SİYASET
Giriş Tarihi : 02-08-2021 14:48   Güncelleme : 02-08-2021 14:48

Şanlıurfa Milletvekili Konya'daki Olay İçin Araştırma Komisyonu İstedi

Şanlıurfa milletvekili Ömer Öcalan Konya'da 7 kişilik ailenin yaşamına son verilen olayla ilgili tüm detayların aydınlatılması için TBMM'ye araştırma önergesi verdi.

Şanlıurfa Milletvekili Konya'daki Olay İçin Araştırma Komisyonu İstedi

Konya'da komşular arasında meydana gelen olayda aynı aileden 7 kişi silahla vurularak öldürülmüştü. Çokça konuşulan olayın aydınlatılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne araştırma önergesi verildi.

Önergeyi veren isim HDP Şanlıurfa milletvekili Ömer Öcalan. Öcalan önergesinde şunları dile getirdi:

"

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

 

Konya’nın Meram ilçesine bağlı Hasanköy Mahallesi'nde yaşayan ve daha önce Kürt oldukları için defalarca kez saldırıya uğrayan Dedeoğlu ailesinden Yaşar Dedeoğlu, Barış Dedeoğlu, Serpil Dedeoğlu, Serap Dedeoğlu, İpek Dedeoğlu, Metin Dedeoğlu ve Sibel Dedeoğlu 30.07.2021 günü saat 19:00 sularında evlerine yapılan silahlı saldırı ile vahşice katledilmiştir. Eve giren silahlı kişiler evde bulunan 7 kişiyi öldürmüş ve Dedeoğlu ailesinin evini de ateşe vererek kaçmışlardır. Kürt oldukları gerekçesiyle defalarca kez taciz edildikleri kamuoyuna yansıyan Dedeoğlu ailesine, en son 12.05.2021 akşamı komşuları ve komşularının akrabalarının bulunduğu 60 kişilik ırkçı bir grup tarafından "Biz ülkücüyüz sizi burada yaşatmayacağız" denilerek taşlı, sopalı ve bıçaklı saldırı düzenlenmiştir. Saldırının olduğu akşam evde bulunan 4’ü kadın 7 kişi vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanmış, saldırının ardından tutuklanan 10 kişi ise tahliye edilmiştir.

 

Konya'da aynı aileden yedi kişinin öldürüldüğü bu katliama ilişkin bilgiler, katliamın "planlı" olduğuna işaret etmektedir. Bu sebeple olaya yönelik iddiaların araştırılması, bu katliamda hem fail hem de planlayıcı ya da azmettirici olarak yer alan kişilerin tespit edilmesi ve benzeri katliamların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini bilgilerinize arz ederim. 

 

 

 

 

 

                                                                                                                         Ömer ÖCALAN

Şanlıurfa Milletvekili

 

 

 

GEREKÇE ÖZETİ

 

Konya’nın Meram ilçesindeki Hasanköy mahallesinde 24 yıldır yaşayan Dedeoğlu ailesinin, son 15 yıldır komşuları ve komşularının akrabalarının ırkçı saldırısına uğradıkları gerek çeşitli haberler ile gerekse aile fertlerinin açıklamaları ile geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansımıştır. Kürt oldukları gerekçesiyle defalarca taciz edilen Dedeoğlu ailesine en son 12 Mayıs 2021 akşamı taşlı, sopalı ve bıçaklı saldırı gerçekleştirilmiş, saldırının olduğu akşam evde bulunan 4’ü kadın 7 kişi vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanmıştır. Saldırı üzerine aile fertlerinden Barış Dedeoğlu'nun şu ifadeleri kamuoyuna yansımıştır: "Bölgede yaşayan tek Kürt aileyiz. Komşularımız ve onların akrabaları yaklaşık 15 senedir kafayı bize takmış durumda. ‘Biz burada Kürtleri barındırmayacağız’ diyorlar. Geçtiğimiz Kadir gecesinde 10-15 kişilik bir grup evlerinin çatısına çıkarak evimize bakarak idrarlarını yapıyorlardı, daha sonra evin bahçesine torpil attılar. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nın arife gecesinde de yine evimize torpil attılar. Bizi sürekli kışkırtmaya çalıştılar o gece. Kadir gecesi evde 4’ü kadın 7 kişiydik. Bir an da ne olduğunu anlamadığımız bir şekilde 5-6 kişi evimizin duvarından atlayarak bize taş, sopa demir çubuk ve bıçaklarla saldırdı. Sonradan sayı giderek arttı. Bize saldırılanlar ‘Biz ülkücüyüz sizi buradan kaldıracağız’ dediler. Bize saldırıyı organize edenler komşumuz Keleş ve Çalık ailesi. Onları tanıyoruz. Ama o gece bize saldıranlar arasında tanımadığımız birçok insan da vardı.” Olay yerine gelen polis ekiplerinin kendilerini suçlamaya çalıştığını da söyleyen Dedeoğlu, "Bize saldıranlar o esnada ‘polisi çağırın da gelsin size yardım etsin bakalım’ dediler. Dedikleri gibi de oldu. Olay yerine polis ekipleri geldi ve neredeyse bizi suçladı. Gelen polisler bize ‘Adamları ne hale sokmuşsunuz’ dediler. Oysa hepimiz yaralıydık ve evinde saldırıya uğrayan bizdik. Zaten daha sonrası bize saldırıyı organize eden aileden birçok kişi de serbest bırakıldı”.

