TEKNOLOJİ
Giriş Tarihi : 22-11-2013 13:38   Güncelleme : 22-11-2013 13:38

3 Rojavalı sağ yakalandı infaz edildi iddiası

17 Kasım tarihinde Nusaybin-Qamışlo arasında özel harekat timleri tarafından katledilen 3 Rojavalının infaz edildiği belirtiliyor. Katledilenlerden Amir ve Yasir Ehmed Abdullah’ın yakın akrabası olan Fahrettin Akdeniz Dicle Haber Ajansı’na (DİHA) konuştu. Akdeniz, katledilenlerin sağ yakalandıktan sonra infaz edildiğini belirtti. Akdeniz, cenazelerin yapılan otopsiler sonrası gönderildiği Rojava'daki akrabaları ile yaptığı görüşmede yakınlarından "Cenazelerin gözlerinin çıkarıldığı, bazı organlarını ve uzuvlarının olmadığı" bilgisini aldığını ifade etti.

3 Rojavalı sağ yakalandı infaz edildi iddiası

17 Kasım günü, Mardin'in Nusaybin ilçesinden Qamişlo'nun Hîmo köyüne geçmek isteyen Arap asıllı Amir Ehmed Abdullah ve kardeşi Yasir Ehmed Abdullah ile Kürt asıllı Mihemed Zahir Amir isimli 3 Rojavalı, özel hareket timleri tarafından katledildi. İnfaz edilen Amir -Yasir Ehmed Abdullah kardeşlerin Nusaybin'de oturan yakın akrabaları Fahrettin Akdeniz, o güne dair dikkat çekici açıklamalar yaptı.

 

Yaşamını yitiren Rojavalıların geçimini sağlayabilmek amacıyla 3 ay önce Nusaybin'e geldiklerini söyleyen Akdeniz, Yasir Ehmed'in şehir içi Gırnavas durağında kebapçıda günlük 20 TL'ye çalıştığını, ağabeyi Amir'in ise otogardaki bir lokantada günlük 15 TL'ye çalıştığını söyledi. Akdeniz, öldürülen kardeşlere dair şu bilgileri verdi: "Ekonomik durumları çok kötüydü. Babalarının gözleri görmüyor. Büyük zorluklar içinde yaşadıkları için buraya çalışmaya gelmişlerdi. 7 kardeşler. Anneleri de bir ay önce Nusaybin'e gelmişti. 15 gün kaldıktan sonra Qamişlo'ya geri dönmek zorunda kalmıştı."

 

Anneleri giderken Abdullah kardeşlerinin tüm kazandığı parayı annelerine verdiğini dile getiren Akdeniz, "Babaları artık ihtiyaçlarını karşılayamıyordu. O yüzden anneleri hemen gitmesi gerekiyordu ve gitti. Anneleri Dirbesiye kapısından Qamişlo'ya geçti. Anneleri gittikten sonra parasız kaldılar. Lokanta sahibi de Amir'i işten çıkardı. Sabah uyandığında cebinde ekmek parası olmadığını görüyor. Kardeşi Yasir'e 'Bana bir ekmek parası ver' diyor. Gidip kendisine bir ekmek alıyor. Sonra kardeşine 'Gidip Suriye'de ailemizi görelim, durumları nasıl olduğuna bakalım' deyip, gece saat 23.00'te evden çıkıyorlar" diye konuştu.

 

Rojava'ya gitmek için Abdullah kardeşler ile birlikte 7 kişinin sınırı geçmeye çalıştığını olay sırasında 4 kişinin bekleyen araç ile kaçtığını, fakat yeğenlerinin de içinde olduğu 3 kişinin ise özel timleri tarafından sağ yakalandığını söyleyen Akdeniz, "Özel timler yakaladığı 3 kişiye orada işkence ediyor. Daha sonra öldürüyor. Ertesi gün Amir'in eşi sabah saat 10.30 gibi gelip, Amir ve kardeşi Yasir'in gece 23.00'te evden çıktığını ve bir daha geri dönmediğini söyledi. Ben de 'merak etme bir şey olmaz' dedim. 'Oraya gidip gelenlere bir şey olmuyor. Bir karakola alınmışlardır, eve gelirler" diyerek durumu pek önemsemediklerini aktardı.

 

Akşama kadar bekledikten sonra karakola gittiklerini fakat karakolda bulunanların kendilerine "yanımızda değiller" dediğini ifade eden Akdeniz, her geçen saat meraklarının biraz daha arttığını vurguladı. Nusaybin Cumhuriyet Başsavcısı'na başvuruda bulunmak istediklerini, fakat polislerin kendilerini içeri almadığını söyleyen Akdeniz, "Durumu anlattık. Çocukların sosyal yardımlaşma kâğıdını gösterdik. Daha sonra savcı ile görüştürüldük. Savcı da 'saat 14.00'te yanıma gel sana söyleyeceğim' dedi. Oraya gittim. Bize olayı anlattı. Cenazelerin Malatya'da olduğunu söyledi. Savcı;'Gidiyorsanız gidin gitmiyorsanız, cenazeyi oraya defin edecekler' dedi. Ardından da kardeşlerin pasaportlarını istedi. Pasaportlarının olmadığını söyledim. Sade annelerinin pasaportu vardı. O da cenazeyi alması için annelerinin Nusaybin'e gelmesini söyledi" dedi.

 

Malatya'dan alınan cenazelerin Nusaybin'e getirildiğini ve aralarında BDP'liler ile İHD yöneticilerinin bulunduğu yüzlerce kişi tarafından Dirbesiye kapısından Qamişlo'ya gönderildiğini ifade eden Akdeniz, "Anneleri Malatya'da cenazeleri teşhis ederken sinir krizi geçirdi. Nitekim cenazeleri gönderdikten sonra dayısı beni aradı, 'Bu insanlar nasıl öldürülmüş?' diye sordu. Sonra da kardeşlerin gözlerinin oyulduğunu, bazı organları ve uzuvlarının olmadığını söylediğini" aktardı.

 

 

Yeğenlerine yapılan bu zulmü kabul etmeyeceklerini ve konunun takipçisi olacaklarını ifade eden Akdeniz, Türkiye'de sonuç alamamaları halinde cinayetleri AİHM'e taşıyacaklarını söyledi.