KADIN
Giriş Tarihi : 23-01-2014 00:00   Güncelleme : 23-01-2014 00:00

Cemil Bayık: Cenevre ölü başladı

Cenevre’ye katılan güçlerin Suriye’nin dışındaki güçler olduğuna ve Suriye’de savaşan güçlerin hiçbirisinin Cenevre’ye gitmediğine dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, “Cenevre’de alınacak kararlar Suriye’de nasıl uygulanacak? Kim uygulayacak? Uygulayacak herhangi bir güç yoktur. Dolayısıyla da Cenevre bu tarzıyla ölü doğmuştur” dedi.

Cemil  Bayık: Cenevre ölü başladı

 

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, ANF’ye Cenevre 2 toplantısı, Türk devletinin Suriye’ye silah taşıdığını ortaya koyan ‘TIR’ skandalı, Rojava’daki çatışmalar ve Rudaw tv’nin Rojava’daki çatışmalara ilişkin izlediği yayın çizgisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Adana ve Hatay’da MİT’e ait olduğu açıklanan silah ve mühimmat dolu TIR’lar meselesiyle Türk devletinin El Kaide’ye yardımının bir kez daha ortaya çıktığını belirten Bayık, “Suriye’de El Kaide’nin yürüttüğü savaş, Türk devletinin yürüttüğü savaştır. Bu artık belgelenmiştir” dedi.

 

Rudaw Tv’nin Rojava’daki çatışmalara ilişkin yayın çizgisine de eleştiriler yönelten Cemil Bayık, televizyonu “Rojava halkının geliştirdiği direnişe, verilen şehitlere, harcanan emeğe saygılı olmaya” davet etti.

 

Cemil Bayık bugün başlayan Cenevre 2 toplantısıyla ilgili de, Cenevre’ye katılan güçlerin Suriye’nin dışındaki güçler olduğuna ve Suriye’de savaşan güçlerin hiçbirisinin Cenevre’ye gitmediğine dikkat çekti; “Cenevre ölü doğdu” dedi.

 

“Suriye’de bir iç savaş yaşandığını ve savaşın doğasında zaferler kadar yenilgilerin de olduğunu söyleyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kürtlerin ve Rojava devriminin yenilgisine umut bağlayan güçler olduğunu söyledi. “Savaşta kayıplar da olur kazanımlar da. Yani savaşta sürekli kazanma veya kaybetme diye bir kural yoktur. Kim durumları daha iyi değerlendirir, stratejisini doğru oturtur ve doğru taktikler geliştirirse sonuç elde eder” diyen Bayık, Kürt halkının sergilediği direnişi ise şöyle ifade etti: “Kürt halkı Rojava’da kahramanca büyük bir direniş sergiliyor. Kürt olan, yurtsever olan, demokrat olan, insanlık değerlerine sahip olanlar, Kürt halkının değerlerine bağlı olduğunu söyleyenler bu direnişe saygı duyar.”

 

Tıl Hemis ile Tıl Barak çatışmalarında yaşanan YPG kayıplarını da değerlendiren Bayık, “Eksiği veya hatası ne olursa olsun yürütülen direniş, bu temelde verilen şehadetler Kürt halkının direnişi ve şehitleridir. Halkımız ve insanlık için onur duyulması gereken bir husustur. Eğer orada Kürtler, El Kaide’ye karşı bedelleri ve şehadetleri de olsa direnmeseler ve teslim olsalardı,  bu durum Kürtler için onursuzluk olurdu. Kürt kimliğine sahip her insanın bu mücadeleyle, yaşanan şahadetlerle gurur duyması gerekiyor. Eğer gurur duymuyorsa, aksine hakarette bulunuyorsa ve bununla Kürt halkını etkileyebileceğini sanan varsa, büyük yanılgı içindedir. Kürt halkı artık bunları yutmayacak kadar bilinçlenmiş, örgütlenmiş, kendi tercihini belirleyen bir halktır. Tutkuyla verdiği mücadelede göze almayacağı bedel yoktur. Özgürlük için her şeyi göze almıştır. Bunun böyle bilinmesi gerekiyor. Herkesin bundan güç alması gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

