KADIN
Giriş Tarihi : 07-12-2013 14:37   Güncelleme : 07-12-2013 14:37

KCK: Yüksekova iki yurttaşın ölümüyile ile ilgili açıklama

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Yüksekova’da 6 Aralık günü iki kişinin polis tarafından katledildiği saldırıya sert tepki göstererek, “AKP hükümeti döneminde sivil öldürme normalleşmiştir. AKP hükümeti döneminde yüzlerce sivili katledenler ellerini kollarını sallayarak dolaşmaktadır” dedi. KCK, “Demokrasi ve özgürlük susmakla değil” diyerek mücadeleye çağırdı.

KCK: Yüksekova iki yurttaşın ölümüyile ile ilgili açıklama

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı yaptığı yazılı bir açıklama ile Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 6 Aralık günü bir protesto gösterisi sırasında polisin katlettiği Mehmet Reşit ve Veysel İşbilir için başsağlığı dileğinde bulundu.

 

KCK, “AKP devleti iki Kürt gencini daha katletti. Şehit düşen Mehmet Reşit ve Veysel İşbilir’in ailelerine başsağlığı, yaralılara şifalar diliyor, onların özlemlerini başarıya ulaştırma sözümüzü yineliyoruz. Mezarlıkların tahrip edilmesini protesto eden Kürt gençlerine polis öldürme kastıyla ateş açmıştır. AKP hükümeti döneminde katledilen yüzlerce sivil Kürt’e iki insanımız daha eklenmiştir. AKP hükümeti döneminde sivil öldürme normalleşmiştir. AKP hükümeti döneminde yüzlerce sivili katledenler ellerini kollarını sallayarak dolaşmaktadır. Bir buçuk aylık Mehmet Uytun’u katleden polislerin bile yargılanması bizzat AKP ve cemaat savcıları tarafından engellenmiştir” diye belirtti.

 

ROBOSKİ KATLİAMI BİLE NORMAL HALE GETİRİLDİ!

 

Aralık, Roboski katliamının olduğu aydır. AKP iktidarı döneminde Roboski katliamı bile normal hale gelmiştir” diyen KCK devamla şunları ifade etti: “Eğitim zayiatı gibi “terörle mücadele zayiatı” olarak hasıraltı edilmiştir. Roboski katliamının normalleştiği bir ülkede Gever’deki ölümler de normalleşir ve devam eder. Çünkü Türkiye'de polislerin işlediği suçlar terörle mücadelede zafiyet olur anlayışıyla soruşturulmamaktadır. 1990’lı yıllardaki bu zihniyet bugün farklı bir biçimde sürdürülmektedir. Yüzlerce cinayetten bir tanesinin bile failinin açığa çıkarılıp yargılanmaması bu gerçeği ortaya koymaktadır.”

 

KCK açıklamasında şunlara yer verildi: “AKP sözcüleri zaman zaman “Bizim zamanımızda faili meçhul cinayet olmuyor” diyerek halka yalan söylemektedirler ve toplumla alay etmektedirler. AKP hükümeti döneminde tüm cinayetlerin failleri bellidir. Failler polisler ve askerlerdir. Özellikle Roboski Katliamının failleri bellidir. Failler bu kadar açıkken hiçbirinin failinin cezalandırılmaması AKP hükümeti döneminde anayasa, yasa ve hukukun rafa kaldırıldığını göstermektedir. Polisin rastgele öldürmesi, savcıların rastgele tutuklaması Türkiye'nin esas hukuku haline gelmiştir.

 

1990’lı yıllarda anayasa, yasa ve hukuk içinde yapılamayanlar gizli yapılırken, şimdi gizli bile yapılmaya gerek duyulmamaktadır. Devlet, “Biz öldürdük, ama hiçbir şey yapamazsınız” diyerek 1990’lı yıllardan daha kötü bir yaklaşım içindedir. En kötü şey, devletin açık cinayetleri normalleştirmesidir. Bu tür yaklaşıma ancak faşist ülkelerde rastlanır. Bundan daha tehlikeli devlet anlayışı olamaz.

 

ÖZGÜRLÜK SUSMAK DEĞİLDİR

 

Kürt Halk Önderi bir yıldır Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüne zemin hazırlamak için çatışmasızlık ortamını sağlamıştır. Ancak AKP bu fırsatı ve zemini doğru kullanıp adım atacağına, çatışma ve gerilim ortamını canlı tutan bir politika izlemiştir. Eski karakolların tahkimi, yeni karakolların yapılması, askeri amaçlı baraj ve yol yapılması bunun açık ifadesidir. Demokratik siyasete zemin sunmak için siyasi tutsakları serbest bırakması gerekirken bu bir yıl içinde de binlerce Kürt gözaltına alınmış, yüzlercesi de tutuklanmıştır. Son aylarda bu tutuklamalar daha da artmıştır. AKP'nin bu politikasına karşı demokratik protesto hakkını kullanan göstericilere yönelik saldırılar da devam etmektedir. Karakol yapımını protesto eden Medeni Yıldırım'ın öldürülmesi ve Gever’de işlenen cinayetler AKP'nin demokratik protestolara nasıl yaklaştığını göstermektedir.

 

Kürt halkı Gever’de mezarlara saldırıyı protesto etmiştir. Bu insani tutum ve tepkiye silahla saldıran bir devletin işlemeyeceği cinayet ve suç yoktur. Mezarlara saldırmak zaten bir devletin zihniyetini de, tıynetini de ortaya koymaktadır. Çünkü mezarlara saldıranları araştıracağına protesto edenlere saldırmak bu saldırıyı onaylamaktır.

 

AKP bir taraftan sürecin varlığından söz edip insanların ölmediği propagandasını yapmakta, diğer taraftan Kürtleri öldürmeye devam etmektedir. 12 Eylül faşist generalleri de darbeden aylar sonra “artık ölümleri durdurduk” propagandası yapıyor, ama aynı günlerde ise insanları idam ediyorlardı. AKP de “Benim politikalarıma uyarsan öldürmem, ama politikalarıma karşı çıkarsan öldürülürsün” demektedir. Zaten bu Başbakan toplum hükümetin uygulamalarını protesto ettiğinde “Kadın da olsa, çocuk da olsa gereğini yaparız” diyerek tarihe geçmiştir. Bugün de halk protesto yaptığında genç-yaşlı demeden saldırılmakta ve insanlarımız öldürülmektedir. AKP öldürmekte basını da 1990’lı yılarda olduğu gibi yine ölenleri suçlamaktadır.

 

Halkımız ve demokrasi güçleri bu saldırıyı her yerde protesto ederek devletin bu tür cinayetleri işleyemeyeceği, demokratik siyasetçileri tutuklayamayacağı, demokratik gösterilere saldıramayacağı bir siyasi anlayış ve demokratik ortam yaratma mücadelesini yükseltmelidir. Demokrasi ve özgürlük susmakla değil, sadece mücadeleyle sağlanır.”