Sözün bittiği yerdeyiz.
İstanbul Başakşehir'de bir okulumuzda öğrencilerimize yönelik yaşanan saldırı haberiyle yüreklerimiz bir kez daha kavruldu. Yaralanan evlatlarımıza acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Bir öğrencinin, kıyafet değiştirerek başka bir okul kapısından girmesi ve 8 çocuğumuzu yaralaması, artık münferit olaylardan söz edemeyeceğimizi açıkça göstermektedir. Karşımızda ertelenemez, bütüncül çözüm bekleyen ciddi bir okul güvenliği meselesi vardır.
22 Nisan'da Genel merkezimizin düzenlediği "Eğitim Ekosisteminde Şiddet" çalıştayımızda da ifade edilmişti: Şiddet okulda başlamıyor. Ailenin ilgisizliği, sosyal çevre, akran ilişkileri ve dijital dünyada biriken risklerin okula yansıdığını görüyoruz.
Yaşanan olaylar, riskleri önceden tespit ederek zamanında müdahaleyi mümkün kılacak bir erken uyarı ve müdahale sisteminin kurulmasını zorunlu hale getirmiştir. Okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, çocuklarımızı etkileyen ve yönlendiren dijital bataklıklarla mücadele edilmesi, okul çevrelerinde düzenli ve görünür kolluk devriyelerinin yer alması, ailelerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurabilmeleri için desteklenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, okul güvenliğine katkı sağlamak amacıyla istihdam edilen bahçe ve güvenlik görevlilerinin geçici uygulamalar yerine kalıcı ve sürdürülebilir bir istihdam modeliyle güçlendirilmesi, bu personele düzenli olarak eğitimler verilmesi ve değişen ihtiyaçlara cevap verecek etkili bir disiplin mevzuatının oluşturulması acil olarak önümüzde duran başlıklardır.
Başakşehir'de yaşanan acı olay, işaret ettiğimiz bu ihtiyaçların ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Her olaydan sonra yeni bir tedbir konuşulmakta, her vakada süreç yeniden başlamaktadır.
Kötüye giden bu tabloyla mücadele için Milli Eğitim Şurası, "Okul Güvenliği" gündemiyle acilen toplanmalıdır.
Toplanacak 21. Milli Eğitim Şurası'nda, Milli Eğitim, İçişleri, Aile ve Sosyal Hizmetler, Gençlik ve Spor, Sağlık ve Adalet Bakanlıkları yanında eğitim sendikaları, diğer sivil toplum örgütleri, veliler, öğrenciler, öğretmenler, akademisyenler ve dijital alanın düzenleyicileri yer almalıdır. Şura'dan, takvimi, bütçesi ve sorumluları belli bir Okul Güvenliği Eylem Planı çıkmalıdır.
Çalıştay raporumuzdaki tespitler ve öneriler, Şura’ya hazır bir zemin sunmaktadır.
Saptanan şiddet eğilimleri ve ortaya çıkan şiddet eylemleri tüm yönleriyle analiz edilmeli, benzer hadiselerin önüne geçmek için devlet ve toplum seferberliği sağlanmalıdır.
Söylenecek sözler söylenmiş, uyarılar yapılmıştır. Artık harekete geçme zamanıdır.
Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen olarak tüm sorumlulara bu yöndeki çağrımızı yineliyor ve sürecin takipçisi olacağımızı duyuruyoruz.
İbrahim Coşkun
Memur -Sen ve Eğitim-Bir-Sen İl Başkanı
