Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) Sekretaryası, BM sistemi bünyesinde küresel iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarını desteklemekle görevli bir kuruluştur. UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, kısa süre önce gerçekleştirdiği Çin ziyareti sırasında Çin Medya Grubu’na (CMG) özel bir röportaj verdi.
Stiell, son yıllarda giderek daha sık görülen aşırı hava olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İklim değişikliğinin etkilerinin artık somut biçimde hissedildiğini belirten Stiell, dünyanın dört bir yanındaki insanların bu durumdan ciddi şekilde etkilendiğini ve hiç kimsenin iklim krizinin dışında kalamayacağını söyledi.
Çin ziyaretinin amacına da değinen Stiell, Çinli yetkililerle yıl sonuna kadar iklim müzakerelerinde ulaşılması gereken hedefler konusunda görüş alışverişinde bulunduğunu, ayrıca ülkenin mevcut çalışma öncelikleri ve attığı somut adımlar hakkında bilgi edindiğini aktardı. Ziyaret sırasında güçlü bir dinamizm gözlemlediğini belirten Stiell, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik geniş bir destek bulunduğunu ifade etti.
Paris Anlaşması, küresel ortalama sıcaklık artışının sanayi öncesi döneme kıyasla 2 santigrat derecenin oldukça altında tutulmasını ve bu artışın 1,5 santigrat dereceyle sınırlandırılması için çaba gösterilmesini öngörüyor. Stiell, bu hedefe ulaşmak için hâlâ uzun bir yol bulunduğunu, ancak dünyanın ihtiyaç duyduğu bütün araçlara şimdiden sahip olmasının kendisine umut verdiğini söyledi. Mevcut planların tamamının hayata geçirilmesi hâlinde küresel emisyonların yüzde 12 azalabileceğini belirten Stiell, bunun emisyonlarda ilk kez düşüş yaşanması anlamına geleceğini kaydetti.
Mayıs 2026’da Tsinghua Üniversitesi’nde bir konuşma yapan Stiell, Çin’in iklim alanındaki çok taraflılığın öncülerinden biri olduğunu ve ülkenin iklim liderliğinin her zamankinden daha büyük önem taşıdığını dile getirmişti. Küresel enerji dönüşümünün geri döndürülemez bir süreç olduğuna işaret eden Stiell, Çin’in bu dönüşümde kilit rol oynadığını vurgulamıştı.
Çin’in son 10 yılda kaydettiği ilerlemeye, yeşil ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hızına ve bu alandaki yatırımlarına hayranlık duyduğunu belirten Stiell, söz konusu dönüşümün istihdamı desteklemenin yanı sıra yeni ekonomik fırsatlar yarattığını ifade etti. Stiell, Çin’deki gelişmelerin inovasyonu teşvik ettiğini, maliyetleri düşürdüğünü ve böylece dünyanın geri kalanına da fayda sağladığını söyledi.
Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne de değinen Stiell, gelişmekte olan ülkelerde iklim eylemi ve enerji dönüşümü başta olmak üzere birçok alana önemli yatırımlar yapıldığını belirtti. Bunun, ülkelerin birbirlerine destek olarak ortak kalkınma ve ilerleme sağlamaları açısından örnek oluşturduğunu ifade etti.
Küresel yatırımların dağılımındaki dengesizliğe de dikkat çeken Stiell, Çin dışındaki ülkelerde yatırım akışının son derece eşitsiz olduğunu vurguladı. Gelecekte finansman kaynaklarının daha dengeli dağıtılması gerektiğini belirten Stiell, böylece bütün gelişmekte olan ülkelerin yatırım fırsatlarından yararlanabileceğini ve enerji dönüşümünü gerçekleştirebileceğini söyledi.
Röportajında “iklim çok taraflılığı” kavramını sık sık vurgulayan Stiell, Çin’in değişimi teşvik etme ve bu alandaki küresel çabalara öncülük etme konusunda örnek bir rol üstlendiğini belirtti. Stiell’e göre ilerleme sağlanabilmesi, ülkelerin çok taraflı süreçlere etkin biçimde katılmasına ve ortak bir anlayış geliştirmesine bağlı.
İklim çalışmalarında müzakere döneminden uygulama aşamasına geçildiğine işaret eden Stiell, Çin’in bu süreçte liderlik sergilediğini ve önemli katkılarda bulunduğunu söyledi. Çin’in yalnızca ülke içindeki teknolojik ilerlemeyi hızlandırmakla kalmadığını belirten Stiell, aynı zamanda Küresel Güney’deki diğer gelişmekte olan ülkelere de destek sunduğunu dile getirdi.
Hibya Haber Ajansı

