GÜNCEL
Giriş Tarihi : 10-12-2015 11:30   Güncelleme : 10-12-2015 11:30

Türkiye'de insan ve hakları

(DİHA) - Türkiye, 10-17 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası'nı, 24 Temmuz'da AKP tarafından yeniden başlatılan çatışmalı sürecin gölgesinde karşılıyor. İnsan hakkı ihlallerinde 1990'lı yılları aratmayan savaşın Kürdistan'daki 5 aylık bilançosu, yürütülen savaşın boyutunu gözler önüne sererken, ortaya çıkan tablo her geçen gün ağırlaşmaya devam ediyor. 100'ü aşkın kişinin katledildiği, binlercesinin de yaralandığı Kürdistan'da Eylül ayından bu yana süren sokağa çıkma yasaklarında katledilen Cemile Çağırga, Kevser Ertürk (Ekin Wan) ve Hacı Lokman Birlik Türkiye'de "insan" ve "hakları"nın fotoğrafı gibi.

Türkiye'de insan ve hakları

"Bütün insanlar hakları ve onurları eşit ve özgür olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik duyguları ile davranmalıdırlar", "Herkes, ırk, renk, cins, dil, din, siyasal veya diğer bir inanç, ulusal ya da toplumsal köken, servet, doğuş ya da herhangi başka bir durumdan dolayı ayrıma uğramadan, bu bildiride ilan olunan hak ve özgürlüklerden yararlanma hakkına sahiptir" , "Yaşam, özgürlük ve kişisel güvenlik her insanın hakkıdır" şeklinde benzer 30 maddenin yer aldığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi bundan tam 67 yıl önce, 10 Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun Paris'te yapılan oturumunda kabul edildi. 10 Aralık, bu tarihten itibaren tüm dünya ülkeleriyle birlikte Türkiye'de de İnsan Hakları Haftası olarak kabul edilmesine rağmen "insan" ve "hakları" kavramları Türkiye'de sadece bu hafta dolayısıyla yan yana geliyor. 

İnsan haklarının sembolik olmaktan öteye gidemediği Türkiye'de , Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın çözüm süreciyle ilgili olarak, "Buzdolabına kaldırdık" şeklindeki açıklamasının ardından Kürdistan merkezli olarak yürütülen savaş sürecinde, sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte 100'ü aşkın kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi ise yaralandı. "Yasaklı" süreçlerde Diyarbakır'ın Silvan ve Sur,  Şırnak'ın Cizre ve Silopi ilçeleri, Hakkari'nin Yüksekova ilçesi ile Mardin'in Nusaybin ve Derik ilçelerinde sayısız hak ihlali yaşandı. Sokağa çıkma yasakları nedeniyle çocukların eğitim, yurttaşların sağlığa erişim hakkı engellenirken,  Kürdistan halkına yönelik saldırılarda sınır tanımayan devlet katlettiği kadın ve gençlere işkence ederek, savaş ahlakını aşan işkencelerle tarihe adını yazdırdı. Sokağa çıkma yasakları Kürdistan'da katliamlar ile sürerken, Türkiye kentlerinde ise siyasi soykırım operasyonları hız kesmedi. Buna göre 5 aylık süre içinde binlerce kişi gözaltına alınındı, yüzlercesi ise tutuklandı.  

5 aylık süre içinde Türkiye ve Kürdistan'da devlet eliyle gerçekleştirilen katliam ve hafızalardan silinmeyecek hak ihlalleri şöyle: 

Türkiye'nin en büyük katliamı yaşandı

*7 Haziran seçimlerine iki gün kala, 5 Haziran'da HDP'nin Diyarbakır'da yüz binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği final mitingine bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi, 184 kişi de yaralandı. DAİŞ çetelerinden temizlenen Kobanê'nin yeniden inşa çalışmaları kapsamında yıkık kentin çocuklarına oyuncak götürmek için Türkiye ve Kürdistan'ın birçok şehrinden yolan çıkarak Urfa'nın Suruç ilçesine giden Sosyalist Gençlik Federasyonu Dernekleri (SGDF) üyelerine yönelik canlı bomba saldırısı düzenlendi. Saldırılarda 33 genç yaşamını yitirdi, onlarcası da yaralandı. Türkiye tarihinin en büyük katliamı da yine bu yıla damgasını vuran hak ihlallerinin başında geldi.

 *10 Ağustos'ta Muş'un Varto ilçesi kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren YJA Star gerillası Kevser Eltürk (Ekin Wan) katledildikten sonra bedenine işkence edildi. Eltürk'e yapılan işkence, Varto'daki bir askeri karakolun bahçesinde çıplak halde çekilen fotoğraflarının işkenceyi yapan özel harekat timleri tarafından sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımların ardından ortaya çıktı.  

*Şırnak kent merkezinde 2 Ekim'de özel harekat polislerinin açtığı ateşle yaralı halde yakalandıktan sonra infaz edilen Hacı Lokman Birlik'in cenazesi zırhlı polis aracının arkasına bağlanarak sürüklendi. Birlik'in cenazesini zırhlı aracın arkasında sürükleyerek ilçe karakolunun önüne getiren polisler, ardından toplu fotoğraf çekti. 

