KADIN
Giriş Tarihi : 31-07-2014 03:49   Güncelleme : 31-07-2014 03:49

KCK Eşbaşkanı Dersim kendi diliyle yaşamalıdır

KCK Eşbaşkanı Dersim kendi diliyle yaşamalıdır

KCK Eşbaşkanı Dersim kendi diliyle yaşamalıdır

 

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat, KCK Yürütme Konseyi üyeleri Beritan Dersim ve Fatma Adır, demokratik özerkliğin koşullarının en uygun olduğu yerlerden birinin Dersim olduğunu ifade etti. Hozat, Dersim ve Adır, Dersim’in kendi diliyle yaşamasının ve komünal ekonomik yapının geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

 

Kürdistan’da özgürlük mücadelesinin ilk filiz verdiği bölgelerden biri de Dersim. KCK’nin demokratik özerkliğin kurumlaşmasına büyük rol biçtiği Dersim’le ilgili olarak KCK’nin üç Dersimli kadın yöneticisine sorular yönelttik. Öncelikle demokratik özerkliği Bese Hozat’ a sorduk. Şu mesajları verdi: “Demokratik özerkliğin koşullarının en uygun olduğu yerlerden biri Dersim’dir. Toplumsal, sosyal zemini de var. Yıllarca da zaten özerk kalmış bir bölgedir. Sistemi, 1938 sonrası dağıtılıyor. Yoğun asimilasyon politikaları olsa da, yine yerel kültür çok hâkimdir. Özgünlüğünü koruyan bir gerçeği de ifade ediyor.”

 

BDP seçimlerde demokratik özerkliği inşa edeceğini söyledi. Bu konuda siz ne diyorsunuz?

 

Seçimler demokratik özerkliğin zaferi oldu. Bu seçimde Dersim’de halk demokratik özerkliği onayladı. Bu anlamda da demokratik özerklik Dersim’de, bütün Kürdistan’da da halkın onayını aldı. Şimdi seçimler bitti, bizim demokratik özerkliği hayata geçirmemiz gerekiyor.

 

BELEDİYE DEMOKRASİYİ GELİŞTİRMELİDİR

 

Nasıl olacak bu iş?

 

Bu konuda belediyenin rolü önemlidir. Belediye; demokratik-özerk sistemin örgütlenmesinde çok merkezi bir rol oynayacak. Bizim belediyecilik sistemimiz, devlet belediyeciliği değil, yerel demokrasiyi geliştiren bir yapıdır. Demokratik, özgürlükçü, ekolojik belediyecilik diyoruz; buna uygun bir yapılanma bütün belediyeler açısından geçerlidir, Dersim Belediyesi için de. Geçmiş belediye pratiğinde bazı adımlar atıldı fakat eksik kalan yanlar da oldu. Demokratik belediyecilik çok fazla geliştirilemedi, hizmet anlamında önemli çalışmalar yürütüldü ama yerelde demokrasiyi geliştirme anlamında biraz zayıf kalındı. Halkımız bunun eleştirisini de yaptı. Fakat bunu gidermek üzerinden, yüksek bir beklenti var. Bu anlamda belediyenin esas çalışması demokrasiyi geliştirme, demokratik yönetim tarzını ortaya çıkarma, halkı belediye çalışmalarına dahil etme, hizmet götürürken de halkın görüşünü alma, Dersim’in neye ihtiyacı varsa, köy köy, mahalle mahalle sorma tespit etmek olmalıdır. Bu konuda belediyelerin rolü çok önemlidir, belediyeler demokratik-komünal yapıdır, halkın belediyesidir, buna uygun bir yerel yönetim politikasının olması gerekiyor. Yerel demokrasinin geliştirilmesinde çok belirleyici bir rolü var belediyelerin. Doğrudan halkın katılımına dayanmalı.”

