GÜNCEL
Giriş Tarihi : 14-11-2015 13:14   Güncelleme : 14-11-2015 13:14

DTK Genel Kurulu 'özyönetim' gündemiyle toplandı

(DİHA) - DTK 4. Olağan Genel Kurulu, Diyarbakır'da "özyönetim" gündemi ile toplandı. Paris'teki, DAİŞ saldırılarını kınadıkları konuşmalarında DTK eşbaşkanlarınden Selma Irmak, kaos ortamı içerisinde Kürt halkı olarak kendi çözüm modelini yaratmaya çalıştıklarını söyledi. "Kürt sorununda köklü çözümün sivrisineklerle çözülemeyeceğini" ifade eden Hatip Dicle ise üzerindeki tecrit kaldırılarak PKK lideri Abdullah Öcalan ile yeniden müzakerelere dönülmemesi halinde Irak ve Suriye'deki felaketlerin Türkiye coğrafyasında da gelişeceği uyarısında bulundu.

DTK Genel Kurulu 'özyönetim' gündemiyle toplandı

 

"Özyönetim" ana gündemi ile gerçekleştirilecek olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 4. Olağan Genel Kurulu, Diyarbakır'da Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda başladı. Genel Kurul'a DTK eşbaşkanları Selma Irmak ile Hatip Dicle, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, Barış Anneleri Meclisi ile DTK delegeleri katıldı. 
Genel Kurul'un yapıldığı salona ise PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın posteri asıldı. 

Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başlayan kurul, açılış konuşması ile devam etti. 

'Kürt halkı çözüm modelini yaratmaya çalışıyor'    

Divan Kurulu'nun yaptığı açılış konuşması ardından kürsüye ilk olarak DTK Eşbaşkanlarından Selma Irmak çıktı. 

Kürt halkının verdiği mücadeleye işaret eden Irmak, insanlığı parçalamakla meşgul olduğunu ifade ettiği Kapitalist Modernite'nin ise halkları birbirine kırdırmakla kalmayıp katliamlarını da sürdürdüğünü söyledi. Irmak, "Yaşanan katliamlara sessiz kalamayız. Katliamların faili kimdir diye sormak zorundayız. 21. yüzyılda devam eden zihniyet, insanlık düşmanı olarak yaratıldı. Kan gölü buradan ortaya çıkıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın sunduğu felsefe ile çözüm yaratabiliriz. Türkiye halkları ve Ortadoğu liderlerine sesleniyoruz. Kişi özgürlüğü çözüm değildir. Çözüm, Demokratik Konfederalizm'den geçer. Ortak yaşam inşası ile çözüm sağlanabilir. Kürt halkı çözüm modelini yaratmaya çalışıyor" şeklinde konuştu. 

'DAİŞ çeteleri insanlık düşmanı dediğimizde, insanlık bize gülüyordu'

Fransa katliamında yaşamını yitirenler için başsağlığı dileklerini de paylaşan Irmak, yaşamını yitirenleri "insanlık şehitleri", katillerini de "insanlık katilleri" olarak hatırlatacaklarını söyledi. 

Devam ettiği konuşmasında Kobanê'nin insanlığı koruyan bir kent olarak tarihe adını yazdırdığına işaret eden Irmak, şunları söyledi: "Kobanê'de insanlık mücadelesi sürdürüldü. Bu mücadeleye dünya kamuoyu izleyici kaldı. Amerika ve diğer ülkeler çok sonradan müdahale ettiler. Bunları AKP-DAİŞ ortaklığına sessiz kalmaları ile unutmayacağız. İnsanlığın katledilmesine seyirci kalanları unutmayacağız. DAİŞ çeteleri insanlık düşmanı dediğimizde, insanlık bize gülüyordu. Bugün bir kez daha gördüler. Bu anlamda dünya kamuoyu özgürlük savaşçılarını ve Kobanê zaferini bir kez daha kutlamalılar. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın ortaya koyduğu felsefe ile Kobanê zaferini bir kez daha görmelidirler." 

'Paris bugün Silvan'dır, Nusaybin'dir!'

Irmak, bugün Kürdistan'ın tamamıyla katliamlara karşı mücadele ettiğini ifade ederek, bunu da "Paris bugün Silvan'dır, Nusaybin'dir" sözleriyle dile getirdi.

