ASAYİŞ
Giriş Tarihi : 27-05-2021 21:32

DEAŞ'ın öldürülen elebaşı Bağdadi'nin güvenli bölgeye geçişini sağlayan sanık hakkında dava açıldı

DEAŞ saflarında savaşırken çekilen fotoğrafları tespit edilerek iddianameye konulan sanığın, "resmi belgede sahtecilik” ve “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçlarından 17 yıldan 27,5 yıla kadar hapsi istendi. - Anadolu Ajansı.

DEAŞ'ın öldürülen elebaşı Bağdadi'nin güvenli bölgeye geçişini sağlayan sanık hakkında dava açıldı

İstanbul

Terör örgütü DEAŞ'ın öldürülen elebaşı Ebu el-Bağdadi'nin Suriye'de güvenli bölgeye geçişini sağlayan tutuklu sanık Ahmed Süleyman İbni Muhammed hakkında "resmi belgede sahtecilik” ve “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçlarından 27,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, terör örgütü DEAŞ'ın kuruluşu ve Türkiye'ye yönelik eylemleri anlatıldı.

Sanık Ahmed Süleyman İbni Muhammed hakkında silahlı terör örgütü DEAŞ'la irtibatlı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı hatırlatılan iddianamede, 28 Nisan'da gözaltına alınan sanığın 2 Mayıs'ta tutuklandığı bilgisine yer verildi.

İddianamede, 29 Nisan tarihli görüntü inceleme tutanağına göre, Tacik kökenli sanığın, Rusya’dan Zarobıddın Kholeov adına düzenlenen sahte pasaportla 31 Aralık 2014’te Türkiye üzerinden Suriye’ye geçerek DEAŞ’a katıldığı, Suriye’de silahlı eğitim alıp verdiği, daha sonra örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiği kaydedildi.

Suriye'de DEAŞ saflarında girdiği çatışmalarda sağ gözünü ve sağ bacağını kaybeden sanığın, bu nedenle protez kullandığı aktarılan iddianamede, sanığın, örgütün sözde karar organı Lecne içerisinde bulunan pek çok sözde üst düzey emir ile Suriye’de kaldığı dönemde müşterek hareket ettiği vurgulandı.

İddianamede, DEAŞ’ın yayınladığı şiddet içerikli propaganda videolarında görüntüleri yer alan sanığın, örgütün eski elebaşı Ebu el-Bağdadi'nin 2017’de Deyrizor ve Hama arasındaki güvenli bir yerden Hama’ya intikalinde rol aldığı anlatıldı. Bağdadi, 2019'da ABD'nin İdlib'de düzenlediği operasyonda öldürülmüştü.

Daha sonra aynı yıl Türkiye'ye geçiş yapan sanığın Suriye'nin İdlib, Hama, Deyrizor ve Bab şehirlerindeki aktif DEAŞ mensupları ile irtibatlı olarak hareket ettiği şeklinde istihbari bilgilerin elde edildiği belirtilen iddianamede, sanığın çatışma bölgelerinde çekildiği tespit edilen fotoğraflarına yer verildi.

Sanık örgütte 2014-2017 yılları arasında faaliyette bulunduğu kabul etti

İddianamede, sanığa ait dijital materyaller üzerinde yapılan incelemede, çok sayıda infaz görüntülerine rastlandığı, canlı bomba yeleğinin bulunduğu fotoğraf ile terör örgütüne ait flama altında konuşma yapan örgüt mensubu kişilere ait görüntü ve fotoğrafların bulunduğu belirtildi.

İddianamede yer verilen sanığın ifadesi şöyle:

"2014'te DEAŞ'a katılmak ve Suriye’ye geçmek için temin ettiğim sahte pasaportla uçakla Türkiye’ye ilk kez geldim. Burada birkaç gün kaldıktan sonra yasa dışı yollarla Suriye'ye geçtim. Örgüte katılma düşüncem Dubai’de bulunurken internet ortamında tanıştığım Tacikistan uyruklu Musap isimli kişiyle görüşmelerimden sonra oluştu. Türkiye üzerinden örgüte katılmak üzere yola çıktım. Örgüte katıldıktan sonra aşama aşama yükseldim ve ayrıldığım dönemde 60 kişilik örgüt militanlarından sorumlu komutan düzeyindeydim. Bu şekilde 2017 yılına kadar faaliyette bulundum. Örgüt içinde bir üstüm Rakka şehrinden sorumlu Ebu Saleh Iraki'ydi. Örgüt içinde bulunduğum sürede pek çok kez PKK/PYD ve Suriye devletinin resmi unsurlarına karşı savaştım. Bu mücadelelerde silahlı eylemlere katıldım."

İddianamede, kendisine gösterilen fotoğrafta elinde kılıç bulunan kişinin kendisi olduğunu kabul eden sanığın ifadesinin devamında şunları aktardığı belirtildi:

"Fotoğrafın çekildiği esnada silahlı mücadele içerisindeydik. Dijitallerimde çıkan video ve fotoğraflarda yer alan infaz görüntüleri başka ülkelerce DEAŞ'a gönderilen casuslara aittir. Bu kişilerden birçoğunu tanıyorum. Görüntülerdeki infazlarda kesinlikle bulunmadım. Bu eylemlere katılmadım. 2017’de Suriye’de bulunduğum bir eve yapılan hava saldırısında yaralandım. Bunun üzerinde örgütten ayrılmak istediğimi üstlerime söyledim. Kabul etmeleri üzerine ayrılarak Türkiye’ye geldim. Yaklaşık 4 yıldır Türkiye’deyim. Türkiye’de bulunduğum süre içinde örgüt tarafından hiçbir şekilde aranmadım, bir talimat almadım. Bir eyleme ve suça karışmadım. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum."

İddianamede, sanığın 2014 yılında sahte pasaportla Türkiye üzerinden Suriye’ye geçerek DEAŞ’a katıldığı, pek çok sözde üst düzey emir ile 2017’de Suriye’de ortak hareket ettiği, Irak ve Suriye’nin çeşitli bölgelerinde askeri emir olarak birçok pozisyonda görev aldığı, 60 kişilik örgüt militanlarından sorumlu sözde komutan olduğu anlatıldı.

İddianamede sanık Ahmed Süleyman İbni Muhammed'in "resmi belgede sahtecilik" ve "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçlarından 17 yıldan 27,5 yıla kadar hapsi istendi.

Başsavcılık tarafından onaylanan iddianame, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Sanık ilerleyen günlerde yargılanmaya başlanacak.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.