‘HİÇBİR KÜRT ŞEHADETLERDEN SEVİNÇ DUYMAMALI’

 

Rojava devrimini boğmak isteyen güçlerin yanı sıra, devrimi karalama tutumu içerisinde olanların da varlığına işaret eden Bayık, şunları kaydetti: “Eğer saygı duymuyorsa, onu yıkmakla uğraşıyorsa, devrimi karalamakla uğraşıyorsa, yaşanan şehadetlere seviniyorsa böylesi insanların durumunu iyi anlamak gerekir. Böylesi insanların ve çevrelerin ne kadar Kürtlüğü temsil ettiği, ne kadar insani değerlere bağlı olduğu sorgulanmalıdır. Hiçbir Kürt,  hiçbir insan, kesinlikle orada yaşanan zorluklardan, şehadetlerden sevinç duyamaz. Rojava devrimini boğmak isteyen bir sürü güç var. Orada TEV-DEM öncülüğünde yürütülen devrimin kazanımlarını hazmedemiyorlar. Devrimi boğmak için büyük çaba yürütüp başarılı olamayanlar, El Kaide’nin saldırılarına ve başarılarına büyük umut bağlamışlar. Türk devleti El Kaide’nin ambargosunun ve saldırılarının Rojava’yı çökertebileceğine umut bağlamış. Anlaşılan o ki Rojava’da yaşanan şehadetler, bu yönlü hesaplar içerisinde olanları oldukça sevindiriyor!”

 

Güney Kürdistan’da yayın yapan Rudaw tv’nin çetelerin elinde bulunan YPG’li savaşçıların cenaze görüntülerini yayınlamasını ve karşıt yayınlarını da değerlendiren Bayık, “Rudaw çetelerden görüntü alabilir. Basın kuruluşları her yerden görüntü alabilirler. Ama bu görüntüleri, bilgileri nasıl işlediği önemlidir. Yani bilgiyi topluma nasıl yansıttığı önemlidir. El Kaide de şehit düşen YPG’lilerin fotoğraflarını yayınlayabilir, haber yapıp yorumlayabilir. Rudaw da bunu yapabilir, bir başkası da. Bir bilgiyi veya belgeyi hangi amaçla işlediği önemlidir. El Kaide onu kendi mantığına, bir yurtsever kendi mantığına göre işler. Rojava devrimine karşı olan bir Kürt, kendi mantığına göre işler. Rudaw El Kaide gibi olaylara yaklaşıyorsa bu durum Rudaw’ın gerçeğini ortaya koyar. Her halde Kürt halkı da bunu anlar, görür. Çünkü halkımız El Kaide’nin mantığını biliyor, yaptıklarını da biliyor. Onların yayınladıklarını da izliyor, Rudaw’ınkileri de. Herhalde Rudaw, El kaide arasındaki bütünlüğü görebilecek durumdadır, buna anlam verebilecek durumdadır. Eğer Rudaw bir Kürt televizyonu olduğunu söylüyorsa, iddiası buysa o zaman Rojava halkının geliştirdiği direnişe, verilen şehitlere, harcanan emeğe saygılı olması gerekiyor.”

 

‘EL KAİDE’NİN SAVAŞI TÜRK DEVLETİNİN SAVAŞIDIR’

 