Kürdistan'da büyük saldırıların yaşandığını ve bunların hepsinin de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatı ile yapıldığını vurgulayan Irmak "DAİŞ zihniyeti ile saldırıların talimatı veriliyor. Silvan mücadelesi de Kobanê mücadelesi gibi onurlu bir mücadeledir. Bu savaşın yanında duranlar, insanlık onuruna yapılan saldırıların ortağıdır. Bu nedenle gün mücadele günüdür" diye konuştu. 

 'Demokratik Özerk Kürdistan için önce örgütlü toplumu inşa etmeliyiz' 

Irmak, İmralı Adası'nda tecrit altında tutulan PKK lideri Abdullah Öcalan üzerinde de durdu. Bugün savaş devam etse de PKK Lideri'nin "Şartlar ne olursa olsun mücadeleyi sürdürmelisiniz" dediğini hatırlatan Irmak, "Bu anlamda alternatiflerimizi yaratmalıyız. Bugün kongremizi Kürdistan'ın saldırılar altında olduğu şartlarda gerçekleştiriyoruz. DTK, bu süreçte sorumluluklarını yerine getirmelidir. Demokratik Özerk Kürdistan'ın inşası için önce örgütlü toplum inşa etmemiz gerekiyor. Meclis ve komisyonlarımız önce örgütlenmelidir. Halk bilinçlendirilmelidir. Bu temelde çalışmalarımızı yürütmeliyiz. Bunlardan biri anadilde çalışmalardır. Anadilimiz kimliğimizdir. Bu nedenle en önemli çalışmamız anadilde eğitim olmalıdır. Yerelde bulunan yöneticilerimize büyük sorumluluk düşüyor. Anadilde eğitimde çalışmalar yürütmelidirler" dedi. 

Irmak'ın ardından konuşan kürsüye bu kez diğer Eşbaşkan Hatip Dicle çıkıp, Kurul üyelerine hitap etti. Dicle, konuşmasına Paris'te DAİŞ çetelerinin gerçekleştirdiği katliamı lanetleyip, yaşamını yitirenleri anarak başladı.

Aynı zamanda yarının (15 Kasım), 38 Dersim İsyanı lideri Seyid Rıza'nın katledilişinin yıldönümü olduğunu hatırlatan Dicle, Seyid Rızaların ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti. 

'Bize tarihi görevler düşüyor'

Dicle konuşmasının bütününde ise AKP Saray devleti tarafından Kürdistan'a yönelik başlatılan ve sivil katliamlar ile devam eden topyekun savaş konseptini ve yarattığı sonuçları değerlendirdi. Kürt halkının son dönemlerde dozu artan saldırılarla karşı mücadele verdiğini söyleyen Dicle, "Gerek Önderlik, gerek Özgürlük Hareketi, 90'dan beri Kürdistan'da 3. Dünya Savaşı'nın devam ettiğini söylemekte. Günümüzde bu analizin ne kadar doğru olduğu, gelişmelerle bir kez daha görülmüş oldu. Bu nedenle içinden geçtiğimiz süreci deyim yerindeyse hücrelerimizin en küçüğüne kadar hissetmekteyiz. 40 yılı aşkındır devam eden mücadelemiz içerisinde buna benzer zorlu yılların tanığı olduk. Bu sürecinde bir müddet daha devam edeceği görülüyor. Bu anlamda bize de tarihi görevler düşüyor" dedi. 

AKP hükümetinin "kamu düzeni" adı altında Kürdistan'da sıkıyönetim uyguladığını ifade eden Dicle, devletin bu kavramı, PKK Lideri Abdullah Öcalan ile İmralı'da yapılan görüşmelerde de sık sık dile getirdiğini paylaştı.

PKK Lideri Öcalan'ın, bu kavramı dillendiren devlet yetkililerine "Devletin önerdiği kamu düzenini kabul etmediğimiz için bir isyan başlattık, ben de bu isyanın lideriyim" şeklinde yanıt verdiğini aktaran Dicle, kendi çabalarının da yeni bir demokratik kamu düzeni için belli mutabakatlara vararak bu düzeni sağlamak olduğunu ifade etti.