 

DERSİM BDP’YE OY VERENİN DE VERMEYNİN DE ŞEHRİDİR

“Dersim hepimizindir” diyen Bese Hozat şu mesajı veriyor: “Dersim BDP'ye oy verenlerin de vermeyenlerin de şehridir, ülkesidir, yeridir, coğrafyasıdır, tarihidir, geçmişidir, bugünüdür, geleceğidir. Dersim, hepimizindir, herkesindir. Bu anlamda farklı düşünceyi savunanlar, farklı politik çizgileri olanların olması çok doğaldır. Belediyenin de herkesi kapsayan, katan, dahil eden bir politika yürütmesi lazım. Ona oy verene de, vermeyene de hizmet edecek. Bu anlamda demokratik ilkeyi sonuna kadar savunmalıdır. Dersim'de temel beklenti budur.”

 

ANADİL HAYATIN HER ALANINDA KULLANILMALIDIR

 

Fatma Adır söze giriyor ve ana dile dikkat çekiyor. Bunun özerkliğin temel taşı olduğunu söylüyor: “Dersim’in özerkliğinde temel noktalardan biri, kendi diliyle yaşaması. Dersim yeniden toplum olarak, unutulmuş, asimile olmuş dilini yeniden konuşabilecek, okuyabilecek, eğitim dili haline getirebilecek hale gelmeli. Anasından yeni doğan çocuktan başlamak üzere, eğitim, ticaret, pazar bütün alanlarda kullanılacak şekilde anadilin geliştirilmesi lazım. Bu öncelikli bir konudur. Akademik anlamda dil çalışmalarının yapılması gerekiyor. Hangi kurumlara ihtiyaç varsa acilen bu kurumların oluşturulması gerekiyor. Bu birinci önceliğimizdir, bunu yapacağız.”

 

DERSİM’İN TARİHSEL SINIRLARI GERİ ALINMALIDIR

 

İkincisi nedir?

 

İkinci bir konu, Dersim çok geniş ve güçlü bir kültüre sahiptir. Bu 38’den önce özerk olmasıyla da ilgilidir, Dersim büyük bir vilayettir. Mevcut Tunceli sınırlarını çok aşan, bir tarafı Sivas’a bir tarafı Elazığ, Bingöl, Erzincan’ı önemli oranda kapsayan geniş tarihsel sınırlar var. O sınırlarda Dersim’in kendi kültürünü bütün farklılıklarıyla, benzeştirmeden yeniden açığa çıkarması, yaşatması, bunu da yeniden yapılandırması gerekiyor. Tarihsel sınırların geri alınması lazım. Bunun için çalışılmalı. Dersim’de özerkliği yapılandırırken, en geniş demokratik yerel yönetim gerçeğini açığa çıkarmak önemlidir. Kadınları, gençleri, toplumun bütün farklı kesimlerini içine alabilecek bir yapılanma olmalıdır. Bunun için çalışıyoruz.”

 

DERSİMLİ KADINLAR MECLİSLERİNİ KURMALIDIR

 

Kadınlar ve özerklik meselesinde ne diyorsunuz?

 

“Kadınlar açısından özerklik çok önemli bir katılımı ifade eder. Paradigmamızın önemli bir ayağı, cinslerin özgürlüğüdür. Dersim bunun için hem siyasal olarak hem sosyal olarak hem toplumsal olarak açıktır. Ama kendini ifade etme konusunda şimdiye kadar yeterli zemin bulamadı, şimdi onun imkanları doğdu. Belediye içerisinde ama belediyeyle birlikte Dersim’in kendi merkezi çalışmalarında ilçe, köy çalışmalarında kadınların da kendi meclislerini, kendi karar organlarını oluşturması, kararlarını alıp karma mekanizmalarda kendini temsil etmesi çok önemli. Yine önemli bir öğrenci ve işsiz genç potansiyeli var, çocuklar var. Bütün bunların katılımını içeren, en geniş kesimleri içine alan, sivil toplum örgütlerini, esnafları da içeren bir demokratik özerklik olmalıdır. Bu seçimde buna oy verilmiştir.”

