Siverek
Giriş Tarihi : 30-04-2015 10:38   Güncelleme : 30-04-2015 10:38

İmralı Heyeti'nin 'illegal' işleri

İmralı Heyeti'nin "Çözüm Süreci"ne dair Ankara'da düzenledikleri toplantıda yaptıkları çok önemli açıklamanın dikkat çeken bölümlerinden biri de Hükümetin "İllegal yöntemlere başvuruyorlar" şeklindeki açıklamalarına verdikleri yanıt oldu. "Şimdiye kadar 3 kez yasada tanımlanmayan işler yaptık" diyen heyet üyesi Sırrı Süreyya Önder'in, bunları da "Esir alınan askerlerin kurtarılması", "Lice'de alıkonulan iki uzman çavuşun kurtarılması" ve "Süleyman Şah operasyonu" olarak sıralaması, her üç konu hakkında yaşandığı dönemde siyaset, ordu ve medya tarafından üretilen spekülasyonları akla getirdi.

İmralı Heyeti'nin 'illegal' işleri

HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in, içinde yer aldığı İmralı Heyeti'nin diğer üyeleri olan HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan ile birlikte "Çözüm Süreci"ne dair yaptığı açıklamanın merkezinde, Hükümetin yaklaşımı nedeniyle "Sürecin sonuna gelindiği" sözleri yer aldı. Bu yaklaşım nedeniyle sürecin artık eskisi gibi sürdürülemeyeceği ve PKK Lideri Öcalan'ın "müzakereci" rolü tanımlanmadan herhangi bir görüşme gerçekleştirmeyeceklerini açıklayan Heyet, bu haliyle de süreci toparlama sorumluluğunu üstelenmesi gerektiği vurgusuyla da hükümeti işaret etti. 

 

Yapılan açıklamanın çok önemli başlıklarından biri de Hükümet üyelerinin kendilerine yönelik sarf ettiği "İllegal yöntemlere başvuruyorlar" söylemlerine verilen yanıt oldu. 

 

Hükümeti kullanılan bu söylem nedeniyle hedef alan Sırrı Süreyya Önder, yaşandığı dönemlerde üzerinde oldukça spekülasyon üretilse de heyet olarak ilk defa açıklamada bulundukları 3 konu olan "Esir alınan askerlerin kurtarılması", "Lice'de alıkonulan iki uzman çavuşun kurtarılması" ve "Süleyman Şah operasyonu" sırasında aldıkları sorumluğu anlattı. 

 

"Şimdiye kadar 3 kez yasada tanımlanmayan işler yaptıklarını" söyleyen Önder, bunları da "Birincisi esir alınan askerleri aldık. Bu bizim işimiz değildi daha MGK'de görüşülmeden biz inisiyatif aldık, bu askerleri sağ salim alıp bir milletvekilinin yapmaması gereken bir çok çabayla, diplomatik görüşmelerle o asker ve kamu görevlilerini sağ salim evlerine getirdik. 

İkincisi, Lice'de esir alınan iki uzman çavuş için hükümetin bizden ricasıyla bizim boynumuzun borcu olmayan bir işi, bir hafta sonra evlenecek gençleri 3 gün Lice dağlarında gezerek aldık. Biz orada gezerken asker operasyon yapıyordu. Yavuklularına, eşlerine, ailelerine kavuşmalarını sağladık. 3'üncüsü Süleyman Şah operasyonudur. O operasyonun tam bir gönül birliği ile gerçekleşmesi için ne yaptığımızı en iyi hükümet ve Genelkurmay bilir. Bu da yasada tanımlanan işlerden değildi. Bunlar ilegal faaliyetlerdi ve biz bunları yaptık. Orada kalan malzemelerin ve insanların nasıl Türkiye geldiğini açıklarsa Genelkurmay, hakşinaslık yapar. Bunlara karşı bizim illegal işler yaptığımız suçlaması olmamalıydı" olarak sıralayıp, eleştiride bulundu. 

 

Esir alınan askerler konusu

 

Esir askerler konusu HPG'lilerce çeşitli tarihlerde alıkonulan Kaymakam adayı Kenan Erenoğlu, Astsubay Abdullah Söpçeler, Polis memuru Nadir Özgen, Uzman çavuşlar Kemal Ekinci ve Zihni Koç ile Hadi Gizli, Ramazan Başaran ve Reşat Çeçen isimli erlere dair. Kürt sorununa izlenilen çözümsüzlük politikaları nedeniyle rehin alınan bu 8 esir, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 23 Şubat 2013'de, BDP heyetiyle yaptığı görüşmede "devlet ve PKK'nin elinde tutsakların bulunduğunu" söylemesinin ardından KCK yönetiminin çözüm için iyi niyet adımı olarak serbest bırakıldı.

