EKONOMİ
Giriş Tarihi : 27-11-2021 23:02   Güncelleme : 27-11-2021 23:02

Urfalı Akif'in Kurduğu Sendikadan Flaş Açıklamalar

Şanlıurfalı Mehmet Akif İnan'ın kurduğu Eğitim Bir-Sen Başkanı Ali Yalçın son günlerin önemli konularına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Urfalı Akif'in Kurduğu Sendikadan Flaş Açıklamalar

Kazanımlarımızı korumak, sorunlarımızı çözmek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 6. Dönem Toplu Sözleşme’yi geride bıraktıklarını ifade ederek, “Bugüne kadar tüm tekliflerimizin takipçisi olduk. Masayı bağlamaz denilen konuları kararlılıkla masanın gündeminde tuttuk. 3600 ek gösterge ve sözleşmeli personel konularını hükme bağladık, 2022 yılı içerisinde bakanlıkla birlikte çalışarak sonuca kavuşturacağız. Üniversite idari personelinin merkezi yer değişikliği konusunda çalışma yapılmasını da hükme bağladık. 400 TL toplu sözleşme ikramiyesiyle sendikalı-sendikasız farkını ilk defa toplu sözleşme hükmüne dönüştürdük. Mevcut düzen örgütsüzlüğü özendiriyordu. Biz toplu sözleşme ikramiyesiyle sendikacılığa özen, sendikalılığa önem kazandırdık. Masanın kapsamını, kazanımlarımızın katsayısını artırdık” dedi.



 

 

Yalçın, 6. Dönem Toplu Sözleşme’yi kazanımlarla imzaladıklarını ama iki aydır Türkiye’nin büyük bir kur baskısıyla karşı karşıya olduğunu, alım gücünün tahmin edilemeyecek düzeyde düştüğünü kaydederek, kazanımları korumak, sorunları bir an önce çözmek, düşen alım gücünü telafi etmek, yeni kazanımlarla daha güçlü bir gelecek için sendikal mücadeleyi her platformda devam ettireceklerini söyledi.

Eğitim-Bir-Sen 16. Türkiye Buluşması, şube yönetimleri, ilçe temsilcileri ve kadın komisyonlarının katılımıyla Antalya’da yapıldı.



 

Kapitalizm, insanlığın en büyük günahı, emperyalizm de dünyanın en büyük cinayet şebekesidir

Toplu sözleşme süreci ve sonuçlarına, sendikal çalışmalara ve eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı toplantının açılışında konuşan Genel Başkan Ali Yalçın, bugün dünyanın egemen ideolojisinin kapitalizm olduğunu, kapitalist dünyanın kârını artırmak için krizler ürettiğini, kan döktüğünü, savaşlar çıkardığını belirterek, “Kapitalizm semiriyor, insanlık açlıktan ölüyor. Kovid-19 salgınında bütün dünya yoksullaşıyor, küresel enflasyon tavan yapıyor ama kapitalist çeteler servetlerini katlıyor. Kapitalizm insanlığın en büyük günahı, emperyalizm de dünyanın en büyük cinayet şebekesidir. Günde bir doların altında çalışan bir buçuk milyarın da,  açlığın, susuzluğun pençesindeki bir milyar insanın da, 100 milyona yaklaşan göçmenin de, savaşların da, terörün de sorumlusu kapitalizmdir, emperyalizmdir. Dünyaya insan hakları dersi verenler, ucuz iş gücünün, güvensiz ve sağlıksız çalışma ortamının sorumlusudurlar. Gıda başta olmak üzere, temel ihtiyaç malzemeleri tekelleşiyor. İnsanlık bir grup açgözlünün insafına bırakılmış durumda. Yeryüzü cennetini kurma iddiasında bulunan modernizm gelinen noktada yeryüzünü bir cehenneme çevirmiştir. Bunların hesabını kim verecek” şeklinde konuştu.