'Kürdistan'a sefer olmuş zafer olmamıştır'

Bin yıllık tarihin yaşanmışlıkları ve bilinci ile olaylara yaklaşılmadığında çözümün sağlanamayacağını söyleyen Dicle, şunları dile getirdi: "Köklü çözüm, sivrisineklerle uğraşmakla olmaz. Kürt sorununu görmeden, sadece hendeklere takılarak çözüm gerçekleştirilemez. Eğer bu süreci gözümüz gibi koruyamazsak, Irak ve Suriye gibi felaketler Türkiye coğrafyasında gelişecektir. Dünyanın her yerinden Kürdistan'a seferler olmuş ama zafer olmamıştır. Kürt halkı dağlarına yaslanarak bu işgal hareketlerini püskürtmüştür. Med'lerin zaferinden beri bu böyledir. Kendi coğrafyasına yaslanarak asla özgür yaşam dışında bir yaşamı kabul etmemiş, direnmiş, kayıplar vermiştir ama vazgeçmemiştir." 

'Müzakerelerin başlaması en akılcı yol'    

Dicle, çözümün sağlanması için ise 1921 Anayasası'nı gösterdi. PKK Lideri Öcalan'ın da bu anayasaya çok önem verdiğini dile getiren Dicle, o zamandan şimdiye kadar ülkede kamu düzeninin sağlanamadığına işaret etti. Kürdistan'a özerklik yasasının yine o dönemde kabul edildiğini belirten Dicle, "Kürtler tüm güçleriyle 1925'lerden 38'lere ve günümüze kadar kan revan içinde kalmışlardır ama mücadeleden vazgeçmemişlerdir. Bu tarihten çıkaracağımız dersleri bir kenara bırakarak 5 Nisan'dan bu yana Cumhurbaşkanı'nın yaptığı gibi 'Kürt sorunu bu ülkede yoktur', 'Dolmabahçe mutabakatını tanımam' gibi bir yaklaşım, sadece Kürtlere büyük bir zulüm vermiyor. Bu aynı zamanda Türkiye halklarının geleceğini de riske atmak 3. Dünya Savaşı'nın ateşini fitillemektir. Biz bu yüzden muhataplarımızı bir kez daha uyarıyoruz. 'Önce bir silahları gömsünler' diye çağrı yapıyorlar. Peki, dünyanın neresinde böyle bir örneği görülmüştür. Daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalmamak için Türkiye halklarının daha büyük felaketlere uğramaması için Temmuz ayında aldığımız kongre kararına uyulması gerekiyor. Dolmabahçe mutabakatını tekrar yerine getirilmesi ve Önderlik üzerindeki ağır tecridin kaldırılması gerekiyor. Buna bir an önce son verilmeli ve Önderlik ile görüşmelerin yolu açılarak, müzakerelerin başlaması en akılcı yoldur" dedi. 

'40 yılda kazanılan bu özgürlük çemberi, namusumuz ve onurumuzdur'

AKP ve Saray hükümetinin son dönemlerde Rojava Devrimi'ni hedef alan tutumlarına da değinen Dicle, PYD'nin hiçbir zaman Türkiye'yi tehdit edecek boyutta bir girişiminin olmadığını ifade etti.
DAİŞ çeteleri sınırları ihlal ederken ve askerleri vururken sesi çıkmayanların bugün PYD'yi Türkiye'nin önündeki büyük bir tehlike olarak göstermeye çalıştığını kaydeden Dicle, "Eğer bir çılgınlığı göze alırlarsa bütün Kuzey'inde bir cehenneme döneceğini bilmeleri gerekiyor. Kürt halkı bunu kabul etmez. 40 yılda kazanılan bu özgürlük çemberi, bizim namusumuz ve onurumuzdur. Buna asla müsaade etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Konuşmasının Öcalan'ın sözü ile noktaladı

Dicle, konuşmasını da yine PKK Lideri Öcalan'ın "Dünyayı yenecek gücümüz de olsa asla kimseye saldırmayacağız. Ama halkı davamız uğruna bütün dünya bize karşı birleşse de buna karşı direnmeye devam edeceğiz" sözüyle noktaladı.

Genel Kurul toplantısı DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek ve HDP Kars Milletvekili ve Sözcüsü Ayhan Bilgen'in konuşmasıyla devam ediyor. 

(ekip/dm/öç)