GÜNCEL
Giriş Tarihi : 23-01-2016 16:44   Güncelleme : 23-01-2016 16:44

Fincancı: Devrimciyim diyen bu olup bitenlere nasıl sessiz kalır

"Gömülme ve yas tutma hakkı"nın tartışıldığı panelde konuşan TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Türkiye'nin "mezarsız ölüler" ülkesi olduğunu belirterek, Kürdistan'da yaşanan katliamlara tepkisiz kalan sol, sosyalist ve devrimci kesime "Bu nasıl bir devrimciliktir nasıl bir solculuktur? Bu kadar hak ihlalini görüyorsunuz neden sessiz kalıyorsunuz, siz nasıl devrimcisiniz? Kendisine 'devrimciyim' diyen bu olup bitene nasıl sessiz kalır?" diyerek tepki gösterdi. İstanbul Tıp Fakültesi'nden Doktor Doğan Şahin de, cenazelerine ulaşamayan insanlarda kabullenme aşamasının tıkanacağını ifade ederek, yas sürecini yaşamayan toplumlarda bu durumun içlerinde iltihaplaşmaya neden olduğunu söyledi.

Fincancı: Devrimciyim diyen bu olup bitenlere nasıl sessiz kalır

 

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi,  son süreçte Kürdistan'da devlet eliyle gerçekleştirilen katliamlarla sık sık gündeme gelen gömülme hakkı ve yas tutmaya ilişkin Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı'nda (TOHAV) panel düzenledi. Kürdistan'da yaşanan kuşatma ve katliamların tartışıldığı panele çok sayıda avukat katıldı. Moderatörlüğünü avukat Ruken Gülağacı'nın yaptığı panele Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)  Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, insan hakları savunucusu Ümit Efe, avukat Benan Molu ve İstanbul Tıp Fakültesi'nden Dr. Doğan Şahin konuşmacı olarak yer aldı. 

Panelde ilk olarak konuşan Ümit Efe, "sokağa çıkma yasağı" adı altında devam eden kuşatma sürecinde halka yönelik uygulanan şiddete dikkat çekerek, "Biz insan hakları savunucuları olarak, yaşam hakkı temelinde ulusal ve ulusal üstü yasaları sayabiliriz. Yaşam hakkının kutsallığının savunulması bütün yasa maddelerinden bağımsız düşünüldüğünde çok kutsal. Maalesef şuan orada tek hakim olan şey düşman hukukudur" dedi.  

'Aileler bugünleri unutmayacak'

İnsanların yaşam hakkının tamamen yok sayıldığının altını çizen Efe, insanların evlerinin bodrum katlarında yaşamaya mecbur bırakıldığını, katledilenlerin ise evlerin bahçelerine gömülmek zorunda kaldığını söyledi. Devlet tarafından katledilen yurttaşların sokakta bekletilerek işkence edilen cenazelerin aileleri üzerinde de ciddi etkileri olduğuna dikkat çeken Efe, "Cenazelerini alamayan aileler bu günleri unutmayacak. Bu acıları yaşadılar ve asla unutmayacaklar" diye konuştu. 

'Yaşanan süreç bir sınavdır'

Devlet tarafından korku imparatorluğu yaşatılmaya çalışıldığını ifade eden Efe, yaşanan sürecin insan hakları savunucuları, doktorlar ve basın için bir sınav olduğunu aktardı. 
Avukat Benan Molu, cenazelerin gömülmesinin engellenmesine yönelik hukuki bilgileri paylaştı. Molu, gömülme hakkı ile ilgili olarak Silopi'de katledilen Taybet İnan'ın cenazesinin sokakta bekletilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi'ne  (AYM) başvurduklarını ancak başvuruya yanıt alamayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) acil kodlu başvuru yaptıklarını söyledi.   