 

Esir askerler o dönem BDP milletvekilleri Hüsamettin Zenderlioğlu ve Adil Kurt, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal ile MAZLUMDER Amed Şube Başkanı Selahattin Çoban ve KDP'li kimi yetkililerden oluşan bir heyete, Kandil'e düzenlenen basın toplantısı sonrası teslim edildi. 

 

İmralı Heyeti üyeleri, askerlerin serbest bırakılması sürecinde o dönemde kamuoyuna yansımasa da belirttikleri gibi herhangi bir yasal koruma tedbiri olmadan yoğun diplomasi yürüterek, askerlerin serbest bırakılmasında rol aldıklarını ortaya koymuş oldu.

 

Siyasilerden gelen açıklamalar neydi!

 

İmralı Heyeti'nin açıkladığı bu çaba sonucunda esir askerlerin gelen heyetle protokol imzalanarak serbest bırakılması hakkında siyasilerden de önemli açıklamalar gelmişti. O dönem Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, "Uzun süre memleketten uzakta olan ve haber alamadığımız vatandaşlarımızın sağ salim dönmesi sevindirici" açıklamasında bulunurken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da; "Süreç bizim bildiğimiz, bize verilen bilgiler ışığında normal bir şekilde yürüyor. Kamu görevlilerinin Türkiye'ye, ailelerine kavuşacak olmasından sevinç duyuyorum. Ailelerine şimdiden 'Geçmiş olsun, gözleriniz aydın' demek istiyoruz" açıklamasında bulunmuştu. Benzer şekilde dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın ise "Bu karşılıklı bir pazarlığın sonucu falan değil, kesin olarak onu ifade etmek istiyorum. Ama bunu biz sürecin yürümesi açısından olumlu bir jest, olumlu bir tutum olarak değerlendiriyoruz. O açıdan memnunuz" şeklinde demeci oldu.  

 

Lice'de alıkonulan uzman çavuşlar meselesi

 

İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'in "gayri yasal" olarak sorumlulukları gereği yaptıklarını belirttiği bir diğer olay, Diyarbakır'ın Lice ilçesinin Abalı köyündeki karakol-kalekol yapımını protesto eden yurttaşların 26 Nisan 2014 günü 2 uzman çavuşu alıkoyması hadisesi. 

Tepkilere rağmen "çözüm süreci"nin de ruhuna aykırı bir şekilde inşa edilmekte ısrar edilen karakol-kalekolun yapımının durdurulması için çadır kurup nöbete geçen halka saldırılması üzerine başlayan ilçede başlayan olaylar günler boyunca sürdü. Yaşanan olaylar sırasında halk tarafından alıkonulan iki uzman çavuşun serbest bırakılması için devreye giren yine her üç İmralı Heyeti üyesi oldu. Bulunulan temaslar sonucu uzman çavuşlar, 1 Mayıs günü Önder'in de vurguladığı gibi bölgede askeri operasyon daha devam ederken İmralı Heyeti'ne teslim edildi. 

 

Heyet, teslim aldıkları uzman çavuşları kendi elleriyle Lice ilçe merkezine getirerek Kaymakam Tunahan Efendioğlu ile askeri yetkililere teslim etti.

 

Yaşanan olaya dair dikkat çeken en önemli ayrıntı askerlerin alıkonulmasını yaptığı açıklama ile duyuran Genelkurmay'ın, askerlerin serbest kalmasına dair herhangi bir açıklama yapmaması oldu. 

 

Süleyman Şah Operasyonu

 

İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'in kendilerine dair yöneltilen 'İllegal yöntemlere başvuruyorlar' şeklindeki söyleme dair verdiği yanıtta vurguladığı önemli olaylardan bir diğeri ise üzerinde çokça konuşulan ve yazılıp çizilen Sülayman Şah operasyonu oldu. 

 

Kobanê ile Raqqa kentleri arasında Fırat Nehri kenarında yer alan Süleyman Şah Türbesi ve kampusundaki Türk askerlerinin bulunduğu Saygı Karakolu'na, Kobanê'ye saldıran DAİŞ çetelerinin kuşatması altında olması nedeniyle karakolda normal şartlarda 15 günde bir yapılan ikmal, 6 ay boyunca yapılamaz bir durumdaydı. Türkiye içerisine girdiği bu durum sonucunda Kobanê Kanton yönetimi ile varılan antlaşma sonucu, 21 Şubat 2015 gecesi Süleyman Şah Türbesi'ne operasyon düzenledi. 

 

Kanton yönetimin onayı dahilinde Türk ordusuna bağlı yaklaşık 40 zırhlı araç, Kobanê üzerinden türbeye ulaşmış ve karakolda bulunan 105 asker tahliye edilmişti. Bir askerin kaza sonucu yaşamını yitirdiği operasyonda Sülayman Şah'ın naaşı da bulunduğu yerden alınarak, yine Kobanê topraklarında PYD kontrolünde olan sınır hattındaki Eşme Köyü'ne getirilerek defnedilmişti. 

