GÜNCEL
Giriş Tarihi : 25-05-2021 13:42

Aydınlı hemşehrileri 'demokrasi şehidi' Menderes'i anlattı: Memleketin babasıydı

Türk demokrasi tarihine "kara leke" olarak geçen 27 Mayıs askeri darbesinin ardından idam edilen Adnan Menderes'in Aydınlı hemşerileri, merhum Başbakanı özlemle ve gururla anıyor. - Anadolu Ajansı.

Aydınlı hemşehrileri 'demokrasi şehidi' Menderes'i anlattı: Memleketin babasıydı

Aydın

Aydın'ın Koçarlı ilçesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Menderes'e karşı yapılan ve Cumhuriyet tarihinin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 ihtilalinin üzerinden 61 yıl geçti.

"Demokrasi şehidi" olarak bilinen Menderes'in doğup büyüdüğü Çakırbeyli Mahallesi'ndeki hemşerileri her 27 Mayıs'ı hüzünle geçiriyor. Menderes, ülkeye yaptığı hizmetlerin yanı sıra kendisine ait binlerce dönüm tarım arazisini Çakırbeyli hemşerilerine ücretsiz vermesinden dolayı da halkın gönlüne adeta taht kurdu.

Çakırbeyli Mahalle Muhtarı Özer Orçan, AA muhabirine, aynı memleketin insanı olmaktan dolayı gurur duydukları Menderes'i çok özlediklerini belirtti.

 

Menderes'i "Demokrasinin mimarı" olarak nitelendiren Orçan, "Sandıkla iktidara gelmiş ve bizim başımızın tacıydı. Fakat 27 Mayıs, tarihe bir kara leke olarak geçti. Menderes, burada herkesi toprak sahibi yapan biriydi. Bizim için büyük bir eserdi. Onun topraklarıyla karnımızı doyuruyoruz. Adnan Menderes tarif edilemez biriydi. Ülkenin gözlerini açan, yollarını, okullarını, barajlarını yapan dahi bir başbakanımızdı. Biz hala onun yasını tutuyoruz." ifadelerini kullandı.

O dönem, Demokrat Parti'nin mahalle sorumlusu olan 94 yaşındaki Halil İbrahim Şengün de Medres'i rahmet ve özlemle andıklarını belirterek, "Adnan Menderes memleketin babasıydı. 35 bin dönümlük arazisini köylüye ücretsiz dağıttı." dedi.

Menderes'in yöre halkıyla yakından ilgilendiğini anlatan Şengün, "20-30 köy var. Onların kaç kişi yaşadığını öğrenir, o kadar nüfusluk arpa buğday verir, karnını doyurur, o adam sevine sevine evine giderdi. Adnan Menderes memlekete geldiğinde gezer, bizi görünce hal hatır sorar, 'bir ihtiyacın var mı' diye sorardı. Pırlanta gibi bir adamdı. Çok kez Ankara’ya yanına gittim." diye konuştu.

"Memleketin refah seviyesini yükseltti"

Merhum Başbakanı çok sevdiğini anlatan Şengün, "27 Mayıs memleketi 100 sene geriye götürdü, askeri idare ülkenin ekonomisini bilir mi? Bir gün albaya, o asılmasın onun yerine ben asılayım dedim, vallahi dedim." diye konuştu.

Ülkenin 1950-1960 arasında refah içinde olduğunu belirten Şengün, Menderes döneminde Türkiye'nin hem içeride hem de dışarıda altın çağını yaşadığını dile getirdi.

Şengün, şöyle devam etti:

"Menderes bizden yaşça büyük, bir şey sorduk mu cevap verir, babalık yapar yani. Memleketin refah seviyesini yükseltti. Yaşadık yani... 94 yaşındayım, Demirel'i de Özal'ı da gördüm. Yani bugünkü iktidar, Cumhurbaşkanı doğruyu konuşacağız, pırlanta gibi adam. Memleketimizi güzel savunuyor, memleketimizi ileri götürüyor. Sağ olsun, var olsun. Yani bu adama kötü demek... Allah razı olmaz. Bütün darbeleri gördük. 15 Temmuz oldu, İnşallah muvaffak olamazlar dedim."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı çok sevdiğini belirten Şengün, Erdoğan'la tanışmayı ve ona Menderes'le olan diyaloglarını anlatmayı çok istediğini sözlerine ekledi.

 

"Çok güler yüzlü bir adamdı"

Çakırbeyli Mahallesi'nde Menderes'e ait çiftlikte babasıyla birlikte o dönem bahçıvanlık yapan 91 yaşındaki Münevver Çıkrık da Menderes'in çok iyi bir insan olduğunu ifade etti.

Menderes'in halkın içinden biri olduğunu vurgulayan Çıkrık, "Türkiye'yi Türkiye yaptı. Menderes'ten önce her şeyi karneyle alıyorduk. Menderes gelince milletin cebi para gördü. Her şey bollaştı ve güzelleşti. Şu an bile anlatırken tüylerim diken diken oluyor. Menderes zamanında çok güzel günlerimiz oldu. Onun köylüsü olduğum için mutlu ve gururluyum. " dedi.

Çıkrık, sözlerini şöyle tamamladı:

"Çiftliğe geldiğinde daha ben ona hoş geldin diyemeden o bana 'nasılsın kızım' diye sorardı. Çok iyiydi. Güler yüzlü bir adamdı. Darbe olduğunda çok üzüldüm. Sokakta oturuyorduk babam geldi anlattı darbe oldu diye. O zaman dünya başımıza yıkıldı. Çok üzüldüm, ağladım. Çok kötü bir gündü. Millet dışarıya çıkamıyordu. Bir yere gidemiyorduk. Yassıada davalarında her gün kahrolduk, üzüldük. Hele o asıldığı gün gazete getirdiler. Öyle beyazlar içinde görünce bayılmışım haberim yok. Çok seviyorduk onu. Herkes çok severdi."