Bu bir çatışma değil, bu bir savaş değil; bu düpedüz bir katliamdır. Uluslararası hukuk, sivillerin korunmasını emrederken; İsrail, hukuku da, insan haklarını da ayaklar altına almaktan çekinmiyor.
Düşünün, yardıma muhtaç insanlar, birkaç torba un, bir kutu su alabilmek için ateş hattına giriyor. Ve onları koruması gereken dünya, yine susuyor. BMGK’dan kınama bile çıkmazken, medeniyetin sesi olması gereken batı, bu sessizliğiyle suça ortak oluyor.
Peki bu vahşet neyin sonucu? Açlığın, kuşatmanın, bombaların, elektriksizliğin ve umutsuzluğun… Refah, artık sadece coğrafi bir yer değil; Refah, insanlığın utanç aynasıdır. Bugün Mevasi’de akan kan, yalnızca Filistinlilerin değil, tüm dünyanın vicdanında kuruyan damarlardır.
Gazze halkı, aylardır bir açık hava mezarlığında yaşam mücadelesi veriyor. Ancak bu mücadelede tek taraflı bir silah konuşuyor. İsrail ordusu her gün biraz daha fazla sivili hedef alırken, bu olanları sadece "çatışma" diye tanımlamak, suça ortak olmaktır.
Bugün Refah’ta vurulan her sivil, insanlığın yüzüne çarpılmış bir tokattır. Artık kınamalar değil, somut adımlar zamanı. Bu vahşetin hesabı sorulmazsa, tarih bir kez daha sustuğumuzda nasıl canlar yandığını yazacak.
Ve biz bir kez daha utanacağız…
Haber İbrahim Uygur


