Kategorilenmemiş
Giriş Tarihi : 24-09-2021 12:25

AKPM Türk Heyeti Üyesi Serap Yaşar'dan Avrupa'da kaybolan mülteci çocuklar için dünyaya çağrı

AKPM Türk Heyeti Üyesi Serap Yaşar, "Göç akını arttıkça göçmen çocuklar meselesinin de daha fazla öne çıkıp çözüm üretilecek boyut kazanması gerekiyor. Dünya devletleri bakımından ne yazık ki henüz öyle bir gündemimiz yok." dedi. - Anadolu Ajansı.

AKPM Türk Heyeti Üyesi Serap Yaşar'dan Avrupa'da kaybolan mülteci çocuklar için dünyaya çağrı

İstanbul

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Heyeti Üyesi ve AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, artan göçle birlikte göçmen çocuklar meselesinin de öne çıktığını, raporlara göre Avrupa'da yüz binlerce mülteci çocuğun kaybolduğunu belirterek, henüz dünya genelinde bu sorunun çözümü için somut bir adım atılmadığını ifade etti.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Yaşar, "Avrupa'da kaybolan mülteci çocuklar" konusunda alınacak önlemleri ve atılması gereken adımları anlattı.

Göçmen meselesinin 2011'den beri dünyanın en önemli konusu olduğunu dile getiren Yaşar, "Görünen o ki Afganistan'da yaşananlardan sonra da bu göçmen krizi kısa vadede bitecek gibi değil. Bunlar savaşlar, terör ve iç karışıklıklardan meydana gelen göçler. Bir de iklim değişikliğinden kaynaklanan göçü yabana atmamalıyız. O da eklendiğinde dünyanın en önemli gündem maddesi göç ve göçmenlerle ilgili meseledir." diye konuştu.

Yaşar, göçmen çocuklar meselesinin daha dramatik bir hal aldığına dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Göç akını arttıkça göçmen çocuklar meselesinin de daha fazla öne çıkıp, daha fazla dikkate değer, çözüm üretilecek boyut kazanması gerekiyor. Dünya devletleri bakımından ne yazık ki henüz öyle bir gündem yok. Biz 2020'nin Ocak ayında Avrupa Konseyi'nde Avrupa'daki Kayıp Göçmen ve Mülteci Çocuklar konulu raporumuzu geçirdik. Avrupa Konseyi'ne kayıtlı 47 ülkenin milletvekillerinin oylamasıyla ve oy birliğiyle geçti bu rapor. Bu rapora göre Avrupa'da yüz binlerce çocuk kayıp. Başlarına ne geldiği belli değil. Yüz binlerce çocuk rakamının altını çizmek istiyorum. Bazen rakam çok büyük geliyor fakat bu tespiti ben yapmadım. Bu BM raporlarına girdi. Avrupa Konseyi'nde de son olarak benim raporumla da 2324 sayılı kararla bu tespit edildi. Avrupalı parlamenterlerin oylarıyla... Bu demektir ki 47 ülkeden en az bir milletvekili bu oylamaya katıldı ve durumdan haberdarlar. Muhtemelen de kendi parlamentolarına taşıdılar."

Raporla beraber önemli bir sorunun varlığını tespit ettiklerini aktaran Yaşar, sonrasında ise çözüm önerileri getirdiklerini ifade etti.

Serap Yaşar, rapordan sonra dünyada yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını yaşandığını anımsatarak, "O günden bugüne dünyanın gündemi başka konulara kaydı. Bu çocukları her halükarda korumak bizim görevimiz. Bunu talep etmek de onların hakkı. Bunlar önce çocuk sonra göçmen ve mülteci. Dolayısıyla rapordan önce böyle bir sorunun varlığı çok bilinmiyordu. Şimdi haberdarlar. Bu çocuklar önceden kayboluyordu, şimdi ise kaybediliyor. Kaybolan her çocuktan, haberdar olan herkes sorumlu. En başta da devletler. Devletlerin böyle bir yükümlülüğü var." değerlendirmelerinde bulundu.

Avrupa Polis Teşkilatı'nın (Europol) sarı ve siyah bültenleri olduğunu hatırlatan Yaşar, kaybolan çocukların sarı, ölenlerin siyah bültenlere girdiğini, göçmen çocukların ise hiçbirinde yer almadığını söyledi.

Avrupa'da senkronize bir hukuk sisteminin olmadığını ifade eden Yaşar, şöyle devam etti:

"Diyelim ki bu çocukların bir çoğu yetim. Refakatsiz, yanlarında ebeveynleri yok. Kendi yetim çocuklarına uyguladıkları hukuk sistemini bu çocuklara uygulamıyorlar. Oysa ki bunu ben söylemiyorum. Bunlar, önce çocuk, sonra göçmen veya mülteci. Dolayısıyla kendi yurttaşınız olan çocukların sahip olduğu haklara bu çocuklar da sahip. O topraklarda bulunan, bir şekilde ayağını o toprağa basan çocuklar bu korumadan yararlanma hakkına sahip. Ocak ayında 2 yıl dolacak, herhangi bir gelişme olmadı."

Yaşar, Türkiye'de refakatsiz olan çocukların devletin yetim sisteminden yararlandığı bilgisini vererek, şunları söyledi:

"Annesi babası olmayan çocukların korumasından Türkiye'deki göçmen çocuklar da yararlanıyor. Doğru olan bu. Bir örnek almak istiyorlarsa Türkiye iyi bir ülke. Bunu gururla da söylüyorum. Bunu yapan devletler bir yükümlülüğü yerine getiriyorlar. Yapmayanlar da yükümlülüklerini yerine getirmiyorlar. Bunun da uluslararası hukuka göre bir müeyyidesi olmalı. Bu ayın sonunda tekrar Avrupa Konseyi'nin sonbahar oturumunda ben de bulunacağım. Göç komisyonunda konuyu yeniden gündeme getireceğim. Ölü toprağı serilmiş, timsah gözyaşları... Konuyu açtığınızda herkes yükseliyor ama bir şey yapmaya gelince henüz somut adım atılmadı."

Devletlerin ve uluslararası güvenlik kurumlarının mülteci çocuklar konusunda herhangi bir ağ kurmadığına vurgu yapan Yaşar, kolay olan önlemlerin de alınmadığını belirtti.

Aksiyonsuz bir durumla karşı karşıya olduklarını dile getiren Yaşar, "Konseyde konunun üzerine gidince, 'Çok baskı yapıyorsunuz.' diyorlar. Bana göre bir çocuğun kaybolduğu bir senaryodan bahsediyorsak herkesin uykularının kaçması lazım. Sadece sıkıştırmak yetmez. Konuyu duyan, bilen herkesin uykusunun kaçması lazım." dedi.

Serap Yaşar, göçmen ve göç konusunda Türkiye'nin önemli bir örnek olduğunu aktararak, şunları söyledi:

"Türkiye dünyanın vicdanı oldu. Bunu da gururla söylüyorum. Dünya insanlık ve göç tarihine yazılacak bir göç yönetimimiz var. Her ne kadar siyaseten olumsuz bir argüman olarak sahada dursa bile günün sonunda bir yüz yıl sonra yapılanlar yazıldığında yine önümüze gelecek. Bu, insanlık tarihine, milletimiz ve yönetim bakımından olumlu bir durum olarak yazılacak."

Kamuoyunun sayıya odaklandığını anlatan Yaşar, sayıdan ziyade çocukların başına gelenlerin düşünülmesi gerektiğini dile getirdi.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.