GÜNCEL
Giriş Tarihi : 01-01-2016 12:22   Güncelleme : 01-01-2016 12:22

Cenazelere yapılan insanlık dışı muamele Meclis gündeminde

ANKARA (DİHA) - HDP, Şırnak'ta hastanelerin askeri karargâhlara dönüştürülmesine ve Kürdistan'da ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile cenazelere yönelik saldırılara dikkat çekerek, özellikle cenazelerin kaçırılması ve sokaktan alınmasına izin verilmemesi konularını Meclis gündemine taşıdı.

Cenazelere yapılan insanlık dışı muamele Meclis gündeminde

Neredeyse bütün çalışmalarını katliamları engellemek ve teşhir etmek üzerinden yürüten HDP, bu kez engellenemeyen can kayıpları ile birlikte cenazelere yönelik artan saldırıları Meclis gündemine taşıdı. HDP Urfa Milletvekili Osman Baydemir, Şırnak şehir merkezinde hastanelerin askeri karargâhlara dönüştürülmesini Sağlık Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na sordu. İlgili soru önergesinde Cizre ve Silopi'nin yanı sıra Şırnak şehir merkezinde yaptıkları gözlem ve aldıkları duyumlar üzerinde sağlık kurumlarının askeri karargâhlara dönüştürüldüğüne işaret eden Baydemir önergesinde, "Özel hareket polislerinin sağlık kurumlarında konuşlandıkları ve yurttaşların polisler tarafından gerekçesiz kimlik kontrolünden geçirildikleri" bilgilerini paylaştı. Önergede, "Bakanlığınıza bağlı sağlık kurumlarının polis ve asker ablukasına alındığı, askeri üs haline getirildiği kamuoyunda derin kaygılara neden olmaktadır. Bu gelişmeler, birçok hukuksuzluğun ve sivil ölümlerin yaşandığı, Anayasal ve yasal hiçbir hukuki temeli olmayan sokağa çıkma yasakları boyunca, gerek il şehir merkezlerinde, gerekse yasağın uygulandığı ilçelerdeki sağlık kurumlarının, hangi amaçla kullanıldığına dair, kamuoyunun ivedilikle aydınlatılmasını gerekli kılmaktadır" denildi.  

Müezzinoğlu'nun yanıtlaması talebiyle şu sorulara yer verildi:

"Şırnak Eski Devlet Hastanesi olarak da bilinen Nurullah Kadırhan Diş Hastanesi'nde güvenlik birimlerinin mevziler kazdıkları ve de buraya konuşlandıkları Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü ve Şırnak Halk Sağlık Müdürlüğü gibi Bakanlığınıza bağlı sağlık kurumlarında, özel hareket polisleri tarafından, yurttaşlara, GBT, kimlik kontrolü yapıldığı bilginiz dâhilinde midir? Bu uygulamaları gerçekleştiren görevliler hakkında, yurttaşların da dile getirdiği gibi, sağlık hizmetlerini almalarında engel çıkardıkları gerekçesi ile soruşturma açmayı düşünmekte misiniz? Bakanlığınızca, yakın dönemde, Şırnak ve ilçelerinde bulunan sağlık kurumlarının askeri üs olarak kullanılmasına dair bir karar alınmış mıdır? Alınmış ise, bu uygulama iç hukukta hangi yasa-yasalara dayandırılmaktadır? Şırnak il merkezinde ve ilçeleri olan Cizre ve Silopi'de, Bakanlığınıza bağlı kaç sağlık kurumu güvenlik güçleri tarafından kullanılmaktadır?" 

Baydemir, yine Cizre, Sur, Silopi, Nusaybin ve Dargeçit de ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile cenazelere yönelik saldırıları da İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya sordu.

Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği il ve ilçelerde yaşanan sivil kayıtlara işaret edilerek, "Cizre ve Silopi'de cenazelerinin hastane morgunda yer kalmadığı ve cesetlerin üst üste konulduğuna" işaret edildi. Önergede, "Daha vahimi ise, Silopi'de katledilen Axin Kanat (16), Reşit Eren (17), Şiyar Özbek (25) ile 21 Aralık 2015'te vurulan Mehmet Mete (11) ve dört gün önce öldürülen Hasan Sanır (73) adlı yurttaşların cenazelerinin halen sokaklarda bulunması ve aileleri tarafından alınamamasıdır" denildi.  

'AKP, 1954'de onaylanan sözleşmeyi çiğniyor'
 
Savaş hukukunda dahi yer bulan, ölülerin defin hakkı, mülki idare ve güvenlik güçlerinin insafına bırakılan sokağa çıkma yasağı boyunca, çiğnendiğine dikkat çekilen önergede, "Oysaki Anayasa'nın 20. Maddesinde özel hayatın korunmasından bahsedilmiş, 18 Mayıs 1954'te Türkiye'nin de onayladığı, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde de açıkça gömülme ve kişinin yakınlarını gömebilme hakkı düzenlenmiştir."

Sorulan sorular şöyle: 

"İçişleri Bakanı olarak, sokağa çıkma yasağının yarattığı, hukuka, vicdana ve ahlaka aykırı, bu vahim durumlardan ve defin hakkının gaspından haberdar mısınız? Başta Cizre ve Silopi olmak üzere sokağa çıkma yasağının uygulandığı yerleşim yerlerinde, yasal bir hak olmanın yanı sıra, İslami değerlerimizin gereği olan defin işlemlerinin yurttaşlar tarafından yerine getirilememesinin hukuksal gerekçeleri nelerdir? Cenevre Sözleşmesinin taraflarından biri olan Türkiye'de, Temmuz 2015'ten beridir uygulanan sokağa çıkma yasakları boyunca, sivillerin öldürülmesi, sokaklarda bulunan cesetlerin aileleri tarafından alınamaması gibi vahim ve vicdanlara sığmayacak durumların yaşanmaması, dolayısıyla Cenevre Sözleşmesinde belirtilen Savaş Zamanında Sivil Kişilerin Korunması Sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmesi için Bakanlığınız tarafından bir adım atılacak mıdır? Başta Silopi ve Cizre olmak üzere, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerleşim birimlerinde, yaşamını yitiren yurttaşların defin hakkının gasp edilmesinin önüne geçmek için bir girişimde bulundunuz mu? Bulunmadı iseniz, bulunacak mısınız?"

(st/kk/rp)