Cemil Bayık, Adana ve Hatay’da ortaya çıkan ‘TIR’ skandallarını da değerlendirdi. TIR’larda silah taşındığının ortaya çıkmasıyla Türk devletinin çetelere yardımının bir kez daha belgelendiğine dikkat çeken Bayık, Türk devletinin ve AKP hükümetinin, El Kaide’ye her türlü desteği verdiğinin artık dünya tarafından da bilinen bir gerçek olduğunu belirtti. Bayık, “Bunun artık gizlenecek bir tarafı kalmamıştır. Ancak bunun ne kadar kapsamlı olduğu bu son tır meseleleriyle iyice ortaya çıktı. Türk devleti birçok ülkeden El Kaide militanlarını getiriyor. Türkiye’de barındırıyor, eğitiyor, silahlandırıyor ve onları Suriye’ye geçiriyor. Suriye’de de bunlara her türlü desteği sağlıyor. Askeri ve diğer lojistik ihtiyaçlarını Türkiye karşılıyor. Savaşta yaralananlarını Türkiye’ye götürüp tedavi ediyor ve güvenliklerini sağlıyor. Türk askeri yetkilileri ile toplantılar yapıyor, birlikte taktik belirliyorlar. Savaşan El Kaide’dir. Ancak arkasında Türk devleti var. Yani bu savaşı esas olarak Türk devleti yürütüyor.  Türk devletinin Ortadoğu politikası Suriye’de çöktü. Suriye’de El Kaide’nin yürüttüğü savaş, Türk devletinin yürüttüğü savaştır. Bu artık belgelenmiştir. Türk devleti Rojava’daki devrimi, direnişi tasfiye etmek için, Kürtlerin statü sahibi olmaması için El Kaide’yi destekliyor. Bir de El Kaide’yi destekleyerek hem Suriye hem de Ortadoğu politikasında bir ağırlık oluşturmak istiyor. Çünkü ‘sıfır sorun’ politikası iflas etmiştir” diye konuştu.

 

‘CENEVRE ÖLÜ DOĞDU’

 

Bayık, bugün İsviçre’de başlayan Cenevre 2 toplantısına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

 

Cenevre’ye katılan güçlerin Suriye’nin dışındaki güçler olduğuna ve Suriye’de savaşan güçlerin hiçbirisinin Cenevre’ye gitmediğine dikkat çeken Bayık, savaşan güçlerin Cenevre konferansında alınacak kararları tanımayacaklarını şimdiden ifade ettiklerini hatırlattı. Bayık, “Cenevre’de alınacak kararlar Suriye’de nasıl uygulanacak? Kim uygulayacak?” sorularını yöneltti. Bayık, “uygulayacak herhangi bir güç yoktur. Dolayısıyla da Cenevre bu tarzıyla ölü doğmuştur. Eğer Kürtler kendi kimlikleriyle kabul edilmiş olsalardı, Cenevre’nin alacağı kararlar Suriye’de yaşam hakkı bulabilirdi” şeklinde konuştu.

 

Cenevre’ye muhalefetle birlikte katılan kişilerin Kürt halkını ve Rojava’yı temsil etmediklerini kaydeden Cemil Bayık, sadece Kürt halkı değil diğer halk temsilcilerinin de davet edilmediğinin altını çizdi.

 

Cenevre’nin Kürtleri çağırmayarak Rojava’daki halk iradesini tanımadığını kaydeden Bayık, toplantıyı düzenleyen güçlerin kendisiyle de çeliştiğini belirterek, “Hani Suriye’de halk iradesi oluşturulmak isteniyordu? Demokrasi ve özgürlük geliştirilmek isteniyordu? İşte Rojava’da halk iradesi açığa çıkmış durumda” dedi.

 

Bayık şunları söyledi:

 

