KADIN
Giriş Tarihi : 05-12-2014 02:41   Güncelleme : 05-12-2014 02:41

Direnişin güzelleştirdiği bir çocuk

Dikmen Vadisi'nin "Kentsel dönüşüm projesi"ne karşı "Barınma Hakkı" direnişi önümüzdeki Şubat ayında 9 yaşına giriyor. Vadi halkı, yıllardır verilen mücadelenin doğal bir sonucu olarak yaşamlarını dayanışma içerisinde sürdürüyor. Direnişle tüm evleri birbirine sıkıca bağlayan ve ortak bir yaşam örülen Dikmen Vadisi'nde herkesin bir hikayesi var. Bu hikayelerden en özel ve ender olanı ise direniş günlerinde doğan, direnişle büyüyen ve kendi içinde bir deriniş büyüten Hazal Ergezer'in hikayesi.

Direnişin güzelleştirdiği bir çocuk

Vadinin Kızı" olarak bilinen Hazal Ergezer, Dikmen Vadisi'ne polisin ilk saldırdığı 2005 yılının Nisan ayında dünyaya geldi. Vadi direnişiyle yaşıt olan Hazal, hala yaşamakta olduğu gecekondu evinin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılmaması için ilk eylemine yine 2005 yılının Şubat ayında anne karnında katıldı. 

 

İnsanın en kutsal hakkını "Yaşama Hakkı" olarak tanımlayan Hazal, "Barınamayan insan nasıl yaşar?" diye, akılları zorlamayacak ama vicdanları sorgulatacak sorular soruyor. 

 

Eylem tutkunu bir 'çocuk!'

 

Hazal, katıldığı ilk eylemleri hatırlamanın kendisini çok mutlu ettiğini ve bazı günler sadece "daha da çocuk" olduğu günlerde gittiği eylemleri hatırlamak için düşünmekle zaman geçirdiğini söylüyor. Vadi halkının ortaklaşa aldığı bebek arabasıyla eylemden eyleme "koşan" Hazal, ilk eylemine 5 yaşında katıldığını ve evleri için bağırdığını hatırlıyor. 

 

Eyleme için ağlayan çocuk

 

Vadi direnişinin simgesi haline gelen Hazal, sadece Dikmen Vadisi'yle ilgili değil, farklı bir çok eyleme de duyarlılık gösteriyor. Hazal, en son 8 Mart Kadınlar Günü için Kızılay'da yapılan eyleme gidebilmek için saatlerce evde ağlamış. Okula gittiği için de eylemlerin hafta içi olmasını istemeyen Hazal'ın, "Eylem günleri okula gitmek istemiyorum, eyleme gitmek istiyorum ama okulun var diyorlar" sözlerinden eylem tutkusu da kolayca anlaşılıyor. 

 

Hazal'ı bir kış günü daha karnındayken ilk eylemine götüren annesi Ragibe Ergezer de, Hazal'ın eylem sevdasını, "Eylemlerin olduğu gün Hazal'ı evde tutamıyorsun. Hele hafta sonu olup ta okulu tatilse..." diye ifade ediyor. 

 

'Ses çıkartmak suç mu?'

 

Eylem sırasında en anlam veremediği olayın ise polislerin eylemlerine saldırması olduğunu anlatıyor Hazal ve ekliyor: "TOMA'dan su sıkmaları bana garip geliyor. Biz hakkımızı istiyoruz, polisler saldırıyor, bizimde direnmekten başka çaremiz kalmıyor. Ses çıkartmak suç mu? Onlar hep Tayyip'in, Gökçek'in emrinde..! "

 

Hazal için direnişin anlamı...

 

Yaşadığımız bu sistemde yaşamak ile direnmek arasındaki apaçık ortada olan ama milyonlarca insanın görmek istemediği, görmezden gelerek yaşadığı bağlantının, anlamın bilincinde Hazal. Vadide verilen direnişin Hazal'ı yaşıtlarından farklılaştırdığı her halinden belli olurken, kendisi de bunun farkında. 

 

Yaşıtlarıyla yaşadığı en temel çelişkiyi şu sözcüklerle anlatıyor Hazal: "Onlar doğaya çocuk gibi bakıyor. Ben doğaya direnmek olarak bakıyorum. Direnmeseydik biz şu an bu çatının altında olamazdık."

 

'Büyüklerine' öfkeli

 

Hazal, bazı şeyleri anlamaya çalıştığından bahsediyor. Anlamaya çalıştıklarının ne olduğu sorulduğunda da, muzip bir gülüş ile "Bence büyüklerin anlamadığı bazı şeyler var" diyor ve ekliyor; "İnsanlar barınma hakkını direnerek alıyorlar. Vadideki bazı insanlar yanlış düşünüyorlar. 'Bana 30-40 bin verirlerse giderim' diyor. Ama sen buradan gidersen bize ev vermeyecekler. Ama inanç duymuyorlar, inanç duysalar biz evlerimizi almıştık zaten."  

 

'Tarık Dede'ye soruyorum'

 

Hazal'ın Vadideki idolü ise Tarık Çalışkan. Çalışkan, Dikmen Vadisi Barınmak Hakkı Bürosu çalışanlarından. Hazal, ona "Tarık dede" diye sesleniyor. Hazal, bazı günler Vadide yaşananlardan bunaldığında, "Müteahhitler gelirse biz ne yapacağız. Ya bize çık derlerse ne yapacağız" sorularıyla "Tarık dede"sine gittiğini anlatırken, sesinde oluşan "hafif" panikle de, "Tarık dede olmasaydı biz ne yapacaktık…" diye, kendine soruyor. 

 

Vadideki gelişmelerden dolayı yine "büyüklerinin" bazı olayların içinden çıkamadığı söyleyen Hazal, Vadide kimsenin "kendi kafasına göre takılmamasını" sözleriyle de büyükleniyor. Hazal'ın "Yanlış açıdan görüyorlar. Şöyle ki; evlerimizi yıkılırsa biz ne yapacağız? Toplantılara gelin, toplantılarda Tarık dede her şeyi söylüyor. Kafalarına göre davranıyorlar. Sonra başlarına bir şey gelecek, ondan sonra al başına belayı!" sözleriyle öneride bulunuyor. 

 

Büyüdüğüm zaman…

 

Bizden erken davranan  anne Ergezer en kilit soruyu soruyor: "Şimdi bu olaylar biterse acaba Hazal'da ne olur biter onu merak ediyorum. Yoksa aynı şey devam eder mi, büyüdüğü zaman?"

 

Hazal'ın cevabı ise hazır: "Hiçbir şey bitmez. Mesela, burada hala direnenler olur. Mesela buraları yıkıp AVM'ler falan yapmak isterler. Bir direniş olsa yine içinde olurum yani. Niye olmayayım. Mesela Mamaklıların evleri olmadı. Ben orada evim de otururken onlar neden tek başına dirensin ki. Onlar bizle direnirken biz onlarla neden direnmeyelim ki. Yani içimdeki his değişmez benim."

 

Hazal, kendi gelecek kurguları, tanık olduğu kadınların toplantıları ve 8 Mart, 25 Kasım gibi kadına özgü eylemlerin güzel etkileriyle, mücadele edeceğine dair sözünü de "Kadın sözü veriyorum" diyerek bitiriyor sözlerini.