Açıklamada, yaşamını yitiren vatandaşa Allah'tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dilenirken, olayın tüm yönleriyle bilimsel veriler ve hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde aydınlatılmasının en büyük beklenti olduğu vurgulandı.
Tabip Odası, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesine dikkat çekerek, kamu veya özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler ile sağlık çalışanları hakkında, mesleklerini icra ederken gerçekleştirdikleri tıbbi uygulamalar nedeniyle ceza soruşturması açılabilmesi için Mesleki Sorumluluk Kurulu'nun soruşturma izni gerektiğini hatırlattı.
Açıklamada, tıbbi uygulamalardan kaynaklandığı öne sürülen taksirle yaralama veya ölüme neden olma iddialarında bilimsel bilirkişi değerlendirmeleri tamamlanmadan ve yasal süreçler işletilmeden uygulanan koruma tedbirlerinin hukuk güvenliğini zedelediği ifade edildi.
Tıp mesleğinin doğası gereği riskler içerdiğine işaret edilen açıklamada, en doğru tanı ve tedavi uygulanmasına rağmen öngörülemeyen komplikasyonların gelişebileceği belirtilerek, komplikasyon ile tıbbi ihmal arasındaki ayrımın yalnızca bağımsız ve bilimsel değerlendirmeler sonucunda ortaya konulabileceği kaydedildi.
Şanlıurfa Tabip Odası, hukuka aykırı uygulamaların hekimler üzerinde baskı oluşturduğunu ve bunun defansif tıp anlayışını yaygınlaştırabileceğini belirterek, bu durumun sağlık hizmetine erişen hastalar açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Açıklamada ayrıca, olayın ilk anından itibaren sürecin yakından takip edildiği, ilgili meslektaşın hukuki haklarının korunması amacıyla gerekli girişimlerde bulunulduğu ve adli süreç boyunca desteğin sürdürüleceği bildirildi.
Şanlıurfa Tabip Odası, hem sağlık çalışanlarının hukuki güvencelerinin korunmasını hem de hasta yakınlarının adalet beklentisinin karşılanmasını istediklerini belirterek, yargı sürecinin bilimsel veriler, bilirkişi raporları ve yürürlükteki hukuk kuralları doğrultusunda adil ve tarafsız şekilde yürütülmesi çağrısında bulundu.
HABER: İBRAHİM UYGUR


