KADIN
Giriş Tarihi : 02-01-2016 15:10   Güncelleme : 02-01-2016 15:10

'AYM müvekkillerimizi polis yoluyla baskı altına aldı'

- Sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili AİHM'ye tedbir talepli başvuruda bulunan avukatlardan Oya Aydın, AİHM kararının aynı zamanda AYM'ye yanıt olduğunu belirterek, "AYM kapısına kilit vurmalıdır. AYM yaptığımız başvurular üzerinden polis yoluyla müvekkillerimizi arayarak, baskı altına almaya çalıştı. Kürtlere karşı açık ayrımcılık yapıyor. 'Kürtlere anayasayı uygulamayın' kararı vermiştir" diye konuştu.

'AYM müvekkillerimizi polis yoluyla baskı altına aldı'

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bölgedeki katliam ve sokağa çıkma yasaklarına ilişkin yapılan tedbir talepli başvuruları reddetmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatları Oya Aydın ve Özgür Erol tarafından yapılan başvuruyu kabul ederek, Türkiye Hükümeti'nden "Yasakların yasal dayanağı nedir? Yaşam hakkı güvenceye alınmış mıdır? Temel ihtiyaçlara erişim hakkı sağlanmış mı?" gibi 3 temel soruya ilişkin 8 Ocak tarihine kadar cevap vermesini istedi. 

6 mağdur adına başvuruda bulunuldu

Başvuru dilekçesini yazan avukat Oya Aydın, aralarında Sedat Aydın, 80 yaşındaki mağdur ile hamile kadınların da bulunduğu Sur ve Cizre'den 6 mağdur adına başvurduklarını belirterek, AİHM'in verdiği kararın son derece önemli olduğunu söyledi. Kararın özellikle ihlalleri onaylayan Anayasa Mahkemesi'ne yönelik bir cevapta taşıdığını belirten Aydın, Anayasa Mahkemesi'nin kendi başvurularına ilişkin olumsuz pratiklerini de şöyle anlattı: 

'AİHM kararı AYM'ye cevaptır'

"AYM, başvurucular üzerinde psikolojik baskı kurdurttu. Bizim başvurumuzdan sonra Anayasa Mahkemesi başvurucularımızı emniyete aratarak, 'Gelin size gıda yardımı yapalım' diyor ve başvuruları baskı altına alıyor. Ben AYM'ye saat 15.30'da başvurdum, emniyet müvekkillerimizi saat 21.00'den sonra arıyor. Emniyet, müvekkilimize 'Gelin size gıda yardımı yapalım' diyor, müvekkilimiz bunu reddedince de Anayasa Mahkemesi, 'Gıdaya ihtiyaçları yok' şeklinde yorumlayarak, karar veriyor. Cizre Kaymakamlığı'na soruyor, Cizre Kaymakamlığı, 'Bizim 121 servislerimiz tam olarak çalışıyor, herkesin tüm ihtiyaçları sağlanıyor' şeklinde bir cevap gönderiyor ve AYM bunlara dayanarak karar oluşturdu. AİHM yaptığımız başvuru üzerine AYM'nin kararına gerekçe oluşturduğu söylemleri gerçekçi, inandırıcı bulmadığını gösterdi. AİHM 'Eğer yaşam hakkı güvencedeyse, temel ihtiyaçlara ulaşıyorsa bana bunu belgeleriyle sun' diyor. Belge istiyor."

Fransa örneğini sundu

Aydın, başvuruyu 6 kişi adına yapmalarına rağmen İHD, THİV ve Gündem Çocuk Derneği'nin bütün sivil ölümlere ilişkin raporlarını sunduklarını belirterek, başvuruya çok sayıda fotoğraf ve görüntü koyduklarını da sözlerine ekledi. AİHM'in bu başvuruları ciddiye aldığı ve "'Bana dayanağını söyle, sivil ölümleri açıkla' dediğini görüyoruz" diyen Aydın, başvuruda Fransa'nın son OHAL ilanını da koyduklarını belirterek, "Fransa IŞİD saldırılarından sonra OHAL ilan etti. Kurallar koydu, avukat büroları, doktor büroları oluşturdu. AİHS'nin bazı haklarının askıya alınabileceğini Avrupa Konseyi'ne bildirdi. Çünkü böyle bir uygulamada önce konseye bildirmek zorundasın. Türkiye bunu bildirmedi. Bunu yapmanın yolu Avrupa Konseyi'ne AİHS'in 15. maddesine göre ben bir süre yükümlülüklerimi askıya alıyorum diyeceksin. Onu yapmadan ülke içinde meclis bir OHAL ve sıkıyönetim ilan etmeden bu operasyonları yapamaz" şeklinde konuştu. 

'AYM Kürtlere karşı ayrımcılık yapıyor'

Aydın, dosyaya ilişkin çalışmaya devam ettiklerini ve ek belgeler sunacaklarının altını da çizerek, "Çalışmaya devam ediyoruz. Tedbir kararı çıkacağını düşünüyorum. Tedbir kararı, yaşam hakkı ihlali olduğunda AİHM'in verdiği kararlardandır" dedi. Verilen karar üzerine, "AYM gerçekten kapısına kilit vursun" yorumunda bulunan Aydın, AYM'nin emniyete müvekkillerini aratarak korkutmaya hakkı olmadığını dile getirdi ve "Birini araması gerekiyorsa beni arasın, bana sorsun, niye müvekkillim üzerinde baskı kuruyor. AYM çok açık bir şekilde ayrımcılığa imza attı. Kürtler söz konusu olduğunda Anayasa'nın o bölgede uygulanmayacağını kararıyla teyit etmiş oldu. 'Kürtlere Anayasa'yı uygulamak zorunda değilsiniz' dedi" ifadelerini kullandı. 

'Ölümlerin nedeni devlet şiddetidir'

Ayrıca, AİHM'in tedbir kararı vermesi halinde bunun genel bir karar olacağını ve Türkiye'nin bu kararın gereğini yapmak zorunda olduğunu belirten Aydın, "AİHM bu işi ciddiye aldığını gösteren önemli göstergelerden biri de benden yetki belgesi istememesidir. Çünkü ben noterlerin açık olmadığını, müvekkillere ulaşamadığımı bildirdim ve bunu kabul etti mahkeme" dedi. AİHM'in tedbir kararı ve sonrasında sokağa çıkma yasaklarının sona ermesi ile ölümlerin duracağını da belirten Aydın, 
"Derhal operasyonlara son verilecek. Ölümlerin nedeni devletin şiddetidir. Dargeçit'te ve Nusaybin'de şimdi bir ölüm var mı? Yok. Çünkü sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar bitince ölümlerde yaşanmıyor" diye konuştu. 

DİHA