 

Sömürü en büyük adaletsizliktir

Söz konusu cehennemin en çok yaktığı yerin ümmet coğrafyası olduğunu vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti: “Medeniyetimizin imar ettiği her karış toprak yüzyıldır savaşlara, açlığa, katliamlara sahne oluyor. ‘Dağlara buğdaylar serpin, Müslüman ülkede kuşlar aç kalmış demesinler’ diyen bir medeniyeti ortadan kaldırdığından beri dünyanın yüzü gülmedi, gülmüyor. Kuşlar aç değil ama ümmetin çocukları açlıktan ölüyor. Her gün tepelerine bombalar yağıyor. Her gün yüzlercesinin cesedi kıyılara vuruyor. Emperyalistler, kapitalistler, Siyonistler, hep birlikte saldırıyorlar. Özgürlüklerimizi, topraklarımızı, kaynaklarımızı çalıyorlar. Kültürümüzü, neslimizi ifsat ettiler. Kim başını kaldırırsa eziyor, itiraz edenlerin başına çorap örüyorlar. Darbelerle, terörle ve dolarla saldırıyorlar. Filistin’den Libya’ya, Afganistan’dan Doğu Türkistan’a, Suriye’den Yemen’e, Arakan’a bütün coğrafyamızı kan gölüne çevirdiler. İşte bu yüzden diyoruz ki, en büyük terörizm kapitalizmdir, emperyalizmdir; sömürü en büyük adaletsizliktir. Ama biz adil bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. ‘Dünya beşten, emek sermayeden büyüktür’ diyoruz. ‘Sınırlı kaynak, sınırsız ihtiyaç’ teorisi bir aldatmacadır.”



 

Dünyaya gerçek adaleti teklif eden fikir, medeniyet değerlerimizden yükseliyor

Sorunun kaynak sorunu değil, kapitalizmin doymak bilmeyen iştahı olduğunun altını çizen Yalçın, “Taşların bağlanıp köpeklerin salındığı bu düzen daha fazla sürmez, süremez. Biz, insanlığın sürüklendiği bu gidişata ‘dur’ diyoruz. Adil bir dünya erdemli insanların omuzlarında yükselecek. Dünyaya gerçek adaleti teklif eden fikir, medeniyet değerlerimizden yükseliyor. Bu yüzden emperyalizme karşı mücadelenin ön cephesi İslam medeniyetidir. Emperyalizme, vahşi kapitalizme karşı adaleti biz savunuyoruz. Coğrafyamızı kan gölüne çevirenlere, nesillerimizi ifsat edenlere, özgürlüklerimizi yok edenlere, kültürümüzü toza dönüştürenlere karşı özgürlüğü, inancı, adaleti biz savunuyoruz. Bu dünyanın umudu biziz” ifadelerini kullandı.



 

Vesayet düzenine direnen, o düzeni değiştiren iradeyiz

Küresel itirazın öncüsü, insanlık için direnişin iradesi, büyük ve güçlü Türkiye’nin öznesi olduklarını kaydeden Yalçın, “Biz vesayet düzenine direnen, o düzeni değiştiren iradeyiz. Biz ideolojik eğitim sistemine itiraz eden, o sistemi değiştiren teşkilatız. Biz bu toprakların birikimini dünyaya taşıyan emek hareketiyiz. Biz Türkiye’yiz, biz milletiz-ümmetiz, biz Eğitim-Bir-Sen’iz. Yerelden evrensele, yeni ufuklardan yeni umutlara olan mücadelemiz bu birikime yaslanıyor. Bu nedenle, medeniyet değerlerimizi korumak, bu değerleri tehdit eden her türlü girişimle hesaplaşmak bizim doğal misyonumuzdur. Neoliberal kültürün aileyi, toplumu tehdit eden bütün aparatlarının karşısındayız” diye konuştu.



 

