KADIN
Giriş Tarihi : 15-10-2014 02:10   Güncelleme : 15-10-2014 02:10

'Yüzümüzü YPJ'ye dönersek sonuç çıkarabiliriz'

Diyarbakır'da IŞİD saldırılarına karşı kamuoyu oluşturmak isterken gözaltına alınan kadınlar, götürüldükleri TEM'de kendilerini JİTEM olarak tanıtan şahıslar tarafından ajanlık teklifine maruz kaldıklarını anlattı. Kobanê'de yaşananlara karşı özellikle Türkiye'deki kadın kurumlarının sessizliğinin düşündürücü olduğunu ifade eden kadınlar, "Bütün feminist, sosyalist, çevreci, anarşist kadınlar olarak bir araya gelip, yüzümüzü Kobanê'deki YPJ hareketine dönersek buradan bir sonuç çıkarabiliriz" dedi.

'Yüzümüzü YPJ'ye dönersek sonuç çıkarabiliriz'

Kürdistan illeri başta olmak üzere ülke genelinde IŞİD saldırılarına karşı alanlara dökülen halka yönelik polis ve hizbulkontralar tarafından gerçekleştirilen saldırıların yankıları kamuoyunda devam ediyor. Saldırılar sırasında yaralanan yüzlerce yurttaşın anlatımları tüyler ürpertici ayrıntıları gözler önüne sererken, çetelerin saldırılarına dikkat çekmek amacıyla 12 Ekim günü Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde bulunan TRT binasına girmek isterken gözaltına alınan 25 kadının gözaltında maruz kaldığı uygulamalar ise 1990'lı yıllardaki uygulamaları hatırlattı. Eylem sırasında kadınlara silah çekip havaya ateş açan bina görevlisi hakkında herhangi bir işlem yapılmazken, gözaltına alınan kadınlar ise hem gözaltı sırasında hem de TEM'de hakaret ve kötü uygulamaya maruz kaldı. Gözaltı sırasında yemek verilmeyen kadınlar lavabo suyu içmek zorunda bırakıldı. Eylem sırasında gözaltına alınan annelerin başındaki tülbentler zorla çıkarılırken, hayati tehlike arz eden hastalığı bulunan ve fenalaşan anneler, gözaltındaki diğer kadınların baskısı sonucu hastaneye götürüldü. "Sohbet" adı altında ifadeye götürülen kadınların JİTEM olduklarını belirten şahıslar tarafından ifade vermeye zorlandığı kaydedilerek, susma hakkını kullanan ve ifade vermeyen kadınların sözlü şiddette maruz kalarak, bazı kadınlara ajanlık teklif edildiği aktarıldı. 

 

Gözaltında maruz kaldıkları uygulama ile Kobanê eylemlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıları değerlendiren Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Gülay Tekin Kuzu, karşı karşıya oldukları insanlık dramına karşı kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığını belirterek, ancak hükümet ve yetkililer tarafından yapılan kışkırtıcı açıklamaların alanlardaki şiddeti körüklediğini aktardı. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarla 1990'lı yılların tekrar horlatılmaya çalışıldığını dile getiren Kuzu, demokratik eylemlerle yaşatılmaya çalışılan insanlık dramına karşı ortak bir mücadele ağı örmeye çalıştıklarını kaydetti. 

 

'Yaşananlara karşı kadın kurumlarının sessizliği düşündürücü'

 

"Daha  önce Êzidilere yapılmış olan ve Güney Kürdistan'da IŞİD çetelerinin yaptığı katliamların sonuçları ortadayken, bugün Kobanê'de yaşananlara karşı diğer kesimlerden doğru yaşanılan sessizlik düşündürücüdür" diyen Kuzu, katliamlara karşı insani yardım koridorun açılmasının Kürt halkının alanlardaki öfkesini bir nebzede olsa dindireceğini söyledi. Yarın Kobanê'de yaşanılacak bir katliamın Türkiye'yi oldukça zorlayacağını dile getiren Kuzu, yine halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar ile yetkililerin şiddet içerikli açıklamalarına karşı Türkiye'deki kadın kurumlarının sessizliğinin ise ayrı bir düşündürücü durum olduğunu kaydetti. Kobanê'deki Kürt kadınların direnişinin dünya kamuoyunda geniş yer bulduğunu söyleyen Kuzu, ancak bu direnişin  feminist kadınlar ile kadın kurumları tarafından sahiplenilmediğini belirtti. Kuzu, şunları aktardı: "Bugün Kobanê'deki kadınların verdiği mücadele tüm kadınlar için bir direniştir. Tüm kadın örgütlerinin bu konuda duyarlı olması birlikte ortak bir tepki göstermesi gerekiyor. Bu süreçte herkesin Kobanê'de yaşananlara ses vermesi lazım. İnsanlık koridorunun açılması için çaba yürütülmesi gerekiyor." 

