Bir siyasi partinin dünya görüşü, kendi milletinin dünya görüşünden kopmamalı; hizmet ettiği halka sırt çevirmemelidir. Zira “Kavmin efendisi, ona hizmet edendir.” prensibi, hem İslamiyet’in hem de demokrasinin temelini oluşturur.
Eğer bir siyasi parti dini tekeline alır, dini bir propaganda aracına dönüştürürse en büyük zararı dine verir. İslam gibi kutsal bir değeri, kendi siyasi ikbalinin aracı haline getirmek, millete yapılacak en büyük kötülüklerden biridir. Dini, taraftar toplama vesilesi kılmak, hem milletin inancına hem de demokrasinin özüne ihanet anlamına gelir.
Siyasi partiler, hangi dini cemaat veya sosyal grup olursa olsun, ahlaka aykırı olmadığı sürece ayrım yapmadan, dışlamadan ve kayırmadan herkese eşit mesafede durmalıdır. Parti, millet için vardır; millet parti için değil. Yetki, söz ve şeref millettedir, partiye ait değildir.
Oy vermek bir vatandaşlık görevidir. Ancak bu, oy verilen partinin yanlışlarını görmezden gelmek anlamına gelmez. Her vatandaş, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmelidir. Çünkü partiler de insanlar gibi hata yapabilir; din ise partiler üstüdür ve umumun malıdır.
Geçmişte Demokrat Parti, Adalet Partisi ve Doğru Yol Partisi iktidarlarında Başbakan Adnan Menderes ve Süleyman Demirel, milletin gerçek İslam’ı öğrenmesi için Yüksek İslam Fakültesi, Yüksek İslam Enstitüleri ve yüzlerce İmam Hatip okulu açtı. Ancak bu kurumları hiçbir zaman “arka bahçe” yapmadılar, hizmetlerini istismar etmediler ve halka başa kalkmadılar.
Bugün de siyasetçilerin en büyük sınavı, dini istismar etmeden millete hizmet etmektir. Çünkü din, siyasetin değil; tüm milletin ortak değeridir.
Mustafa Polat – Şanlıurfa Demokrat Parti İl Başkanı