Biz büyük medeniyet mücadelesi veriyoruz

Teyakkuza geçmeleri gerektiğini vurgulayan Yalçın, şunları söyledi: “İşte görüyorsunuz, eski Türkiye’nin hayaleti aramızda dolaşmaya devam ediyor: EBA’da başörtülü öğretmenden rahatsız olanlar, 29 Ekim’de ortaya konan rezaletler, kurtuluş etkinliklerindeki görüntüler, ‘Mesele Boğaziçi değil, sen hâlâ anlamadın mı’ pankartıyla Gezi’yle akrabalığını ortaya koyanlar, milletimizin inanç değerlerine saldıranlar hâlâ eski Türkiye özlemlerinin peşindeler. Sezai Karakoç’un deyimiyle ‘Bu bir zihniyet savaşıdır, karayla akın. Bu bir hayat tarzı, dünya görüşü, yani bir medeniyet savaşıdır.’ İşte bu yüzden biz büyük medeniyet mücadelesi veriyoruz. O yüzden diyoruz ki, Eğitim-Bir-Sen’in varlığı dün olduğu gibi, bugün de, yarın da gereklidir. İlkelerimizi mayalayan inancımızdır. İnancımıza, değerlerimize, kutsalımıza sahip çıkan bu büyük teşkilatı yürekten kutluyor, yürekten selamlıyorum.”



 

Masanın kapsamını, kazanımlarımızın katsayısını artırdık

6. Dönem Toplu Sözleşme’yi geride bıraktıklarını hatırlatan Yalçın, bugüne kadar tüm tekliflerinin takipçisi olduklarını dile getirdi. Masayı bağlamaz denilen konuları kararlılıkla masanın gündeminde tuttuklarını ifade eden Yalçın, “3600 ek gösterge ve sözleşmeli personel konularını hükme bağladık, 2022 yılı içerisinde bakanlıkla birlikte çalışarak sonuca kavuşturacağız. Üniversite idari personelinin merkezi yer değişikliği konusunda çalışma yapılmasını da hükme bağladık. 400 TL toplu sözleşme ikramiyesiyle sendikalı-sendikasız farkını ilk defa toplu sözleşme hükmüne dönüştürdük. Mevcut düzen örgütsüzlüğü özendiriyordu. Biz toplu sözleşme ikramiyesiyle sendikacılığa özen, sendikalılığa önem kazandırdık. Masanın kapsamını, kazanımlarımızın katsayısını artırdık. Bunlar kolay olmadı. Titiz bir hazırlık, ciddi bir emek ve teşkilatımızın güçlü desteği ile başardık. Anadolu Meydanı’nda on binlerle son çeyrek asrın en büyük sendikal eylemini gerçekleştirdik. Sesimizi de, sözümüzü de o gün o meydanda yükselttik. Toplu sözleşme kazanımlarımızı salt bugünkü kazanımlar üzerinden değil, dünden bugüne bütün kazanımlar toplamında değerlendirmemiz gerekiyor. Toplamda 802 kazanımımızı kitaplaştırdık, tarihe kaydettik” değerlendirmesinde bulundu.



 

Sorunlarımızı çözmek, düşen alım gücünü telafi etmek için sendikal mücadeleyi her platformda devam ettireceğiz

6. Dönem Toplu Sözleşme’yi kazanımlarla imzaladık ama iki aydır Türkiye’nin büyük bir kur baskısıyla karşı karşıya olduğunu, alım gücünün tahmin edilemeyecek düzeyde düştüğünü belirten Yalçın, “Kazanımlarımızı korumak, sorunlarımızı bir an önce çözmek, düşen alım gücünü telafi etmek, yeni kazanımlarla daha güçlü bir gelecek için sendikal mücadeleyi her platformda devam ettireceğiz” dedi.



 

Mevcut hâliyle sendikacılığın önünü tıkayan 4688 sayılı Kanun yeniden ele alınmalıdır

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini belirten Yalçın, şöyle konuştu: “Bu kanun dün bir imkândı ama bugün sorunları çözmede yetersiz kalıyor. Kanun bu hâliyle sendikacılığın önünü tıkıyor, gelişimini engelliyor, hakça pazarlığı mümkün kılmıyor. Kanun yeniden ele alınmalı; örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı, dayanışma aidatı getirilmeli, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu daha adil ve bağımsız hüviyete kavuşturulmalı, toplu sözleşmenin kapsamı genişlemeli, müzakere süresi uzamalı, tutanak sistemi getirilmeli, oturma düzeni değişmeli, masada sadece yetkili sendika olmalıdır.”