 

 

'İfadelerimizi almak isteyenler TEM'den değil JİTEM olduklarını söyledi'

 

Gözaltına alınan kadınlardan biri olan Diyarbakır Kadın Akademisi Derneği Yöneticisi Figen Aras ise, Kobanê'de insanlığın direndiğini dile getirerek, bu açıdan acilen bir insani yardım koridorunun açılması ve silah yardımının yapılması gerektiğini kaydetti. IŞİD gibi "cani" bir örgütün tüm insanlık önünde mahkum edilmesini istediklerini dile getiren Aras, bu amaçla TRT binasına giderek canlı yayın programına katılıp seslerini tüm dünyaya duyurmak istediklerini söyledi. AKP hükümetinin Kürt ve kadın düşmanlığını bir kez daha gördüklerini ifade eden Aras, gözaltı sırasında annelerin tülbentlerinin zorla başlarından çıkarılarak el konulmasının ne din nede insanlık adına tarif edilemez olduğunu aktardı. Böyle bir uygulamaya hukukta da yer olmadığını kaydeden Aras, emniyette "sohbet" adı altında ifadesini almak isteyenlerin TEM'den gelmediklerini ve kendilerini JİTEM olarak tanıttığını belirtti. 

 

'Yüzümüzü YPJ'ye dönersek bir sonuç çıkarabiliriz'

 

"Eğer devlet doksanlardaki uygulamalarına devam ederse bu Kürt Türk düşmanlığına dönüşür" diyen Aras, "Rojava'daki direnişi kadın direnişi olarak görüyoruz. O yüzden tüm kadın çevrelerinin hem dünyadaki kadın hareketleri hem de Türkiye'deki kadın hareketlerinin bu direnişi böyle anlamaları lazım. Oradaki kadınların direnişi kadın adına gerçekleştirilen bir zaferdir. Kobanê bize şu gerçeği gösterdi kadınların öncülüğü olmadan inancı olmadan asla ve asla zafer gerçekleşmeyecektir. Bütün feminist, sosyalist, çevreci, anarşist kadınlar olarak bir araya gelirsek güçlü bir ses çıkarırsak kadın hareketi, inancı, direnci bir araya gelirse önümüzde hiçbir güç duramaz. Yüzümüzü Kobanê'deki YPJ hareketine  dönersek buradan bir sonuç çıkarabiliriz" dedi. 

 

'Ciddi sağlık sorunları annelere kötü muamele yapıldı'

 

Gözaltına alınan kadınlardan SES Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Selma Atabey de, insani yardım koridorunun açılması için arkadaşları ile böyle bir eylem kararı aldıklarını belirterek,amaçlarının bölgede yaşananları duyurmak ve bir kadın duyarlılığı oluşturmak olduğunu söyledi. Binanın kapısına vardıklarında daha dertlerini anlatmaya fırsat kalmadan kendilerine müdahale eden güvenlik görevlilerinden birinin kendilerini tartaklayarak silahını çekmesi ile bir arbedenin yaşandığını ifade eden Atabey, olay yerine çağrılan polislere dertlerini anlatmaya çalıştıklarını ancak karga tulumba gözaltına alındıklarını ve kendilerine silah çeken güvenlik görevlisinden şikayetçi olup gözaltına alınmasını istedikleri halde onun gözaltına alınmadığın kaydetti. Gözaltı sırasında polislerin hakaretlerine maruz kaldıklarını vurgulayan Atabey, birlikte TEM'e götürüldükleri annelerden ciddi sağlık sorunları olanların olduğunu aktardı. Annelerden birinin yakın zamanda karaciğer nakli olduğu, bir annenin de açık kalp ameliyatı olduğunu söyleyen Atabey, bunun yanı sıra tansiyon, şeker hastası olan annelerin olduğunu ve bu annelerin fenalaşmasına rağmen yapılan tartışmalar sonucu bir kaçının hastaneye götürüldüğünü belirtti.  

 

'Tuvaletteki bulanık kokan suyu içtik'

 

Gözaltında kötü muameleye maruz kaldıklarını kaydeden Atabey, "Su istediğimizde bize tuvaletteki suyu gösterip bunu içebileceğimizi söylediler. Tuvaletteki bulanık ve kokan suyu içmek zorunda kaldık. Başörtüleri alınan anneler başörtüsüz gezemediklerinden dolayı oldukça etkilendiler. Susma hakkımızı kullanmak istediğimiz halde, bizi tek tek sohbet adı altında sorgulamak istediler. Bu esnada da yaşanan bütün gelişmelerin sorumluları bizmişiz gibi muamele gördük" dedi. Kendilerine silah çeken güvenlik görevlisi hakkında herhangi bir işlem gerçekleştirilmeyeceğini bildiklerini ancak yinede ileri ki günlerde suç duyurusunda bulunacaklarını kaydeden Atabey, Kobanê'de yaşananları özellikle kadınların doğru algılaması gerektiğinin altını çizdi. 

 

Eylem yerindeki kadın ve özellikle barış annelerine şiddet uygulanarak darp edilmesinin ortamdaki gerginliği artırdığını belirten Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi Kadın Sekreteri Müese Gülcemal, "Bu katliama sessiz kalınmamasını istiyoruz. Taleplerin yerine getirilmesini ve insani yardım koridorunun açılmasını istiyoruz" dedi. 

 

(zf-pu/mö)