“Bugün Cenevre’ye çağırdıkları ve Kürt dedikleri kişilerin Rojava’da herhangi bir direnişi yoktur. Bugün Kürtlerin en büyük gücü TEV-DEM’dir. TEV-DEM içinde yer alan en büyük parti de PYD’dir. Rojava’da yalnızca TEV-DEM ve PYD de yoktur. Rojava’da başka halklar ve başka partiler vardır. Süryani halkı, Arap halkı vardır. Başka Kürt partileri, liberal parti, komünist parti ve sol parti gibi partiler vardır. Öyle birilerinin iddia ettiği gibi Rojava’daki tek bir partiden yönetim oluşmuş değildir. Bütün bu partiler ve güçler bir araya gelerek halk meclisini, hükümeti oluşturmuşlardır. Bu hükümet Rojava halkının yasal temsilcisidir. Direnişi birlikte yürütüyorlar. Mücadele ediyor ve bedel ödüyorlar. Bugün Cenevre’ye çağırdıkları ve Kürt dedikleri kişilerin Rojava’da herhangi bir direnişi yoktur. Herhangi bir bedel ödememişlerdir. Tamamen Rojava’nın dışında olan güçlerdir. Bunları Cenevre’ye katarak Kürtleri parçalamak istemektedirler. Böylece Kürtlerin iradesini hiçe saydıklarını, Kürtlerin yürüttüğü direnişi görmediklerini, inkâr ettiklerini göstermiş oluyorlar. Hani Suriye’de halk iradesi oluşturulmak isteniyordu? Demokrasi ve özgürlük geliştirilmek isteniyordu? İşte Rojava’da halk iradesi açığa çıkmış durumda. Halk kendisini özgürleştirmiş, kendi yönetimini oluşturmuş ve kendisini yönetmeye çalışıyor. Buna saldıran güçlere karşı direniyor, şehitler veriyor. Suriye’de demokrasi geliştirmek isteyen bir güç bunu esas alır, buna saygı duyar ve Cenevre’ye bunları çağırır. O zaman Suriye için demokrasi istendiğine herkes inanabilir. Ama orada halkın ezici çoğunluğunu temsil eden bir iradeyi, irade dışında tutmak hiçbir mücadelesi olmayanları bir halk adına Cenevre’ye çağırmak hem Rojava’daki direnişe saygısızlıktır hem de halkın iradesine saygısızlıktır. Bu, aynı zamanda Kürtleri parçalamaya yönelik bir tutumdur.”

 

‘ENKS KENDİ KARARLARINI DA AYAKLAR ALTINA ALDI’

 

Kürtlerin oynanan oyunları görerek ve anlayarak ikinci bir Lozan’a meydan vermemesi gerektiğini söyleyen Bayık, Cenevre’ye katılan ENKS’nin kendi kararını ayaklar altına aldığını, bu tutumuyla Rojava devrimini ve kazanımlarını tehlikeye attığını söyleyen Bayık, “bu bir ihanet durumudur” dedi. Cemil Bayık, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kürtler adına Cenevre’ye gittiklerini söyleyenlerin ihanetten vazgeçmeleri gerekiyor. Bu bir ihanet durumudur. Oysa Kürtler Cenevre’ye ya birlikte gideceklerdi ya da birlikte boykot edeceklerdi. Bunun ittifakını geliştirmişlerdi. Onun kararını almışlardı. Rojava’daki halk meclisiyle ulusal meclis ortak tutum sahibi olacaktı. Ancak ENKS bu tarzla bu kararı ayaklar altına almıştır. Kendi kararını ayaklar altına alan bir örgütün herhalde halka saygılı olamayacağı rahatlıkla anlaşılabilir. Burada ENKS’nin amacının Rojava halkının çıkarlarını gözetmek olmadığı çok net görülebilir. Daha çok da ENKS içinde yer alan örgütlerin kendi çıkarlarını halkın çıkarlarına tercih ettikleri rahatlıkla görülebilir. ENKS, Rojava halkının çıkarlarını değil kendi çıkarlarını esas almıştır. Cenevre’ye gitmekle Kürt iradesini parçalıyor. Cenevre’ye gitmekle uluslararası güçlerin hizmetine giriyor. Uluslararası güçleri bu temelde Rojava halkına karşı saldırtmak istiyor. Bu çok tehlikeli bir anlayıştır. Sadece kendi çıkarlarını gözetme değil aynı zamanda Rojava devrimini ve oradaki kazanımları da tehlikeye atmaktır. Devrimin karşısında yer almaktır. Oradaki direnişin karşısında yer almadır. Sanıyorum Kürt halkı bütün bunları görüp değerlendirecek durumdadır ve değerlendirmesi de gerekiyor. ”