 

Büyük Türkiye hedefi için eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunları mutlaka çözülmelidir

Ali Yalçın, 20. Millî Eğitim Şûrası’na da değinerek, “Şûrayı önemsiyor; eğitimin ve eğitimcilerin sorunlarını müzakere için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Şûra için hazırlıklarımızı tamamladık. Görüşlerimizi kamuoyuyla da paylaştık. Her zaman söylüyoruz, güçlü ve büyük Türkiye hedefi için eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunları mutlaka çözülmelidir. Öncelikle belirtmeliyim ki, şûranın yedi yıldır yapılmıyor olması eğitim için kayıptır. Şûralar zamanında yapılmalı, sorunların müzakeresi ötelenmemelidir. Ayrıca şûrada gündem dayatması yerine, şûra gündemi sosyal paydaşlarla belirlenmelidir. Her ne kadar istişarî bir kurum olsa da şûranın tavsiyeleri politikalara dönüştürülmelidir. Şûranın üç gündemi olan ‘Temel Eğitimde Fırsat Eşitliği’, ‘Mesleki Eğitimin İyileştirilmesi’ ve ‘Öğretmenlerin Mesleki Gelişimi’ konularında çalışmalarımız, süregelen taleplerimiz, tekliflerimiz var. Okul öncesi dönemde din ve ahlak eğitimi başta olmak üzere, öğretmenler ve yöneticilerle ilgili taleplerimizi şûra gündemine taşıyoruz” şeklinde konuştu.



 

Meslek kanunu artık Meclis gündemine getirilmelidir

Öğretmenlik Meslek Kanunu konusundaki çalışmalarının ve ısrarlarının sonuç verdiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Öğretmenler Günü dolayısıyla yaptığı paylaşımla kanunun müjdesinin verildiğini dile getiren Yalçın, öğretmenlerin özlük haklarını koruyup geliştirecek, çalışma şartlarını iyileştirecek, öğretmenliği kariyer mesleğine dönüştürecek, güncek sorunlarına çözüm üretecek içerikte bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun artık Meclis gündemine getirilmesi çağrısında bulundu.



 

Çözüm bekleyen sorunlarımız var

Eğitim çalışanlarının çözüm bekleyen sorunları olduğunu kaydeden Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Millî Eğitim Bakanlığı’na buradan çağrıda bulunuyorum. Gelin, liyakat ve ehliyet ilkesini tesis edelim, kadrolu-sözleşmeli-ücretli-vekil karmaşasını bitirelim, istihdamda güçlük çekilen yerlere teşvik sistemini getirelim, cebri yöntem yerine cezbi yöntemi uygulayalım, mülakatı kaldıralım, görevde yükselme/unvan değişikliği sınavlarını bir takvime bağlayarak periyodik hâle getirelim, adaylık kaldırma sınavını kaldıralım, okullara bütçe verelim,  okul-veli iş birliğini zedeleyen, yönetici ve öğretmenle veliyi karşı karşıya getiren, okul yöneticilerinin dikkatini eğitimden uzaklaştıran bütçe sorununu çözelim, baskıcı, antidemokratik ve 82 model ilkel kılık ve kıyafet yönetmeliğinden ülkeyi de, memuru da kurtaralım, öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğindeki aksaklıkları giderelim, dokuz ayrı hususta dava açtığımız yönetici atama yönetmeliğinde yargıyı beklemeye gerek yok, gelin yönetmeliği değiştirelim, sorunları bitirelim. Eğitim bir bütündür, hiç kimsenin eğitime katkısı yadsınamaz, yok sayılamaz. Gelin, yardımcı hizmetler sınıfını genel idare hizmetleri sınıfına geçirelim; başta hizmetli, memur, şeflerimiz olmak üzere, genel idare hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfı personelinin mali ve özlük haklarında iyileştirmeler yapalım. Bir çağrımız da YÖK’e. ‘Yükseköğretimde Değişim ve Dönüşüm Beklentileri’ raporumuzda yükseköğretime dair sorunları tespit ettik. Gelin, yükseköğretim kanununu; sorunları ve eksiklikleri giderecek şekilde değiştirelim, yükseköğretimde yetkilerin tek bir makamda toplanmasının önüne geçelim, yetkinin keyfî kullanımını önleyecek mekanizmalar tesis edelim, akademik yükselme sistemini evrensel kabul gören objektif kıstaslara bağlayalım, yükseköğretim çalışanlarının karar mekanizmalarında yer almalarını sağlayalım, idari kadronun yer değişikliği sorununu çözelim, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarını periyodik hâle getirelim, 50-d kapsamındaki araştırma görevlilerinin sorunlarını giderelim.”