Defalarca kez olayla ilgili çeşitli hukuki yaptırımların uygulanması gerektiğine dair ailenin ve avukatlarının başvuruları ve açıklamaları olmasına rağmen olayla ilgili gerekli önlemler alınmamış ve saldırganlara ilişkin hukuki yaptırımlar uygulanmamıştır. Saldırganların “Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs”, “Nitelikli kasten yaralama”, “Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal” ve “Tehdit, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlarından tutuklanması talebiyle 17 Haziran’da Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunulmuş fakat olayla ilgili açılmış bir dava olmamıştır. Olayın ardından Ali Keleş, Ayşe Keleş, Yahya Çalık, Lütfi Keleş, Ali Çalık, Şerife Çalık ve Veli Keleş tutuklanmış, A.K, R.Ç, A.Ç, ve İ.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, olaydan iki gün sonra tutuklanan Ali Çalık ise kısa bir süre sonra “Kavgaya karıştığına dair yeterli delil olmaması” sebebiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. O gün olay yerindeki tüm şüphelilerin organize bir saldırı gerçekleştirilmiş olması sebebiyle tutuklanması ve soruşturmanın genişletilmesi, aileye karşı eylemlere son verilebilmesi için uzaklaştırma ve koruma tedbiri uygulanması gerekirken, şüphelilerin aynı şekilde saldırgan tutumlarına devam etmeleri saldırganların adeta korunduğu intibasını yaratmıştır.

 

Bu ve benzer saldırıların cezasız kalmamasına yönelik soruşturmaların yapılması, benzer suçların ortaya çıkmasının engellenmesi, yukarıda ifade edilen ihmal ve hak ihlali iddialarının ivedilikle incelenmesi, bu katliamın aydınlatılması; tüm fail, azmettirici ve planlayıcılarının açığa çıkarılması, kullanılan nefret dili ve söylemlerinin bu ve benzeri olaylardaki rolünün tespit edilebilmesi adına TBMM’de ivedilikle bir araştırma komisyonunun kurulması elzemdir.

 

GEREKÇE

 

