GÜNCEL
Giriş Tarihi : 18-12-2015 12:04   Güncelleme : 18-12-2015 12:04

Hatip Dicle: Halkımızın özyönetim talebini sahipleniyoruz

(DİHA) - DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, "Sorun artık hendek sorunu olmaktan çıkmıştır. Daha da büyüyen halkımızın özgürlük taleplerini tümden tasfiyeye yönelmiştir. Özyönetim talebi bir haktır, bu uluslararası sözleşmelerde de tamamen güvenceye alınmış bir taleptir, haktır ve meşrudur. Biz DTK ve bütün kurumlarımızla bu mücadeleyi sahipleniyoruz. Hükümetin sürdüğü savaş konsepti ahlaksız, hukuksuzdur" dedi.

Hatip Dicle: Halkımızın özyönetim talebini sahipleniyoruz

DTK, HDK, HDP ve DBP eşbaşkanları Diyarbakır'da gelişmelere dair açıklama yapıyor. DTK binasında yapılan basın toplantısında konuşan DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle'nin konuşmasından satır başları şöyle: 

"Bir çözüm önerisi geliştirmeye çalıştık. Bu demokratik özerklik çözümüdür. 26-27 Aralık tarihinde Diyarbakır'da yapılacak DTK kongresinde tartıştıktan sonra kamuoyunun ve ilgili herkesin dikkatine sunmak istiyoruz. Umarız bu çözüm önerisi bu kaostan çıkmanın yolları olur ve tekrar çözüm imkanı sağlar. 3 yıl önce bugünlerde 2012'nin sonlarına doğru ki Roboski katliamının yıldönümünü yaşıyoruz. Korkunç ölüm kayıplarının yaşandığı bir yıl olmuştu. Daha kötüye mi gidecek kaygıları olduğu bir dönemde devlet yetkilileri ile Sayın Öcalan arasında görüşmelerin başladığı yönünde haberler yansıdı. Sonra bu devlet yetkilileri tarafından da doğrulandı. Sonra süreç başladı. 2013 Newrozu ile 'Silahlar sussun fikirler konuşsun' şeklinde özetlenebilecek çözüm yönünde büyük bir umut yaratıldı. 

Cumhurbaşkanı diyalog masasını yıktı 

O süreçten sonra neredeyse iki yıllık görüşmeler ve diyalog ortamında Dolmabahçe Mutabakatı olan resmi bir mutabakatla bir aşamaya gelindi. O mutabakatta 10 madde üzerinde yapılacak görüşmelerden sonra İzleme Heyeti gibi yerli bir izleme heyeti gözetiminde yapılacak olan müzakerelerde ve belli bir mutabakat sağlandıktan sonra Sayın Öcalan PKK'yi olağanüstü kongreye davet ederek, silahların bırakılması yönünde çağrı yapacaktı. Her şey olumlu giderken yine hafızalardadır, Sayın Cumhurbaşkanı mutabakatın yanlış olduğunu Kürt sorunun olmadığını, aslında izleme heyetine gerek olmadığını belirten olumsuz bir yaklaşımla 2-2.5 yıldır kurulan diyalog masasını yıktı. Bu herkes açısından büyük bir kayıptır. 

Her türlü sorun konuşularak hal edilebiliyor 

Hani bugün hendeklere sıkıştırılan halkın özyönetim taleplerdi o günlerde masada açığa çıkıyor, konuşuluyor, tartışılıyordu. Hatta en son Sayın Öcalan Demokratik Özerklik yerine yerel demokrasiyi kullanacağım demişti ki bu süreç bitirildi. Yine hatırlarsınız, Cizre'de yine tutuklamalara karşı açılan hendekler müzakere masasında görüşülerek kapatılmıştı. Demek ki her türlü sorun konuşularak hal edilebiliyor. Aslında Kürtlerin Ekim 2014'ün sonlarına doğru başlayan MGK toplantısında alınan savaş konseptinin gündeme alınması şeklindeydi. 

3 konu devleti masadan kalkmaya zorladı 

Bize göre 3 konu devleti masadan kalkmasına zorladı. Birincisi, Rojava'daki gelişmeler ve PYD'nin gittikçe meşruiyet kazanması, ikincisi Rojava'da iki kantonun birleşmesi ve AKP'nin aldığı yenilgi ile HDP'nin başarısı eklenince bu süreç bitirildi ve artık acılı bir ortam yaşanmaya başlandı. Tüm Türkiye halklarını olumsuz etkileyen gerek ekonomik alanda gerek siyasi alanda zorlayan süreç başlamıştı. Aslında Dolmabahçe Mutabakatı'nda ulaşılan süreç devam etseydi, bugünkü ortamda olmayacaktı. 

Özyönetim talebi bir haktır 

Bir kere bugün geldiğimiz aşamada sorun artık hendek sorunu olmaktan çıkmıştır. Daha da büyüyen halkımızın özgürlük taleplerini tümden tasfiyeye yönelmiştir. Özyönetim talebi bir haktır, bu uluslararası sözleşmelerde de tamamen güvenceye alınmış bir talep ve haktır ve meşrudur. Biz DTK ve bütün kurumlarımızla bu mücadeleyi sahipleniyoruz. Hükümetin sürdüğü savaş konsepti ahlaksız, hukuksuzdur. Bu tür durumlarda Meclis'in de devreye sokulduğu OHAL veya sıkıyönetim kararları ile harekete geçirilirdi. Oysa Meclis'in de devreden çıkarıldığı hukuksuz bir savaş söz konusudur. Bu hukuk özel savaş hukukudur insan yaşamını hiçe sayan bir suç pratiği taşıyan bir seyir izlemektedir. Ahlaksızlıktır, çünkü savaşın da bir ahlakı vardır. Ahlaksızcadır, çünkü kentlerin tanklarla toplarla dövülme yaklaşımı yoktur. 15 merkezde yürütülen bu savaşta şehirleri harabeye çevirmekte ve büyük acılar yaşanıyor. 

Nasıl ki Ağrı İsyanı'ndan sonra 'Hayali Kürdistan burada meftundur' diyenler bir süre sonra Kürt sorunun bitmediğini anladılarsa bugünkü darbeciler de Kürt halkının demokratik taleplerini bitiremeyecek halkımız özyönetim talebini sürdürmeye devam edecek."