Akademik sendikacılığın öncüsü olduklarını ifade eden Yalçın, “Çalışıyoruz, üretiyoruz, kazandırıyoruz, sorunları birer birer çözüyoruz. Müfredata nitelik katmak derdinde olan da biziz, ‘Ders kitapları dert olmasın’ diyen de biziz. Hamaset yapmıyor, slogan atmıyor, şikâyet etmiyoruz. Tespiti yapıyor, çözümü öneriyoruz. Raporlarımızla, analizlerimizle, dergilerimizle yol gösteriyor, diğerlerine göre değil, değerlerine göre sendikacılık yapıyoruz” diye konuştu.



 

Küresel kapitalizme karşı emeğin hakkını küresel düzeyde savunmanın mekanizmalarını üretiyoruz

“Biz, emeğin evrensel bir değer olduğunu savunduk, savunuyoruz. Adil bir dünyanın inşasında uluslararası emek dayanışmasını önemsiyor, emek ve adalet ortak paydasında buluşarak erdemli sendikacılığı sınırlarımızın dışına taşıyoruz” diyen Yalçın, küresel kapitalizme karşı emeğin hakkını küresel düzeyde savunmanın mekanizmalarını ürettiklerini, Tanzanya’dan Özbekistan’a, Kosova’dan Malezya’ya sendikal ağlarının gün geçtikçe büyüdüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: “Bizimle güç birliği yapmak için heyecan taşıyan sendikalar var. Entelektüel birikimimizi üyenin, ülkenin, insanlığın yararına seferber ediyoruz. Yalan üzerine kurulmuş düzene karşı emek dayanışmasına yeni bir soluk getiriyoruz. Biz insanı, emeği, emeğin hakkını, adaleti, hakkaniyeti merkeze alan güçlü bir medeniyetin temsilcileriyiz.”



 

Salgında eğitime erişim sorununun tespiti, tahlili ve çözümü için inisiyatif aldık

Ali Yalçın, salgında eğitime erişim sorununun tespiti, tahlili ve çözümü için inisiyatif aldıklarını, hak kayıplarının önüne geçtiklerini belirterek, “Salgında yollarımız kesilse de hızımız kesilmedi. Büyük kapanmayı yaşarken büyük açılımlar yaptık. Online toplantılar gerçekleştirerek; uluslararası sendikacılarla ‘Kovid-19 Salgın Sürecinin Eğitim ve Çalışma Hayatı’nı değerlendirdik. Teşkilatımızla çevrim içi buluşmalar, il divan toplantıları gerçekleştirdik, Başkanlar Kurulu toplantımızı video konferans yöntemiyle yaptık, hem hasret giderdik hem de teşkilatımızın hiçbir şartta azalmayan diriliğine şahitlik ettik. Teşkilat olarak bu dönemde dinamik bir izleme ve değerlendirme süreci yaşadık; Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırmamızı, Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Türkiye’de Okul Öncesi Din ve Ahlak Eğitimi, Güvencesiz Meslek Belirsiz Gelecek: 50/D Tespit ve Öneriler, Yükseköğretimde Değişim ve Dönüşüm Beklentileri Öneriler, Eğitime Bakış ve Yükseköğretime Bakış, 20. Millî Eğitim Şûrası Görüş ve Öneriler raporlarımızı yayımladık. Türkiye’nin entelektüel birikimi olarak sorunları sıralamakla yetinmedik, çözümleri de geliştirip kamuoyuyla paylaştık. Salgında eğitime erişim sorununun tespiti, tahlili ve çözümü için inisiyatif aldık. Yüz yüze eğitme geçiş çağrısı yaparak nesillerimizin kaybına tahammülümüzün olmadığını ortaya koyduk. PCR dayatmasına karşı çıktık. Okullarda hijyen, ödenek, yardımcı personel sorunlarını gündeme taşıdık” ifadelerini kullandı.



