GÜNCEL
Giriş Tarihi : 01-01-1970 02:00

MAZLUMDER, Said Nursi'nin kaybolan naaşının bulunmasını istedi

Mazlum-Der Şanlıurfa Şube Başkanlığı ve Gaziantep Şube Başkanlığı üyeleri, Bediüzzaman Said Nursi'nin mezarının açıldığı ve naşının kaybolduğu iddialarına dair kampanya başlatarak, basın açıklaması yaptıı

MAZLUMDER, Said Nursi'nin kaybolan naaşının bulunmasını istedi

Balıklıgöl Yerleşkesi'nde bulunan Bediüzzaman Said Nursi'nin kabrinin yanında düzenlenen basın açıklamasına Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Cüneyit Sarıyaşar, Mazlum-Der Şanlıurfa Şube Meral Dervişoğlu, Gaziantep Şube Başkanı Abdulrahim Çelik ve çok sayıda dernek üyeleri katıldı.

 

Grup adına basın açıklamasını okuyan Mazlumder Genel Başkan Yardımcısı Cüneyit Sarıyaşar, "Said Nursi 1876 yılında Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde dünyaya gelmiştir.

84 yıllık çileli hayatı boyunca İslam toplumu ve insanlık için her şeyini feda eden bir İslam alimini, bir özgürlük ve adalet mücadelesi önderi bugün burada rahmetle anıyoruz. Said Nursi'nin hayatı, ilim öğrenme, kendi kavmini ve tüm Müslümanları cehalet, fakirlik ve ihtilaf düşmanlarından, İslami bilgi, sanat, ziraat, ticaret ve birlik anlayışı ile kurtarma çabası içinde geçmiştir. Kendisini bu şekilde toplumuna ve insanlığa adamış olan Said Nursi Kürdi, vefatından 3 gün önce Isparta'dan talebeleri gizlice Urfa'ya gelmiştir.

 

Hükümet temsilcilerinin 'Bir an önce ayrıl' uyarılarına rağmen, 'Ben buraya dönmeye değil, kalmaya geldim' demiştir.

 

Said Nursi 23 Mart 1960 yılında kaldığı İpek Palas Otel'deki odasında vefat etmiştir. Hayatında dirisi ile uğraşan zorba zihniyetin, ölünce de cesedine tahammül edemeyişi vahşice cesedini yok etme çabası ortaya çıkmıştır.

 

1960 darbesinden hemen sonra, 12 Temmuz 1960'da gece yarısına doğru, yüzlerce askerin etrafını çevirdiği Said Nursi'nin defnedilmiş bulunduğu bu mekanda balyoz sesleri yükselmeye başlamıştır.

İhtilal komitesi, Said Nursi'nin mezarını taşıma kararı almıştır. Uzun çabaların ardından sonra önce mermer kırılır, sonra toprak kazılır ve Said Nursi'nin naşı kabrinden çıkarılır.

Çıkarılan tabut bir uçağa konularak götürülür. Bundan sonra ne olduğu konusu belli değildir. Dirisine tahammül edemeyen zalim bir zihniyet, ölüsüne bile tahammül edememiş ve onun şahsında sevenleri, dindaşları aşağılanmış ve sindirilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak muhalif bir lider öldürülmüş ve cesedi kaybedilmiştir.

 

Akrabaları ve sevenlerinden Fatiha okuyacağı bir mezar bile esirgenmiştir. Halbu ki en şiddetli muhalif bile olsa, öldüğünde artık geriye sadece hürmete layık bir insan cesedi kalmaktadır.

 

Cesedine bile tahammül edemeyip yok etmeye çalışmak, insanı anlamda barbarlıktır, zulümdür. Said Nursi'nin halkın nezdindeki itibarı devletçe tanınmalı ve mezarı açıklanmalıdır" dedi. Yapılan basın açıklamasının ardından toplanan grup sesizce dağıldı.