocuğu büyütürken sevgiyi şiddetle değil saygıyla aşılamalı.

Günümüzde bu konuların toplamı olarak boşanmalar mahkeme kararı ile uzaklaştırılmalar ve kadınlarımızın kontrolsüz elde ettikleri maddi güçleri erkeklere karşı boy gösterme olarak ortaya çıkmakta, şunu iyi anlamalıyız, kadın erkek eşittir diyen İstanbul sözleşmesi şuur kontrolü olmayan kadınlar tarafından erkeklere karşı kullanılmaktadır ve buda dehşet cinayetlerle son bulmaktadır. Biz Türk toplumuyuz bizim geleneklerimizde erkek Ata’dır babadır erkek dağdır, bu gelenekte boşanmak üzere olduğu adamı çıldırtacak kışkırtacak kıskançlık krizine sokacak kadar şuursuz olabilen kadınlarımız Bunu uyduruk geleneklerimizi sabote eden İstanbul sözleşmesine dayandırmaktalar.

Öncelikle her erkek bilinçli olamayabiliyor ve bunun sonucunda kadını öldürmeyi yok etmeyi düşünecek kadar kendini kaybedebiliyor,  şunu yapmalıyız illa ve illa geleneklerimizi aşmadan o güzel saygımızı yitirmeden boşanmanın ya da birlikteliğin bitebileceğini kabul etmeliyiz biz Ataerkil toplumuz bunu unutmamalıyız.

Yüzyıllardır Anadolu’muzda kadınlara ağalık Analık ve öncelik verilmiştir bizim erkek toplumumuz kadına saygıyı sevgiyi çok iyi bilir, bizi bozacak bizim mahremiyetimizi sabote edecek İstanbul sözleşmesin kabul edilir değildir. Kadınlarımıza olan saygının en güzel örneği ’de Bozkırın Tezenesi büyük Üstat halk ozanı Neşet Ertaş demiş ki, Kadın insandır, Erkek insanoğlu. Kadın anadır kadın topraktır kadın yarendir kadın yardır.