KADIN
Giriş Tarihi : 21-10-2014 05:43   Güncelleme : 21-10-2014 05:43

'Katil' Ertürk'ten 'götürmedim, öldürmedim' iddiası

Diyarbakır'da 1993 yılında Kulp ilçesinde 11 sivilin öldürülmesiyle ilgili hakkında dava açılan eski Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk, delil ve tanıklara rağmen, kimseye hiç bir şekilde öldürme emri vermediğini, köylülerin kırsala götürülmediğini, dönemin OHAL Valiliğine bağlı Jandarma Asayiş Komutanlığı'nın kendilerine verdiği emir ve harita doğrultusunda operasyon yaptıklarını iddia etti.

'Katil' Ertürk'ten 'götürmedim, öldürmedim' iddiası

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 11 sivil yurttaşın katledilmesi ile ilgili, katledilen yurttaşların yakınları dönemin ilgili valiliklerine başvurmuş ancak sonuç alamamıştı. Bunun üzerine yurttaşların yakınları olayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. AİHM ise, 31 Mayıs 2001 yılında davayı sonlandırarak Türkiye'yi 11 kayıp kişinin ölümünden sorumlu olduğu ve etkili bir soruşturma yürütmediği için Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkum etti. Dava daha sonra Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam edildi. Sanık Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk'ün  "güvenlik " gerekçesi ile davanın başka bir ilde görülmesi talebi üzerine ise dava Ankara'ya taşındı. Davanın 3. duruşması bugün Ankara 7. Ağrı Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada sanık Ertürk ile sanık müdafii avukatları ve müştekilerin avukatları hazır bulunurken, bazı STK temsilcileri de katıldı.  

 

Duruşmada, iddianame okunmadan müşteki avukatların savunma ve talepleri istendi. Bunun üzerine müşteki avukatları sanık Ertürk'e soru yönelteceklerini ve soruların tek tek yanıtlanmasını istediklerini belirtti. Avukatlar sanığın yanıtlaması istemi ile şu soruları yöneltti; "11 yurttaşın öldürülmesi ile ilgili olarak kimseye talimat verdiniz mi, bu emri siz vermediyseniz, emrinizdeki başka bir kimse vermiş olabilir mi, olaylarda adı geçen Ramazan Yarbay isimli emrinizde bulunan bir şahıs var mıydı, bu şahısın olaylarla ilgisi nedir. Ayrıca sanık olaylarla ilgisinin olmadığını belirtiyor o halde olayla ilgili neden sadece kendisinin adı geçiyor, söz konusu köydeki insanlarla bir husumeti mi vardı. O dönem olay tarihinde bir grup köylüyü önüne alarak operasyon bölgesine götürdüğünüz doğru mudur."

 

Sanık avukatları, soruların daha önce de sorulduğunu, soruların tekrar sorulmasının soru sorma hakkının kötüye kullanım olduğunu iddia ederek, müvekkillerinin taciz edildiğini ileri sürdü. 

 

Ancak mahkeme heyeti, sanıktan soruları yanıtlamasını istedi. Bunun üzerine Ertürk, kimseye hiç bir şekilde öldürme emri vermediğini, emri altında olan kimsenin de böyle bir emir vermediği, köylülerin kırsala götürüldüğü iddialarının da doğru olmadığını, dönemin OHAL Valiliğine bağlı Jandarma Asayiş Komutanlığı'nın kendilerine verdiği emir ve harita doğrultusunda operasyon yaptıklarını iddia etti. Olayda sadece kendi isminin geçtiği yönündeki soruya ise Ertürk, "O dönem operasyonlar yapıyorduk. Sivil halkta kim bu komutan diye sorunca sürekli benim adım veriliyordu. O nedenle her yerde benim adım geçti" şeklinde savunma yaptı. Ertürk, atılı suçların hiç birini kabul etmedi. Ayrıca sorularda ismi geçen Ramazan Yarbay diye bir şahsın da bölgede komutanlık yaptığı dönemde emrinde bulunmadığını iddia etti. 

 

Sanık avukatları ise mahkeme heyetinden 8 Mayıs 1998 günü AİHM'in Türkiye'ye gönderdiği dosyanın Kulp olayları ile ilgili müdafilerinin görüşlerinin yer verildiği dosyanın Dış İşleri Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı'ndan istenmesini, 1998 yılındaki sanık beyanlarının dosyaya eklenmesini talep etti. 

 

Müşteki avukatları da, 11 sivil yurttaşın katledilmesi ile ilgili olarak ayrı ayrı delillerin toplanmasını ve AİHM'nin dava hakkında vermiş olduğu kararın dosyaya eklenmesini istedi. Ayrıca katledilen yurttaşlardan Mehmet Salih Akdeniz'in eşi Pembe Akdeniz'in de dinlenmesini istedi. Avukatlar Pembe Akdeniz'in olayın bire bir görgü tanığı olduğunu söyledi. 

 

Müdafii avukatların taleplerini alan mahkeme heyetinin, müştekilerin avukatlarına, "AİHM kararını nerden bulup getireceğiz" diye sorması ise dikkat çekti. Mahkeme heyeti, taleplerin yerine getirilmesi gerekçesi ile duruşmayı 11 Ocak 2015 tarihine erteledi. 

 

Duruşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Serap Işık, mahkemenin her zaman olduğu gibi yapması gereken prosedürleri yerine getirmediğini belirterek, sürekli müşteki avukatları usule uymamakla suçladığını ifade etti. Işık,"Usule uymayan mahkemedir. Mahkemeden AİHM kararının dosyaya konulmasını istiyoruz. Dosyaya dahil edilmesini istiyoruz. Verdikleri cevap ise 'nerden bulup getireceğiz' bu komik bir durumdur. AİHM bir karar verdi ve kararın uygulanmasını istiyor" diye konuştu. 

 

(zk/avt)