* Kürdistan'da Diyarbakır'ın Silvan ve Sur,  Şırnak'ın Cizre ve Silopi ilçeleri ile Mardin'in Nusaybin ve Derik ilçelerinin de aralarında bulunduğu 18 ilçe, mahalle ve sokakta 151 gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 

*Cizre'de 4 Eylül'de başlayan ve günlerce süren sokağa çıkma yasaklarında 35 günlük bir bebeğin de aralarında bulunduğu çoğu çocuk 21 kişi katledildi.  Sokağa çıkma yasağı nedeniyle defnedilemeyen 10 yaşındaki Cemile Çağırga'nın cenazesi annesi tarafından günlerce buzdolabında bekletildi. 

*Yine Kürdistan'da 2015 yılı Ocak- Eylül arasındaki süreçte, 1975 ev baskını gerçekleştirildi.  Polisler tarafından yapılan ev baskınlarında yurttaşlar başlarına silah dayanarak tehdit edilirken, ev baskınları ve toplumsal gösterilerde 293'ü çocuk 3 bin 564 kişi gözaltına alındı.  41'i çocuk 788 kişi ise tutuklandı. 

* Marmara Bölgesi'nde Ağustos ayında, siyasi soykırım operasyonları kapsamında Ağustos ayında 31, Eylül'de 95, Ekim'de 81, Kasım ayında ise 70 kişi gözaltına alındı. Çatışmalı sürecin yoğunlaştığı Temmuz ayından itibaren gözaltına alınanların sayısı 300'e yaklaşırken, 43 kişi de tutuklandı. 

Gözaltında cinsel işkence 

*5 aydır devam eden olağanüstü hal süreçlerinde gözaltına alınan yurttaşlardan 86'sı işkenceye maruz kaldı, 87 yurttaş da ev baskınları ve sokak ortasında polis ve asker şiddetine maruz kaldı. Urfa ve Mersin'de gözaltına alınan kadınlara gözaltında cinsel işkence yapıldı. 

*Haber takibi sırasında gözaltına alınan ve 25 Kasım'da "Cumhurbaşkanına hakaret" iddiası ile tutuklanan JİNHA Muhabiri Vildan Atmaca, götürüldüğü Van M Tipi Kapalı Cezaevi'nde çıplak arama işkencesine maruz kaldı. 

*Türk Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından özgür basın kurumları DİHA, JİNHA ve muhalif haber portallarından sendika.org'a  defalarca erişim engeli getirildi. 

* 2015 yılının Ocak ve Eylül ayları arasındaki dönemde aralarında üniversite öğrencileri ve politikacılarından bulunduğu 766 kişiye politik nedenlerle soruşturmalar açılırken, açılan soruşturma ve davalarda 357 kişiye çeşitli cezalar verildi. 

*Emek ve demokrasi güçlerinin çatışmalı sürece dur demek için 10 Ekim'de Ankara'da düzenlemek istediği barış mitinginde Türkiye'nin en büyük katliamlarından biri yaşandı. Mitingin hemen öncesinde Ankara Garı çevresinde bir araya gelen HDP kortejinin bulunduğu alanda iki ayrı canlı bomba saldırısı düzenlendi. 106 kişinin yaşamını yitirdiği saldırı sonucunda 200'ün üzerinde kişi de yaralandı. Yaşamını yitirenler mitingin düzenleyicisi emek ve meslek örgütleri ile siyasi partiler tarafından "barış şehidi" ilan edildi. 

* Kürdistan'da Eylül ve Ekim ayları içinde Dersim'de  "Suna Çiçek (Bese) ve Doktor Baran Şehitlikleri", Bitlis'te "Xerzan Şehitliği", Diyarbakır Lice'de bulunan "Şehîd Harun Şehitliği"nin de aralarında bulunduğu PKK'lilere ait mezarlıklar askerler tarafından bombalanarak, tahrip edildi. Dersim'de  "Suna Çiçek (Bese) ve Doktor Baran Şehitlikleri" içinde bulunan cemevi de bombardıman sonucunda yıkıldı. 

*Özyönetim ilan edilen Kürdistan'da DBP'li 17 belediye eşbaşkanı ile onlarca belediye meclis üyesi tutuklandı. 

*Gazeteciler Cengiz Çandar, Perihan Mağden, Ahmet Altan ve Hasan Cemal "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlaması ile ifade verdi. 

*Günay Özaslan, Dilek Doğan ve son olarak Dilan Kortak isimli kadılar, "çatışma süsü" verilerek polis tarafından infaz edildi.   

* DİHA Muhabiri İdris Yılmaz ve JINHA Muhabiri Vildan Atmaca, "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "polise mukavemet" suçlamaları ile Ekim ayında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül 26 Kasım'da tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildi. 

*Diyarbakır Baro Başkanı ve insan hakları savunucusu avukat Tahir Elçi, 28 Kasım'da Sur ilçesinde tarihi Dört Ayaklı Minare'nin özel harekat polislerinde tahrip edilmesine ilişkin yaptığı basın açıklamasının ardından uğradığı suikast sonucunda katledildi.  

(rk/ns)