Konya’nın Meram ilçesindeki Hasanköy mahallesinde 24 yıldır yaşayan Dedeoğlu ailesinin, son 15 yıldır komşuları ve komşularının akrabalarının ırkçı saldırısına uğradıkları gerek çeşitli haberler ile gerekse aile fertlerinin açıklamaları ile geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansımıştır. Kürt oldukları gerekçesiyle defalarca taciz edilen Dedeoğlu ailesine en son 12 Mayıs 2021 akşamı taşlı, sopalı ve bıçaklı saldırı gerçekleştirilmiş, saldırının olduğu akşam evde bulunan 4’ü kadın 7 kişi vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanmıştır. Saldırı üzerine aile fertlerinden Barış Dedeoğlu'nun şu ifadeleri kamuoyuna yansımıştır: "Bölgede yaşayan tek Kürt aileyiz. Komşularımız ve onların akrabaları yaklaşık 15 senedir kafayı bize takmış durumda. ‘Biz burada Kürtleri barındırmayacağız’ diyorlar. Geçtiğimiz Kadir gecesinde 10-15 kişilik bir grup evlerinin çatısına çıkarak evimize bakarak idrarlarını yapıyorlardı, daha sonra evin bahçesine torpil attılar. Geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nın arife gecesinde de yine evimize torpil attılar. Bizi sürekli kışkırtmaya çalıştılar o gece. Kadir gecesi evde 4’ü kadın 7 kişiydik. Bir an da ne olduğunu anlamadığımız bir şekilde 5-6 kişi evimizin duvarından atlayarak bize taş, sopa demir çubuk ve bıçaklarla saldırdı. Sonradan sayı giderek arttı. Bize saldırılanlar ‘Biz ülkücüyüz sizi buradan kaldıracağız’ dediler. Bize saldırıyı organize edenler komşumuz Keleş ve Çalık ailesi. Onları tanıyoruz. Ama o gece bize saldıranlar arasında tanımadığımız birçok insan da vardı.” Olay yerine gelen polis ekiplerinin kendilerini suçlamaya çalıştığını da söyleyen Dedeoğlu, "Bize saldıranlar o esnada ‘polisi çağırın da gelsin size yardım etsin bakalım’ dediler. Dedikleri gibi de oldu. Olay yerine polis ekipleri geldi ve neredeyse bizi suçladı. Gelen polisler bize ‘Adamları ne hale sokmuşsunuz’ dediler. Oysa hepimiz yaralıydık ve evinde saldırıya uğrayan bizdik. Zaten daha sonrası bize saldırıyı organize eden aileden birçok kişi de serbest bırakıldı”.

Defalarca kez olayla ilgili çeşitli hukuki yaptırımların uygulanması gerektiğine dair ailenin ve avukatlarının başvuruları ve açıklamaları olmasına rağmen olayla ilgili gerekli önlemler alınmamış ve saldırganlara ilişkin hukuki yaptırımlar uygulanmamıştır. Saldırganların “Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs”, “Nitelikli kasten yaralama”, “Nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal” ve “Tehdit, hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçlarından tutuklanması talebiyle 17 Haziran’da Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunulmuş fakat olayla ilgili açılmış bir dava olmamıştır. Olayın ardından Ali Keleş, Ayşe Keleş, Yahya Çalık, Lütfi Keleş, Ali Çalık, Şerife Çalık ve Veli Keleş tutuklanmış, A.K, R.Ç, A.Ç, ve İ.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, olaydan iki gün sonra tutuklanan Ali Çalık ise kısa bir süre sonra “Kavgaya karıştığına dair yeterli delil olmaması” sebebiyle adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. O gün olay yerindeki tüm şüphelilerin organize bir saldırı gerçekleştirilmiş olması sebebiyle tutuklanması ve soruşturmanın genişletilmesi, aileye karşı eylemlere son verilebilmesi için uzaklaştırma ve koruma tedbiri uygulanması gerekirken, şüphelilerin aynı şekilde saldırgan tutumlarına devam etmeleri saldırganların adeta korunduğu intibasını yaratmıştır.

 

Olaya ilişkin bilgiler, katliamın "planlı" ve "ırkçı saikle" yapılmış olduğuna işaret etmektedir. Cinayetleri işleyen zanlının daha önce 12 Mayıs'taki saldırı sonrasında tutuklanan Ayşe Keleş'in kardeşi Mehmet Altun olduğu öğrenilmiştir. Mehmet Altun'un evde bulunan yedi kişiye ateş ettikten sonra geri dönerek başlarına birer el ateş ettiği, ayrılırken yanında getirdiği benzinle evi beş farklı noktadan yaktığı evdeki kamera ile çekilen görüntülere yansımıştır. Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut 12 Mayıs günü aynı aileye 60 kişilik aynı aileye mensup bir grubun saldırdığına dikkat çekerek: "Bu saldırıda, dün katledilen aile bireyleri ağır yaralanmış, komalık olmuşlardı. Saldırıdan hemen sonra olaya karışan yedi kişi tutuklanmıştı. Biz ise olaya daha fazla kişilerin karıştığını belirterek, diğer şüphelilerin de tutuklanmasını istemiştik. Bu taleplerimiz reddedilirken, her hafta tutuklu şüphelilerden biri tahliye edildi. Yedi kişiden beşi bu şekilde tahliye oldu. Aile, bu yüzden tedirgindi, yeni bir saldırı olabileceğini bize söylüyorlardı. Biz, bununla ilgili önlem alınmasını sürekli talep ediyorduk. İlk saldırıdan sonra cezasızlık politikası ve herhangi bir önlem alınmaması nedeniyle yeni bir saldırı olacağını düşünüyorduk. Biz uyarılarımızı yapmaya devam ederken bu katliam yaşandı. Daha önceki saldırıda yaralanan müvekkillerimin hepsi katledildi." demiştir.