'AİHM çok geç karar veriyor'

Adli Tıp Kurumu'nun cenazelerin korsanvari gömülmesine dair hükümet talimatıyla yaptığı değişikliği hatırlatan Molu, söz konusu değişiklikle ilgili de AİHM'i bilgilendirdiklerini kaydetti. Molu şunları aktardı: "Bu değişikliği de AİHM'e bildirdik ve bu yönetmelik değişikliği ile cenazenin ailenin elinden alınma ihtimali olduğunu belirttik. O gün mahkeme kararını açıklamadı. O gün bize bir haber geldi ve Taybet İnan'ın da cenazesinin nerde olduğu bilinmediği yönünde haber aldık. Mahkemeye faks çektik ve durumu bildirdik. Ancak gün içinde bize haber geldi. İnan'ın cenazesi gömüldü haberi geldi. Normalde AİHM hızlı karar verirken bu kez yavaş karar vermişti. Biz de tekrar AİHM'e başvuru yaptık. Ailenin cenazeye katılması için tedbir kararı istedik ancak mahkeme talebimizi reddetti." 

'Kendine devrimciyim diyen bu olup bitene nasıl sessiz kalır?' 

Molu'nun ardından konuşan TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı da,  Kürdistan'da yaşananlara ilişkin birilerinin çığlık attığını ancak birilerinin de duymazlıktan geldiğini belirterek, "Birlikte mücadele ettiğim insanların bunda büyük sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Sol güçlerin özellikle Kürtlerle ilgili bakış açısını gözler önüne seriyor bu sessizlik. Sadece ÖHD 'li avukatların Kürtlerle ilgilenmesi ciddi bir sorundur. Neden diğer avukatlar bu duruma sessiz kalıyor. Kendisini ifade ederken 'Türk' diye tanımlayanlar hele 'solcuyum, devrimciyim' diyorlarsa kendilerine bakmaları lazım. Bu nasıl bir devrimciliktir nasıl bir solculuktur? Bu kadar hak ihlalini görüyorsunuz neden sessiz kalıyorsunuz siz nasıl devrimcisiniz? Kendisine 'devrimciyim' diyen bu olup bitene nasıl sessiz kalır?"  diye sordu. 

'AB Türkiye'nin tarafını tutuyor'

Devletin yaptıklarının meşrulaştırılmaya çalışıldığını kaydeden Fincancı, "AB'nin yaklaşımı tamamen görmezden gelmeye dayalı. AB ve Avrupalı devletler tamamen Türkiye'nin tarafını tutuyor" dedi. İnsan hakları savunucularının da katliamlara karşı sessiz kaldığını vurgulayan Fincancı, insan hakları kurumlarını da eleştirdi. İnsan hakları örgütlerinin devletin yöneticileri ile toplantı yapmasının utanç verici olduğunu kaydeden Fincancı, onları zorlaması gerekenlerin yine insan hakları savunucuları olduğunu söyledi. 

'Mezarsız ölüler ülkesi'

Son dönemde ATK' da yapılan yönetmelik değişikliğinin bundan sonra yapılacaklara dair önemli ipuçlar verdiğini ifade eden Fincancı,  yasal düzenlemelerin her birinin iptaline ilişkin gerekli itirazların yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye'de binlerce mezarsız ölü olduğunu dile getiren Fincancı, Türkiye'nin bir mezarsız ölüler ülkesi olduğuna dikkat çekti. 

'Yas tutmayan toplumlarda iltihap oluşur'

Fincancı'nın ardından konuşan İstanbul Tıp Fakültesi'nden Doktor Doğan Şahin, ölümlerin cenaze törenleri sayesinde daha kolay kabul edildiğini belirterek, ölüye ulaşılmadığı zaman yas tutma sürecinin ciddi bir sekteye uğradığını söyledi. Kendi cenazelerine ulaşamayan insanlarda kabullenme aşamasının tıkanacağını kaydeden Şahin, yas sürecinin mutlaka başkaları ile paylaşılması gerektiğinin altını çizdi.

İnsanların yas sürecini yaşamamaları durumunda içlerinde bir iltihap oluşacağını dile getiren Şahin, yas sürecini tamamlamayan insanların başka bir şeye odaklanamadığını ifade etti. 
Şahin, Türkiye'nin bitmemiş "yeni yaslar" ülkesi olduğuna vurgu yaparak, "Maraş, Gazi, Dersim, Suruç, Ankara derken insanların bu katliamların yasını unutması mümkün değil" dedi.  

Panel soru cevap bölümü ile sona erdi. 

DİHA