KADIN
Giriş Tarihi : 14-04-2014 17:22   Güncelleme : 14-04-2014 17:22

KCK Basın davasında 8 tahliye

KCK basın davasında aynı delil ve suçlamalarla 2,5 yıldır tutuklu yargılanan 15 gazeteciden 8'i tahliye edilirken, 7'sinin talebi reddedildi, karar üst mahkemeye taşındı.

KCK Basın davasında 8 tahliye

7 isim için de tahliye talep eden avukat Sinan Zincir, "ÖYM'lerin yerine kurulan mahkeme bu dosyalarda derhal beraat verilmesi, soruşturmaları yürüten polis, savcı ve hakimlerin yargılanması gerektiğini gördü ama bütün sanıkları bir anda bırakmaya cesaret edemiyor düşüncesindeyiz" dedi. Avukat Osman Ergin ise, "Bu davalar hukuki anlamda bir nevi cadı avı, insanın içine giren şeytan aranıyor. Adalet, hukukun aracı olmalı, devletin değil" diyerek tahliye istedi. Sanıklar Özgür Gündem, DİHA ve Etik Ajans yazar, editör ve muhabiri.

 

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 3 Mart 2014'te KCK basın komitesi üye ve yöneticisi oldukları iddiasıyla 2,5 yıldır tutuklu yargılanan 15 gazeteciden 8'ini tahliye etti. Sanık avukatları üst mahkeme sıfatıyla 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kalan sanıklar Nurettin Fırat, Ertuş Bozkurt, Turabi Kişin, Yüksel Genç, Davut Uçar, Ramazan Pekgöz, Mikail Barut için de tahliye başvurusu yaptı.

 

PARALEL/UNPARALEL ŞEMA ÇÖKTÜ!

 

Başvuruda şöyle denildi: "Müvekkiller KCK adı altındaki sözde operasyonlarda rehin alınan Kürt gazeteci ve basın çalışanlarıdır. Kirli delillerle oluşturulan soruşturmalar sonucu açılan davalarla hedef haline getirildiler. Bu dava ve tutukluluk durumu basın özgürlüğünün, halkın haber alma, gerçeği öğrenme hakkının ihlali, ötekilerin, ezilenlerin sesinin yargı eliyle kısılmasıdır. İlker Başbuğ, Tuncay Özkan ve Zirve katliamı zanlılarının tahliye sürecinde nöbetçi mahkemeler ve AYM, özgürlüklerden yana tavır aldı. Son olarak KCK avukatlar dosyasında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2,5 yıllık tutukluluğu 'infaza dönüşen tutukluluk' olarak görüp tahliye kararı verdi. TEM şubenin ve paralel-unparalel yapılanmaların yarattığı bu sözde şemaların hukuki bir geçerliğinin olmadığı ortaya çıkmış, çökmüştür. Yeni görevli İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 8 müvekkilin tahliyesine karar verirken mevcut delil durumu ve tutuklu kalınan süreyi göstermiş, aynı delillere karşı aynı süre tutuklu kalan müvekkiller tahliye edilmemiştir. Aynı delillerle yargılanan 7 müvekkilin tutukluluklarının devamı talihsiz bir karar. Hukuk dışı ÖYM kararlarına karşı mahkemelerinizden adalet bekliyoruz. Zira bu davalar sahte delillerle yaratılmış 'zaman' davalarıdır. Ancak bu davalar artık bu 'zamanın' ruhuna uygun olmayan davalardır. Gazetecilerin tutuklu olduğu bir ülke görüntüsünden kurtulmak hepimiz için bir görevdir."

 

DÜŞÜNSEL ALAN, ASAYİŞ MESELESİ DEĞİLDİR

 

Tahliye talebinde bulunan sanık avukatı Osman Ergin de şu tespitlerde bulundu: "İddianameye göre sağlık, eğitim-öğretim politikalarını, kentsel dönüşümü eleştirmek, Kürt sorununu tartışmak, Başbakana hakaret, habere muhabir ve kameraman göndermek, olaylardan ilk haberdar olmak, halkı hükümetten soğutmak, terör suçunun ipuçları. Bu mantığa göre her an herkes terörist olabilir, olağan şüpheli iseniz tutuklanırsınız. Terörist fail tespitinde kullanılan yöntem gizli tanıklar, haber elamanları ve 'google' arama motoru. İddianamede yapılan hukuki anlamda bir nevi cadı avıdır, insanın içine giren şeytan aranıyor. Böyle bir algının üzerine hukuk inşa edemezsiniz. Siyasi düzenin, entelektüel dünyanın sınırlarını, gazeteciliğin ne olduğunu, nasıl yapılacağını iddianamelerle belirleyemez, toplumu iddianamelerle yönetemezsiniz. Düşünsel alanı bir asayiş meselesine dönüştüremezsiniz."

 

 

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 15 Nisan Salı günü itirazı değerlendirecek.