EKONOMİ
Giriş Tarihi : 20-03-2021 15:52   Güncelleme : 20-03-2021 15:52

Çin, ABD ile stratejik diyalogta üç sinyal iletti

ABD’nin Anchorage kentinde iki gün süren Çin-ABD Stratejik Diyaloğu dün sona erdi. Bu, Joe Biden’in ABD başkanlığına seçilmesinden sonra iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasında gerçekleşen ilk yüz yüze görüşme niteliğinde.

Çin, ABD ile stratejik diyalogta üç sinyal iletti

Çin tarafından verilen bilgilere göre, iki taraf diyalogta iç ve dış politikalar, ikili ilişkiler ve her iki tarafı ilgilendiren önemli küresel konular üzerinde fikir alışverişinde bulundu. Diyalog açık, yapıcı ve faydalı olarak nitelendirilirken, aynı zamanda bazı konularda halen anlaşmazlıkların bulunduğu bildirildi.

Diyaloğa içtenlikle katılan Çin tarafı, endişeleriyle hassasiyetlerini açıkça dile getirip üç sinyal iletti.

Birincisi, Çin’in diyaloğa katılma amacı çatışmak değil mevcut sorunları çözmektir. Ancak ABD tarafı asılsız suçlamalar ve hegemonyacı girişimlerde bulununca Çin, adil ve rasyonel şekilde karşılık vermek zorunda kaldı. Kırmızı çizgiler çizerek kendi endişelerini ABD tarafına ileten Çin, ulusal egemenliği, güvenliği ve gelişme çıkarlarını koruma kararlılığını gösterdi.

Çin Komünist Partisi’nin iktidar konumuyla siyasi sistem güvenliğinin zedelenmesine izin verilmeyeceğine dikkat çekildi. Taiwan, Hong Kong, Xinjiang ve Tibet’e ilişkin konuların Çin’in içişleri olduğu ve bu konularda yabancı güçlerin müdahalesine kesinlikle karşı çıkıldığı kaydedildi. Bunlar, Çin’in kırmızı çizgileridir.

İkincisi, Çin, ABD ile arasında önemli anlaşmazlıklar bulunmasına rağmen, somut işbirliği noktaları aramaya çalıştı Netice olarak iki taraf bazı konularda anlaştı. Bu gelişme, Çin’in hem kendi çıkarları hem de ABD ve tüm dünyanın çıkarları konusundaki sorumlu tavrının bir yansımasıdır.

Üçüncüsü, Çin diyalog yoluyla ABD tarafına büyük devletler arası ilişkiler hakkındaki tutumunu beyan etti, gerçek anlamda çok taraflılıkta ısrarcı olacağını vurguladı.

Dünya COVID-19 salgını gibi yüzyılda az rastlanacak bir kamu sağlığı olayı ile karşı karşıya iken, küresel kalkınma koşullarında da büyük değişimler yaşanırken, barışçı gelişme, işbirliği ve çifte kazanç uluslararası toplumun ortak iradesi olmaya devam edecektir. ABD, çağın bu ana eğilimine ters hareket ederse, sadece kendi atacağı kurşunla kendini vuracaktır.