 

Akademik sendikacılığın gereğini yapıyoruz

Akademik sendikacılığın duayeni bir sendika olarak, EBS Akademi portalındaki online eğitimlerle, görevde yükselme sınavına hazırlık kitaplarıyla, ‘Bir Bilenle Bilge Nesil’ projesiyle, Yedi Güzel Adam Kütüphaneleriyle, hakemli akademik dergisiyle, raporlarıyla, odak analizleriyle, kısa film ve fotoğraf yarışmalarıyla akademik sendikacılığın gereğini yaptıklarını dile getiren Yalçın, “Bu çalışmalarımızı Mehmet Akif İnan Eğitim Akademisi’yle taçlandırarak yeni bir aşamaya geçtik. Artık hem teşkilatımız hem üyelerimiz her alanda eğitim çalışmalarımızdan faydalanabiliyorlar. Güçlü altyapımızla binlerce üyemize eğitim programları sunuyoruz. Teveccühün fazlalığı sorumluluğumuzu ve şevkimizi artıyor” dedi.

‘Bir Bilenle Bilge Nesil’ projesiyle gençleri kitaplarla buluşturduklarını, kitaplar etrafında öğrencileri adanmış öğretmenlerle bir araya getirdiklerini kaydeden Yalçın, bu yıl hedefi büyüttüklerini, 20 bin öğretmen, 200 bin öğrenci, 800 bin kitaba ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.



 

Üyelerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda hizmetlerimizle var olmaya devam ediyoruz

Üyelerinin ihtiyaç duyduğu her alanda hizmetleriyle var olmaya devam ettiklerini, üyelerinden aldıkları gücü ve katkıyı yine üyelerine hizmet olarak sunduklarını vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle tamamladı: “2020 yılı başında Eğitim-Bir-Sen Konukevi’ni hizmete açtık. Ankara’da EBS Otelimizi, İstanbul’da Konukevimizi en kısa sürede hizmete açıyoruz. Yüksek kaliteli konaklama hizmetimizle Eğitim-Bir-Sen ailesinin ferdi olmanın ayrıcalığını her üyemize yaşatıyoruz. Elbette çalışmalarımız bunlarla sınırlı değil. Medeniyetimizden tevarüs eden değerlerimizle mazlumun sesi, mağdurun nefesi olmaya devam ediyoruz. Bu bağlamda çalışmalarımızdan kalıcı olanlardan bir kaçını özellikle anmak istiyorum: Suriye/Çobanbey’de 20 derslikli Eğitim-Bir-Sen Ahmet Gündoğdu Okulu’nu hizmete açtık, Maarif Vakfı’na devrettik. İdlib’de muhacir kardeşlerimizin insanca yaşayabilmesi için 400 evden oluşan Mehmet Akif İnan Mahallesi’ni kurduk. Mahallemizde yer alacak olan cami ve merhum başkanımız Mithat Sevin’in ismini taşıyacak okul inşaatına da başlıyoruz. Manisa, Aydın, Denizli şubelerimiz de İdlib’de bir okul inşa ettiler ve Mithat Sevin başkanımızın adını verdiler. İstanbul 1 No’lu Şubemiz de Cerablus’ta Erol Battal Yetimhanesi inşa etti. Bunların yanı sıra, ümmetin yetimlerine de sahip çıkıyor, yıllardır sürdürdüğümüz ‘Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var’ projesine bu yıl da MEB ve İHH ile birlikte devam ediyoruz.”


 

Konuşmaların ardından, Genel Başkan Ali Yalçın, ilçe temsilcileriyle; Genel Sekreter Latif Selvi, şube sekreterleriyle; Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Çakırcı, teşkilatlanmadan sorumlu şube başkan yardımcılarıyla; Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muammer Karaman, mali işlerden sorumlu şube başkan yardımcılarıyla; Basın ve İletişimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Kolukısa, basın ve iletişimden sorumlu şube başkan yardımcılarıyla; Hukuk ve Toplu Sözleşmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, hukuk ve toplu sözleşmeden sorumlu şube başkan yardımcılarıyla; Eğitim ve Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, eğitim ve sosyal işlerden sorumlu şube başkan yardımcılarıyla bir araya gelerek, sendikal çalışmalara ilişkin istişarelerde bulundular.