TURİZM
Giriş Tarihi : 01-01-1970 02:00

Otomobili getir, güvercini götür

Güvercin yetiştiriciliği kimine göre hobi, kimine göre ekonomik getirisi yüksek bir sektör. Öyle ki havada iyi takla atan bir çift güvercin için 40 bin liralık arabasını gözden çıkaranlar bile var. Cazip teklifler karşısında güvercininden vazgeçenler olduğu gibi, anahtarları geri çeviren de oluyor. Yetiştiriciler arasında ise üniversite öğretim görevlisi, doktor ve kuyumcu da var.

Otomobili getir, güvercini götür

Denizli'nin ismi, uzun ve ahenkli ötüşleri yanında renk ve görünümüyle de ilgi odağı olan horozlarıyla özdeşleşmiştir. Şehre özgü bir başka hayvan ise paha biçilmez değerdeki güvercinleridir. Mesela dolapçı, azman, tokur ve katal adı verilen dört cins güvercin ırkı dünyada sadece Denizli ve çevresinde yetiştirilmektedir. Güvercinler için 'paha biçilmez' dedik zira bunların havada iyi takla atanları için otomobilini gözden çıkaranlar da, arsasını vermeyi teklif edenler de çıkıyor. Güvercin yetiştiriciliğiyle hobi olarak ilgilenenler arasında eğitimli, makam sahibi ve unvanlı kişilerin olması ise dikkat çekiyor. Yetiştiricilerin anlattığına göre, cazip tekliflere rağmen güvercinini satmayan kişiler de oldukça fazla. Çünkü onların güvercin sevgisi parayla ölçülmeyecek kadar tiryakilik derecesinde.

Kuyumculuk mesleğiyle uğraşan İskender Damgacı da güvercin sevgisi parayla ölçülmeyecek kadar fazla olanlardan biri. Güvercinlerle profesyonel anlamda 11 yaşında uğraşmaya başlayan ve tabir-i caizse dillerini çözen Damgacı, ilginç bilgiler veriyor: "Güvercinlerde bir aile hayatı vardır. Temiz beslenirler, normal şartlarda kokusu yoktur. İyi bakılırsa sizinle iletişime geçerler. Güvercinler, sahiplerini tanırlar."

Sakinleştirici almaktansa 15 dakika güvercin seviyorlar

Damgacı, güvercin yetiştiriciliğinin ekonomik anlamda iyi getirisi olduğunu hatta Avrupa'da bunun bir sektör haline geldiğini söylüyor. Bazı arkadaşlarının bir yıl boyunca çalışıp bir araba alacak kadar para biriktirdiğini ancak, parasıyla kuş aldığını anlatan Damgacı, "Güvercinlerine bir araba anahtarı ya da arsa teklif edilmiş arkadaşlarımız var. Bazıları güvercini tercih eder, o anahtarı almaz. Nadir de olsa bazı arkadaşlarımız güvercinlerine kıyar." diye konuşuyor. Güvercinlerle ilgilenmenin insanı dinlendirdiğini ileri süren Damgacı, "Güvercinler zihnen ve bedenen insanı dinlendiriyor. Bunun farkında olan eşim ve çocuklarım da güvercinle ilgilenmemi anlayışla karşılıyor. Biz bir sakinleştirici almaktansa güvercinlerimizle 15 dakika geçirmeyi tercih ediyoruz." diyor.

Denizli horozu gibi koruma altına alınsın

Evinde güvercin yetiştirenlerden biri de İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Denizli Şube Başkanı ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hayri Ün. Aynı zamanda Ladik Güvercin Kültürü Derneği'nde görev yapan Ün, güvercinlerin Denizli horozu gibi koruma altına alınmasını istiyor. Dernek olarak güvercinleri kayıt altına almaya çalıştıklarını dile getiren Ün, "Gelecek nesillere bunlar iletilebilsin. Şehirleşme arttıkça Türkiye'nin dört bir yerinden kuşlar geliyor. Kırmalar başlıyor. Bunların içinde yerli ırklar kaybolmaya başlıyor." diye konuşuyor. Denizli Güvercin Evi Derneği'nin internet sitesinde güvercinleri tanıttıklarını ifade eden Ün, bu işe ilgi duyan yabancıların kendilerine 'elinizde bu tür güvercin olamaz' şeklinde mail attıklarını anlatıyor. Bu kişiler güvercinleri inceledikten sonra ise ikna oluyormuş. Türklerin Selçuklular döneminden bu yana güvercinlerle çok ciddi bağlantıları olduğunu dile getiren Ün, Akhan Kervansarayı'ndaki figürle kendi besledikleri güvercinlerin vücut yapısının benzeştiğini söylüyor. Ün, "Bora Vasic adlı bir Sırp, güvercin yetiştiriciliğini anlatırken 'Bize güvercin ırkları özellikle havada performans gösteren ırklar Kosova'nın fethinden sonra Türkler tarafından getirildi. Bize bu kuşları getiren kişiler vali, paşa ve asker gibi üst düzey kişilerdi' demişti." ifadelerini kullanıyor.


kaynak:f5haber.com