Beritan Dersim, Dersim’in başka bir hassasiyetine dikkat çekiyor: “Dersim tarihi itibarıyla devrimci ve direniş geleneği güçlü olan bir toplumdur. Birçok kültürü, dili, inancı halkı bir arada yaşatan ve bu kültürel değerlerle bugüne gelen bir toplum gerçeğidir, Dersim. O anlamda bugün tartıştığımız demokratik özerkliğe vakıftır. Tarihsel bir deneyimi olan, aynı zamana önemli bir aydın potansiyeli olan, bilinç-kültür düzeyi yüksek bir toplumdu. Bunun en önemli nedeni de Alevi inancıyla ilgilidir. Bu açıdan Cumhuriyet’ten bugüne, Dersim’de bugüne kadar en fazla istismar konusu edilen de Alevi gerçeğidir. İstismara, asimilasyona, katliamlara rağmen Dersim, bugüne kadar kendini korudu ve bugüne kadar geldi.

 

ÖRGÜTLENMEK VE MÜCADELE ETMEK ÖNEMLİDİR

 

Özellikle yaşlı kesim açısından bu değerler diridir ve çok güçlüdür. Yeni kesimler için devletin özel politikalarıyla bu inanç değerlerinden uzaklaşmış bir kuşak da var. Fakat mücadelenin gelişimiyle birlikte, özellikle Aleviliğe pragmatist yaklaşımlar sonucunda saflar biraz netleşiyor. Gerçek Alevi kimdir, Alevilik nedir gibi özüne uygun yeniden tanımlama ihtiyacı ortadadır. AKP ve Fethullah Gülen bile Aleviliğe el atmış durumdadır, hiç alakaları olmamasına rağmen. Uzun yıllar inkar eden-reddeden bu kesimler, daha önce hakaret ettikleri, ibadet yerleriyle alay ettikleri Alevilere yaklaşıyor. Bu Alevi toplumunun düzeyiyle ve örgütlenmesiyle ilgilidir. Bu alanda mücadele etmek ve örgütlenmek önemlidir.”

 

ALEVİLİK DİRENİŞ DEMEKTİR

 

Burada bir sorun yok mu? Başta devlet olmak üzere herkes kendi Alevi’sini oluşturuyor. Alevi toplumunun bu saldırılara karşı nasıl korunması gerekiyor? Çünkü bir kayıp ve asimilasyon da var neticesinde.

 

Evet dil, inanç, kimlik konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Dersim deyince akla ilk gelen asimilasyondur. Bu halen devam ediyor. Buna karşı mücadeleyi yükseltmemiz lazım. Dersim halkının en fazla da Alevilik üzerinden direnmesi gerekiyor, çünkü Alevilik direniş demektir. Kendi kültürü, kendi değer yargıları, kendi toprağı üzerinde, hiçbir güce bağımlı hale gelmeden, özgücüyle bir arada yaşama kültürüdür. Bu inancın korunması-kollanması gerekiyor. İstismar konusu halinden çıkarılması lazım; özellikle AKP’nin, CHP’nin, Fethullah Gülen’in insafına terk etmemek lazım.

 

DERSİM İNANÇ ALANINDA DA ANADİLİ KULANMALIDIR

 

Orada da özellikle dil önemli değil mi? Cemlerde, cenazelerde, başka yerlerde…

 

Kuşkusuz yaşamın her alanında olduğu gibi inancın da kendi dilinle yaşatılması gerekir. Yoksa Alevi kültürünü, Kürt kimliğinin dışında ele almak, kendi anadilinin dışında sömürgeci bir dille ifade etmek, onun özgünlüğünün yaşanmasına engel teşkil eder. O zaman o inanç bize ait olmaz. Belki bir gerçeği dile getirmiş olabilirsiniz, bir nebze de olsa yaşamsallaştırmış olabilirsiniz ama özüne çok uygun olmaz. Alevi ritüellerini yerine getirirken kullanılan dil de, o hakikatle buluşmayı sağlayan temel argümanlardan biridir. O yüzden Zazaca-Dımilki dilinin geliştirilip güçlendirilmesi gerekiyor. Bizim bu konuda yetersizliklerimiz var tabii. Dersim’de buna yönelik kurumların açılması, dil konusunda uzmanlaşmış, birikim sahibi olanların kendisini örgütlemesi lazım. Özerklik bir örgütlenmedir. Eğer toplum kendisini özgücüyle yönetmek istiyorsa, toplum kendisini ekonomisinden eğitimine, sağlığından inancına kadar örgütlemek zorundadır. Biz halkla birlikte bunu yapacağız.