 

‘KÜRT HALKI CENEVRE KARARLARINI TANIMAMALI’

 

Kürt halkının Cenevre’de alınacak kararları tanımayarak reddetmesini isteyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Sadece Rojava’daki halkın değil bütün Kürtlerin Cenevre konferansını ve kararlarını kabul etmeyerek Rojava halkıyla dayanışmasını güçlendirmesi gerekiyor. Kürt halkının da bölge halklarının da çıkarı bu tutumdadır. Tersi durumda hem Kürtlerin hem de bölge halklarının çıkarları tehlike altında olacaktır. Cenevre’yle çok öyle iddia ettikleri gibi yeni ve demokratik bir Suriye’yi oluşturmayı amaçlamıyor, tam tersine uluslararası kapitalist modernist güçlerin Cenevre konferansıyla istedikleri gibi bir Suriye’yi ortaya çıkarmak istiyorlar. Halkların iradesini egemen kılmak, Suriye’de demokrasi, özgürlük ve adaleti gerçekleştirmek hedefi olsaydı; Suriye’de adaleti, demokrasiyi ve özgürlüğü temsil eden esas güç olan Kürt halkı Cenevre’nin dışında bırakılmazdı. Bu durum, kapitalist modernist güçlerin Suriye ve Ortadoğu üzerinde ne tür planlar geliştirdiklerinin açık göstergesidir.” dedi.

 

‘DEMOKRATİK SURİYE’NİN TEMEL HARCI KÜRTLERDİR’

 

Yeni bir Suriye’nin Kürtler olmadan oluşturulamayacağını kaydeden Cemil Bayık, ”Kürtler yeni, demokratik ve özgür bir Suriye’nin oluşturulması için büyük bir çaba yürütüyorlar ve bu çabalarını sürdüreceklerdir” dedi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

 

“Eğer yeni Suriye oluşturulacaksa bunun temel gücü Kürtlerdir. Bugün Rojava Kürdistan’ı, özgürleştiren güçtür. Bu güçle ilişki kurulmadan ne Cenevre-2 konferansları başarılı olabilir, ne Suriye’de çatışmalar bitirilebilir ve ne de Suriye yeniden şekillendirilebilir. Bugün Rojava, Suriye’nin de kaderini belirleyen bir konumdadır. Rojava herkes için bir güvencedir. Böyle bir gücü dışlamak, iradesini görmemek, ne demokrasi, ne özgürlükle ne de adaletle bağdaştırılabilir. Suriye’nin sorunları da böyle çözülemez. Çünkü demokratik bir Suriye’nin temel harcı Kürt halkı ve onun iradesi olan hükümettir, kantonlardır ve karar organları olan meclislerdir.

 

Birinci Lozan’da Kürtler aldatıldı. Ancak yeniden ikinci bir Lozan’la Kürtleri aldatmak mümkün değildir. Kürtler eski Kürtler değildir. Kürtler özgürlüğe susamış bir halktır; kaderini özgürlükle bütünleştirmiş bir halktır. Özgürlüğe tutku düzeyinde bağlanmıştır. Özgürlük için mücadele eden bir halktır. Özgürlüğü için her şeye katlanmasını bilen bir halktır. Cenevre’yi geliştirenlerin Cenevre’ye Kürtleri almamakla büyük ve tarihi bir hata işlediklerini belirtmek istiyorum.

 

Kürtler Cenevre Konferansı’na kabul edilerek Suriye sorunu çözülebilirdi. Kürtleri dışlayarak ve bir kısım Kürdü yanına alma yoluyla parçalayarak eğer Suriye sorununu çözeceklerini ve Kürdistan’ı kendi denetimlerine alacaklarını sanıyorlarsa büyük bir yanılgı yaşadıklarını belirtebilirim. Kürtler yeni, demokratik ve özgür bir Suriye’nin oluşturulması için büyük bir çaba yürütüyorlar ve bu çabalarını sürdüreceklerdir. “