Öyle ki operasyonun güvenliği için Urfa Valiliği, 19 Şubat ile 23 Şubat tarihleri arasında Kobanê sınır hattını "askeri bölge" ilan etmişti. 

 

PYD ile kurulan temas ve sağlanan işbirliği ile ancak yapılabilen bu operasyon, hemen sonrasında başta hükümet ve onun güdümündeki medya tarafından tek başına yapılmış bir operasyon olarak kamuoyuna lanse edilmeye çalışıldı.  

 

Ancak operasyona ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Türk ordusuna bağlı zırhlı araçlar ve askerlerin katılımıyla dün gece Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik bir operasyon düzenlenmiştir. Bu operasyon YPG komutanlığımızın bilgisi dahilinde ve YPG Kobanê güçlerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir" diyen YPG, şunları kaydetmişti: 

 

"Türk devletinin talebi ve koalisyon güçlerinin isteğini değerlendiren komutanlığımız insani boyutları ön planda olan operasyonda bir sakınca görmemiş ve onay vermiştir. YPG Kobanê Komutanlığımızca belirlenen yetkili arkadaşlarımız ile Türk devlet yetkilileri arasında yürütülen 4 günlük tartışmalar ardından operasyon planlaması somutlaştırılmıştır. Bu çerçevede dün gece saat 21.00'da Türk ordusuna bağlı zırhlı araçlar ve belli sayıda asker Mürşitpınar Sınır Kapısı'ndan Kobanê Kantonu sınırları içine girmiştir. Güçlerimizin denetiminde bulunan alanlar içinde Türk askerlerinin mevzilendirilmesi ve ikmalinde sorumluluk alan güçlerimiz geri çekilme esnasında da bu görevini eksiksiz yerine getirmiştir. Güçlerimizin aktif katıldığı operasyon sağlıklı bir şekilde tamamlanmıştır." 

 

PKK lideri Öcalan'ın 'Eşme Ruhu' vurgusu kulisleri karıştırdı

 

YPG'nin bu açıklamasına rağmen operasyonda işbirliği yapılmadığı yönünde sürdürülen yalanları, 21 Mart günü Diyarbakır'da okunan tarihi Newroz mesajında bu kez PKK lideri Abdullah Öcalan kullandığı Eşme ruhu" ifadesi ile bozmuştu. 

Öcalan'ın mektubunda sarf ettiği "Hem bölgemiz için hem de uluslararası dünya için büyük anlamı olan Kobanê direnişini ve zaferini selamlıyorum. Bu temelde gelişen 'Eşme ruhunu' halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum. Yukarıda belirlemeye çalıştığım tüm bu saptamalar tek cümleyle tarihimizin ve güncelliğimizin toplum olarak yeniden revizyonu, restorasyonu ve yeniden inşası için değerli bir çağrıdır" şeklindeki ifadeler siyasi kulisleri karıştırmıştı. 

 

Genelkurmay'dan 'Eşme Ruhu' açıklaması geldi 

 

PKK liderinin Newroz mesajında dile getirdiği "Eşme Ruhu" açıklamasına atfen Genelkurmay Başkanlığı da 23 Mart günü internet sayfasından bir açıklama yayınlamak zorunda kaldı. Açıklamasında 'TSK ile PYD/PKK'nin işbirliği yaptığı' yönündeki haberlere tepki gösteren TSK, PYD ile yapılan işbirliği şu sözlerle yalanmaya devam etti.

 

Baluken, TSK açıklamasına karşı Meclis'e önerge vermişti! 

 

Genelkurmay'dan gelen bu açıklamaya, PYD ile o dönem kurulan temaslarda rol alındığını bugün açıklayan İmralı Heyeti üyeleri tepkilerini, İdris Baluken'in TBMM'de Türkiye'de asker-siyaset ilişkisi konusunda Meclis Araştırması açılmasını isteyerek göstermişti.

Baluken, bu konuda verdiği Meclis Araştırma Önergesi'nde, Genelkurmay Başkanlığı'nın "Eşme Ruhu"nu kınamasına "AKP iktidarının orduyu gerilettik söylemine karşı ordu ile geçici bir sessizlik ittifakı yaptığı açığa çıkmaya başlamıştır. Nitekim Süleyman Şah Türbesi'nin Rojava'nın Eşme Köyü'ne taşınması öncesi ve sonrasında gelişen diyalog ve pratikler Türkiye'de yeni siyaset yollarının açığa çıkmasına ruh kazandırmıştır. Ve fakat TSK kendi alanı olmamasına rağmen, görev alanının sınırlarını aşarak söz konusu ruha karşı doksan yıllık siyasete müdahale geleneğinin yeni bir refleksini göstermiştir" ifadelerine yer vermişti.