 

KÖYE DÖNÜŞ ÖNEMLİDİR

 

Bese Hozat köye dönüşlerin önemine dikkat çekiyor: “Özerkliğin hayatta karşılığının olması lazım. Dersim'in o güzelim topraklarına geri dönülmeli. Gerek diyasporadaki, gerekse de Türkiye'deki Dersimlilerin köylerine dönmeleri ve oraları yeniden yaşam alanları haline getirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Özerklik biraz da böyle inşa edilir. Dersim; tarihine, kültürüne, geleneklerine, özüne uygun bir yere ancak böyle gelebilir. Yoksa kent merkezine sıkışmış Dersimlilerle, viraneye dönmüş köylülerle özerklik olmaz. Köyler boş olursa, Dersim halkı o metropollerin çirkef-köhnemiş yerlerine mahkum olursa olmaz. Ben köye dönüş konusunda çağrı yapmak istiyorum. Diyasporadakiler de hem kendileri dönmeli hem de dönüşü sağlayacak maddi-manevi örgütlenmeler içine de girmeliler. Hem metropoldekiler hem de yurtdışındakiler köye dönüş konusunda özgün projeler yapabilirler, bazı örnek şeyler geliştirebilirsek bu bütün Kürdistan'a da yayılabilir.”

 

O KAHRAMANLARINI RUHUNU YAŞATMAK LAZIM

 

Bese Hozat, Dersim adının geri alınması konusunda ne diyorsunuz?

 

Belediye alındıktan sonra 38 katillerinin hepsinin isminin kaldırılması, yerine direniş kahramanlarının isminin geçmesi, bunun görünür olması, meşrulaşması önemli bir gelişmeydi. Fakat bununla yetinmemek lazım, o kahramanların ruhunu da yaşatmak lazım. Ama köye dönüş sağlanmadan, oradaki yaratmak istediklerimizle yarım kalmış oluruz. Bizim amacımız sadece şehir merkezinde bir şeyleri geliştirmek değil, biraz toprağa yakın olmak lazım, ne kadar toprağa yakın olursak; o kadar özgürlüğe yakınız demektir. Hayat orada var, özgürlük orada var.

 

EN ÖNEMLİ SORUN KÜLTÜREL SOYKIRIMDIR

 

Dersim'in ağır problemleri var. Göç bunun başında geliyor, keza 38'in yarattığı yıkım. O yüzden sıralarsak neler söyleyeceksiniz. Mesele sadece belediye meselesi değil elbette. Barajlar meselesi var keza.

 

Dersim'de en temel sorunlardan biri, yürütülen kültürel soykırımdır. Bunun temel çözümü de, gerçekten dile-eğitime önem vermektir, bunu örgütlemekten geçiyor. Ölmeye doğru giden bir dil var. Geliştirilmeye çalışılıyor, ama mevcut Kürtçe lehçeler içinde çok geri kalan bir lehçe. Bu anlamda Dersim'de her evi okula dönüştürmek lazım. Yazım olarak, konuşma olarak, bunu yaygınlaştırmak lazım. Mevcut durumda en orijinal konuşan, yaşlı kuşaktır. Fakat yeni kuşakta bunun arayışı var, bu isteği teşvik etmek gerek, bu da kurumlaşmakla olur.

 

KAYIPLARIN MEZARLARINI BULMAK BOYNUMUZUN BORCUDUR

 

Dersim soykırımı ve geçmişle yüzleşmek için ise şunları söylüyor Bese Hozat: “Dersim 38 soykırımına ilişkin çok ciddi çalışmaya ihtiyaç var. Var olan çalışmalar olumludur ama bütün toplu mezarları açığa çıkartmak gerekiyor. Seyid Rıza'nın, Zarife’nin, Alişer'in, Bese'nin, Nuri Dersimi'nin, Dersim direnişiyle sembolleşen, Dersim direniş tarihini kendi kişilikleriyle ölümsüzleştiren kişiliklerle yeniden bir hafıza yaratmak şart. Bu anlamda Seyid Rıza'nın cenazesinin bulunması, Dersim kayıplarının hepsinin cenazelerinin bulunup Dersim’e getirilmesi boynumuzun borcudur. Herkes bunun mücadelesini vermelidir.”

