SİYASET
Giriş Tarihi : 11-07-2021 15:04

CHP Liderinden Muhtarlık Çıkışı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer siz demokrasinizi güçlendirmek istiyorsanız ve bu topraklarda gerçek anlamda bir demokrasi olsun istiyorsanız, yapacağınız ilk şeylerden birisi muhtarlık kurumunu güçlendirmektir." dedi.

CHP Liderinden Muhtarlık Çıkışı

Edirne

Açılış ve ziyaretlerde bulunmak üzere geldiği Edirne'deki bir otelde muhtarlarla buluşan Kılıçdaroğlu, Türkiye'de muhtarlık kurumunun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin tüm coğrafyasına yayılmış muhtarlarla ilgili temel bir kanunun olmadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Madem demokrasiden başladık, eğer siz demokrasinizi güçlendirmek istiyorsanız ve bu topraklarda gerçek anlamda bir demokrasi olsun istiyorsanız, yapacağınız ilk şeylerden birisi muhtarlık kurumunu güçlendirmektir. Diyeceksiniz ki ya muhtarlığı aldın, öyle bir yere getirdin ki sanki muhtarlık olmasa demokrasi olmaz. Evet, eğer gerçek anlamda muhtarlık olmazsa, demokrasi olmaz. Peki neden muhtarlar için temel bir kanun yoktur. Türkiye'nin bütün coğrafyasına yayılmış mı, yayılmış. Köyün de var mı var, mahallesinde var mı var. Metropolünde var mı var. Her yerde var muhtar. Peki muhtarlık için neden temel bir Muhtarlık Kanunu çıkmaz. Muhtar, alacak bakacak kendi kanununa, görevi var, yetkisi var, sorumlulukları var, hepsini orada görecek. Ama böyle bir kanun yok. Böyle bir kanun teklifini hazırladık. Muhtarların oluşturduğu bütün kuruluşlara gönderdik. Dedik ki 'bizim atladığımız bir şey olabilir, yazdığımız bir şey yanlış olabilir, bunu bize bildirin ve biz bunu düzeltelim'."

Kılıçdaroğlu, muhtarların yetkilerinin artması gerektiğini vurgulayarak, onların da belediye başkanı ve milletvekilleri gibi seçimle göreve geldiğini anımsattı.

Seçimlerde oy pusulalarında muhtarların da fotoğrafının olması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, Mecliste bir mahalle ile ilgili bir karar alınıyorsa, o mahalle muhtarının da mutlaka Meclise gelip görüşlerini aktarması gerektiğini belirtti.

Muhtarın, seçildiği mahallenin bütün ayrıntılarını bildiğini ve bütün sorunlarına sahip en önemli kişi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Eğer mahalleyle ilgili bir karar alınıyorsa o karar alınırken muhtarla görüşülüp alınması zorunludur. Bu ne demektir, aynı zamanda güçlü bir demokrasi kültürü demektir. Mahallenin sakini, belediye başkanına kolayca ulaşamaz. Ama muhtarın kapısı açıktır, her zaman gider, muhtarın kapısını dövmeye bile gerek yok, 'muhtarım geldim, bu ne rezalettir'. Muhtar da 'hiç haberim yok, belediye meclisinin aldığı bir karar'. O zaman vatandaşın kafasında şu soru çıkar, 'ya biz muhtarı boşuna mı seçiyoruz'. Muhtarı boşuna seçmemek ve mahallesinde bütün sorunlara çözüm üreten, bu sorunları ilgili makamlara yazdıran kişi olarak görmesi lazım vatandaşın. O zaman ne olur? Demokrasi güçlenir, başka bir şey değil."

"Her muhtarın ayrı bütçesi olmalı"

Her muhtarlığın ayrı bütçesinin olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, vatandaşların her türlü sorunda ilk ulaştığı yerin muhtarlıklar olduğunu hatırlattı.

