CGTN Muharibi Chen Tingyao'nun haberine göre, 23. Shangri-La Diyaloğu, Singapur’da sona erdi. Çin heyeti, toplantıda küresel güvenlik zorluklarına ilişkin tutumunu ortaya koyarak barışın korunması ve iş birliğinin geliştirilmesi çağrısı yaptı.
23. Shangri-La Diyaloğu, önceki gün Singapur'da tamamlandı. Üç gün boyunca süren zirvede Çin heyeti, günümüzün küresel güvenlik sorunlarını doğrudan masaya yatırarak ülkesinin küresel yönetişim ve güvenlik vizyonunu katılımcılarla paylaştı; barışın sürdürülmesi ve iş birliğinin derinleştirilmesi çağrısında bulundu. Çin'in bu tutumu toplantıya katılan taraflarca olumlu karşılandı. Toplantıda Japonya heyeti, ülkesinin yeniden silahlanma sürecini meşrulaştırmaya çalışırken Filipinler heyeti, Güney Çin Denizi Davranış Kuralları'nın hayata geçirilmesinin gerekliliğini sorguladı. Her iki tutum da diğer katılımcıların sert eleştirilerine maruz kaldı.
Analistler, bu yılki Shangri-La Diyaloğu'nda Çin’in çağrılarının özellikle güçlü olduğunu ve Beijing’in mesajlarının giderek karmaşıklaşan dünya düzenine istikrar ve öngörülebilirlik kattığını vurguladı.
Merkezi Londra'da bulunan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) tarafından her yıl Singapur'da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu, Asya-Pasifik'e ilişkin savunma ve güvenlik meselelerini masaya yatırıyor. Bu yılki zirvede 44 ülke ve bölgeden temsilciler bir araya geldi.
2007'den bu yana her yıl katıldığı bu platformu etkin biçimde kullanan Çin, güvenlik politikasındaki tutumunu uluslararası kamuoyuna aktarırken bölgedeki ağırlığını da istikrarlı şekilde artırdı. Kamboçya Bölgesel Sorunlar Araştırma Merkezi Danışmanı Pou Sothirak ise mevcut uluslararası konjonktürde dünyanın Çin'den somut adımlar beklediğini belirterek Beijing’in önerilerinin küresel yönetişim sisteminin yeniden yapılandırılmasına katkı sağlamasının beklendiğini ifade etti.
Bu yılki Shangri-La Diyaloğu çerçevesinde düzenlenen bir yan oturumda Çin heyeti, Küresel Güvenlik Girişimi ile Küresel Yönetişim Girişimi'ni katılımcılara aktardı. Heyet; ortak, kapsayıcı, iş birliğine dayalı ve sürdürülebilir bir güvenlik anlayışını savunarak çok taraflılığa ve uluslararası hukukun üstünlüğüne bağlılığın vazgeçilmezliğinin bir kez daha altını çizdi. Çin'in bu yaklaşımı, uluslararası toplumun küresel sorunlarla mücadelesinde kayda değer bir perspektif sundu.
Zirvenin açılışından önce ise Çin ve ABD liderleri Beijing'de tarihi bir görüşme gerçekleştirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerde belirginleşen istikrar eğilimi, bu yılki Shangri-La Diyaloğu'na da yapıcı bir atmosfer kazandırdı.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Shangri-La Diyaloğu'ndaki konuşmasında ABD-Çin ilişkilerinin son yılların en olumlu düzeyine ulaştığını vurguladı. Çin heyeti ise iki lider arasında varılan mutabakatların somutlaştırılması ve iki ordu arasındaki ilişkilerin sağlıklı, istikrarlı ve sürdürülebilir bir zemine oturtulması için ABD ile ortak bir paydada buluşma arzusunu dile getirdi.
ASEAN Genel Sekreteri Kao Kim Hourn da stratejik istikrara dayalı yapıcı bir Çin-ABD ilişkisinin kurulmasının her iki ülkenin de üzerinde mutabık kaldığı temel hedef olduğunu belirterek bunun ASEAN açısından hayati önem taşıdığının altını çizdi.
Ne var ki bazı ülkeler bu yapıcı iklimi baltalamaya çalışıyor. Bu yılki Shangri-La Diyaloğu’nda Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, sözde güncellenmiş “Serbest ve Açık Hint-Pasifik (FOIP)” vizyonunu savundu. Filipinler Savunma Bakanı Gilberto Teodoro ise bir kez daha Güney Çin Denizi Tahkim Davası’nda verilen yasa dışı kararı gündeme getirerek, bölgedeki gerilimi tırmandırma ve ayrışma yaratma yolunu seçti.
Öte yandan Çin'in Shangri-La Diyaloğu'nda yıllardır sergilediği barış ve güvenlik anlayışı tutarlılığını korumaktadır. Dört küresel girişimin hayata geçirilmesinden büyük güçler arasındaki ilişkilerde stratejik dengenin gözetilmesine, uluslararası arenada "hegemonyaya karşı durmak, adaleti savunmak ve doğru yolda ilerlemek" ilkesine kadar Beijing, Asya-Pasifik'in ve dünya barışının vazgeçilmez bir "dengeleyici gücü" konumuna yerleşti.
Hibya Haber Ajansı