 

38 ŞEHİTLİĞİ KURULMALIDIR

 

Dersim’de, ilçelerinde, köylerde soykırım şehitlikleri yapılmalıdır. Toplu mezarların olduğu yerde bu yapılabilir. Seyit Rıza'nın cenazesi verilmiyor, ama onunla birlikte idam edilenler var; hapiste ölenler var. Bunların mezarları bulunup Dersim’e getirilmelidir.

 

DEVLET, DERSİM’DEN SÖKÜLÜP ATILMALI

 

Dersim coğrafyası, kültürü, tarihi sular altında bırakılıyor. Buna karşı bir tepki var, bir mücadele var fakat mevcut politikayı değiştirecek güçte değil. Bu direnişi büyütmeliyiz. Bütün Dersim ayakta olmalıdır, her türlü mücadele yöntemini denemek meşru hakkıdır. Baraj olmuş seti bitirmişler sonra tepkiler oluşuyor, aslında başlangıcında buna izin vermemek lazım. Ziyaret yerleri, halkın en kutsal yerleri sular altında bırakılıyor, her yerde karakol yapılıyor, Dersim adeta karakol-kışla haline getirilmiş. Bu son süreçte ciddi bir direniş ortaya çıktı, çok onurlu bir direnişti, takdir ediyorum. Dersim'de kesinlikle karakola izin vermemek, olan karakolları da ortadan kaldırmak lazım. Bu anlamda düşmanın Dersim'de karakol, barajlar, kontrol noktalarıyla hakim olmasına, Dersim'i işgal altında tutmasına, sömürgeci politikaların bu kadar Dersim'de yürütülmesine halkın izin vermemesi lazım. Demokratik özerklik diyorsak, o zaman o devletin oradan sökülüp atılması lazım. Devlet, Dersim’den sürülmelidir.

 

KÖYLERE GERİ DÖNÜLMELİDİR

 

Göç meselesinde şunları söylüyor Bese Hozat: “Göç çok yoğun yaşandı. Dersim nüfusunun 2-3 katı Türkiye metropollerine ve Avrupa'nın dört bir yanına dağılmıştır. Son yıllarda mücadeleyle Dersim'e dönüş yani öze dönüş konusunda gelişme yaşandı. Dersim festivalinde bakıyoruz, dünyanın dört bir yanından Dersim'e geliniyor. Fakat tatillerde gidip gelerek Dersim’e sahip çıkılmaz.

 

Dersim'in köyleri cennet gibidir, orada ekonomik-komünal-demokratik köyler yeniden oluşturulabilir. O köylerin hepsini tekrardan dolduralım. Düşmanı söküp atalım Dersim'den, kendi coğrafyamıza yerleşelim. Dersim'i köyleriyle, mezralarıyla, bağlarıyla, bahçeleriyle, ovalarıyla dolduralım. Dersim'i bir insan cenneti yapalım. Şu anda kuş sesleri, hayvan sesleri dışında o kırsalda ses yoktur. Oysa orada çocuk sesleri olmalı, orada kadınların-erkekleri bağırış sesleri olmalı, orada yaşam olmalı. Dersim, seyirlik bir coğrafya olmamalıdır.  Bu konuda Dersim'den göçen halkımıza çok iş düşüyor. Gelip yerleşsinler ve arkalarında bir insan seli oluştursunlar.”

 

HER EVDE ÇOCUKLARA ANA DİL EĞİTİMİ VERİLMELİDİR

 

Sayın Hozat, anadil konusunda bir kampanya örgütlenebilir mi?

 

 

Çok rahatlıkla yapılabilir. Kampanyadan ziyade bir hamle olarak geliştirilebilir. Mesela her yerde, her evde ya da birkaç merkezi yerde çocuklara anadilde eğitim verilebilir. Her yerde Kırmancki konuşulması çağrısı yapılabilir. Ben de geliştireceğim.