Fiziki olarak yetersiz olan veya eski olan tüm muhtarlık binalarının da yenilenmesi gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, İstanbul'da bir çok bölgede bunu yaptıklarını dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz yapıyoruz mesela. İstanbul'da pek çok belediye başkanımız, muhtarlar için tek tip bina yaptı. Belediyeden bir görevli var. Muhtarın oturacağı bir makamı var. Vatandaş görevliyle, muhtarla muhatap oluyor. Bunun bir belediye tarafından değil, devlet politikası olarak yapılması lazım. Muhtarlık için de belli bir yer, makam olmalı. O muhtar kazanır gider, bir başkası gelir, dolayısıyla kişinin bir makamı olur. Herkes bilir ki burası muhtarlara ait bir yerdir. Muhtarlara mutlaka bir kişi tahsis edilmeli. Önce Sayın Bahçeli, sonra Erdoğan. Sen muhtarlara özel kalem müdürü mü tahsis edeceksin? Evet edeceğim. Bürokratik işlerini yapsın. 10 milyon işsiz var. Siz dükkanı kapadınız mı orada kimse yok. Oranın açık olması lazım. Bir de size aylık değil, ödenek veriyorlar. İzne ayrıldınız mı ödenek kesiliyor. Milletvekiline, belediye başkanına maaş veriyorlar. İzne ayrıldığı zaman kesilmiyor. Peki aynı yerden, sandıktan seçilen muhtara niye maaş değil de ödenek veriyorlar? Muhtar ikinci sınıf vatandaş mı? Bu çifte standart nedir? Millet İttifakı iktidarında bunu da kaldıracağız."

"Efendim Ali mi Veli mi olsun, anketler, şunlar, bunlar geziyor ortalıkta." diyen Kılıçdaroğlu, ülkesini seven her vatandaşın elini vicdanına koyup, "Bu memlekete nasıl bir cumhurbaşkanı olmalı" sorusunu sorması gerektiğini ifade etti.

Seçilecek cumhurbaşkanının, 83 milyonu kucaklaması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Efendim sen doğuda sen batıda yaşadın, sen şöylesin sen böylesin, hayır efendim, bu memlekette yaşıyorsa, bayrağıyla vatanıyla hiçbir sorunu yoksa, 83 milyonu kucaklamalı. Ne olmalı, cumhurun başkanı olmalı. Yani tarafsız olmalı. Yani bir partinin genel başkanı değil, bütün vatandaşları kucaklamalı. Bütün vatandaşlarına cumhurbaşkanı olarak düşüncelerini, yeri zamanı geldiği zaman açıklamalı. Cumhurbaşkanı seçilecek kişinin, günün 24 saati konuşma yapması doğru değil. Cumhurbaşkanı çok önemli günlerde, çok önemli zamanlarda açıklamalar yapar ve bütün vatandaşlar da cumhurbaşkanını 'bakalım ne söylüyor' diye dikkatle dinlerler. Yani klasik deyimle cumhurbaşkanı her şeye maydanoz olmaz. Önemli işlerde konuşur."

Seçilecek cumhurbaşkanının, kendisi ve ailesiyle topluma örnek olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Yaşayışı örnek olmalı. Herkes bilmeli ki seçtiğimiz cumhurbaşkanı mütevazı, dürüst adamdır, mal varlığı dolayısıyla birilerinin tehdidine maruz kalamaz. Ahlaklıdır, vatandaşıyla muhatap olurken alçak gönüllüdür. Cumhurbaşkanının böyle olması lazım." diye konuştu.

"Zengin bir ülkeyiz, her türlü imkanımız var"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin her türlü imkanı bulunan zengin bir ülke olduğunu, ancak ülkedeki kaynakların doğru ve yerinde kullanılmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, "Hepsini çözeceğiz. Bundan kesinlikle emin olmanızı isterim. Öyle '20 yılda çözeriz' falan filan değil, 6 ayda bu memlekette herkes rahat bir nefes alacak, 6 ayda. 5 yıl içinde Türkiye, bölgesinin yıldızı olacak. Doğu Akdeniz'de çıkan karbon yatakları, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gidecek ve bizim üniversitelerimiz gerçek anlamda üniversite olacak. İşsizlikle mücadele etmek, en büyük temel sorunumuz olacak." dedi.