 

Saldırıda ölen Yaşar Dedeoğlu'nun yeğeni İzzet İnik, saldırının ailenin Kürt olması nedeniyle yapıldığını savunmuş, 12 Mayıs'taki saldırıdan sonra bazı şüphelilerin evin önüne gelerek "Biz Ülkücüyüz, sizi buradan göndereceğiz" dediğini aktarmıştır. Saldırganın eve gelirken silahın yanında benzin de getirmesinin katliamın planlı olduğunu gösterdiğini belirten İnik, "Saldırıdan önce tüm aile evlerini boşaltmış. Mahallede bakkalı olan bir kişi, dükkanını 17.30'da saldırıdan bir saat önce kapatıp gitmiş" açıklamasında bulunmuştur.  Dedeoğlu ailesinin bir diğer yakın akrabası ise katliamın profesyonelce organize edildiğini ifade ederek; “Evin güvenlik kamerası kayıtlarını izledim. Görüntülerde iki kişi var. Öldüren kişi, evin içine girerek önce bahçedekileri sonra da evin içindekileri öldürüyor. Hepsinin de kafasına ateş etmiş ve daha sonra evi benzinle ateşe veriyor. Diğer kişi ise o esnada arabada bekliyor. Olayı yapan kişilerin yüzleri de net şekilde görülüyor. Bu kişiler Dedeoğlu ailesinin husumetli olduğu kişiler değil. Ama daha önce yapılan saldırıya husumetli oldukları aileden olmayanlar da katılmış. Ama burada bir detay daha var. Katliamdan sonra husumetli aile de evinde yok ve evleri hâlâ boş. Burada profesyonelce organize edilen bir katliam yaşanmış" diye konuşmuştur.

Bu katliamın, bir süredir Kürt halkına karşı devam eden ırkçı saldırıların en korkunç örneklerinden biri olduğu, esas sorumlularının içinde nefret ve tahrik dili kullanan tüm çevrelerin ve cezasızlık politikalarının olduğu açıktır. Uygulanan ayrımcı politikaların ve dilin bu tür katliamlara zemin hazırladığı ve Kürt halkına yönelik sistematik saldırıların yapılmaya başlandığı bu katliamla doğrulanmıştır. Geçtiğimiz günlerde Afyon'da, Ankara'da ve birçok ilde benzer ırkçı saldırıların yaşandığı, bu tip ırkçı saldırıların önüne geçecek tedbirlerin alınmasının gerektiği ve yeni saldırılara yol açabilecek politikalardan vazgeçilmesi gerektiği açıktır. Dedeoğlu ailesinin Kürt oldukları gerekçesi ile öldürülmeleri insanlık suçudur. Aile fertlerinin ve avukatlarının yaptığı açıklamalar göz önüne alındığında saldırının göz göre göre geldiği ve ailenin korunmaması konusunda büyük bir ihmal olduğu, yedi insanı katleden ırkçı anlayışın ve saldırıların büyümesinde, çeşitli çevrelerin ve medya organlarının nefret dili ve söylemlerinin de pay sahibi olduğu ve katliamın yaşanmasında rol oynadığı açıktır. İnsanları nefret söylemleri ile kutuplaştırmak, bu failleri ve katliamları cezasız bırakmak adeta suç ortaklığıdır. Kamuoyuna yansıyan bilgiler ve saldırıya uğrayan aile fertlerinin daha önce yapmış oldukları beyanlar ciddiye alınmaksızın yapılan açıklamalar adeta saldırganların avukatlığını yapmak, gerçeğin ortaya çıkışını engellemektir.

 

Bu ve benzer saldırıların cezasız kalmamasına yönelik soruşturmaların yapılması, benzer suçların ortaya çıkmasının engellenmesi, yukarıda ifade edilen ihmal ve hak ihlali iddialarının ivedilikle incelenmesi, bu katliamın aydınlatılması; tüm fail, azmettirici ve planlayıcılarının açığa çıkarılması, kullanılan nefret dili ve söylemlerinin bu ve benzeri olaylardaki rolünün tespit edilebilmesi adına TBMM’de ivedilikle bir araştırma komisyonunun kurulması elzemdir."