GÜNCEL
Giriş Tarihi : 27-03-2016 09:46   Güncelleme : 27-03-2016 09:46

Sur halkı: Devletin ne haddine bizi Sur'dan çıkarmak

Sur'un Bakanlar Kurulu kararıyla kamulaştırılmasına tepki gösteren ilçe halkı, "Kamulaştırma adı altında topraklarımızı bizden almak devletin haddi değil" diyerek tepki gösterdi. Yurttaşlar, mahallelerinin, evlerinin ve yaşam alanlarının ölçülemeyecek değerde olduğuna vurgu yaparak, kamulaştırma karına karşı direneceklerini belirtti.

Sur halkı: Devletin ne haddine bizi Sur'dan çıkarmak

Kuşatma ve saldırıların 4 aya yakın bir süredir sürdüğü Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinin birçok bölgesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kamulaştırılmasına tepki gösteren ilçe sakinleri, karara karşı direneceklerini belirtti. İlçenin yasaklı mahallelerinden biri olan Cevat Yılmaz Mahallesi'nde yaşayan ve 49 gün boyunca evinden ayrılmayarak saldırılara direnen İsmail Üzmez, saldırılar sırasında yaralandığı için ayrılmak zorunda kaldığı evini yine Sur'daki diğer mahallelerde beklediğini anlatıyor. Üzmez, "Burası bizim topraklarımızdır, burası Kürdistan'dır. Bu topraklarımızı kimseye vermeyiz. Bizim topraklarımız üzerindeki rant ve kirli politikalara karşı canımı veririm. Evimin üzerine çadır kurar, Dicle Nehri'nden sırtımda su taşır yine de kendi toprağımda yaşarım. Gücüm yetene kadar direneceğim" dedi. 

'Sur bir karış toprağını hiçbir şeye değişmeyiz'

"Gelip kamulaştırma adı altında benden topraklarımı almak devletin haddi değil" diyen Üzmez, ilçe halkının direneceğini vurguladı. Üzmez şöyle devam etti: "Devlet istediği kadar söylesin biz topraklarımızı kimseye vermiyoruz. Kimse korkmasın birlikte direnerek bu günleri atlatacağız. Tarihimizi burada yaşamlarımızla birlikte yok ediyorlar. Sur'daki direnişte bu halk için yaşamını yitirenler bundan sonra asıl tarihi yazacaklar. Bizim tarihimiz asıl bundan sonra başlıyor." 

'Bize sorulmadan alınan kararı tanımıyoruz'

Aylardır cenazesi kuşatma altında olan Rozerin Çukur'un Cevat Paşa Mahallesi'nde yaşayan amcası Muzaffer Çukur, "Halka sormadan alınmış bu kararı tanımıyoruz ve kabul etmiyoruz" dedi. Evlerine devlet tarafından el konulmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Çukur, "Biz Sur halkı olarak kendi memleketimizde, toprağımızda hayatımızı devam ettirmek istiyoruz. Burada gençlerimizin hala cenazeleri yerde. Biz bu gençlerimizin kanıyla yoğrulmuş bu toprağı başkalarına peşkeş çektirmeyeceğiz. Gelin birlik olalım. Bu hükümetin almış olduğu karara karşı örgütlenip yerlerimizde yaşamlarımıza devam edelim" diye konuştu. Sur'un asıl sahibinin halkın kendisi olduğunu ifade eden Çukur, "Evim baraka dahi olsa yaşamaya razıyım. Devletin bana Sur'un dışında vereceği en lüks bir villayı dahi kabul etmem" dedi. 

'Herkes Sur'a sahip çıkmalı'

Sur'a bağlı Erimli Mahallesi'nde yaşayan ve oğlu Mahmut Oruç'un aylardır cenazesi kuşatma altındaki mahallelerde bulunan Asef Oruç, Kürdistan'da yaşatılan katliama sessiz kalmayacaklarını ve sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti. Oruç, "Buralar dünya çapında tarihi mekanlardır. UNESCO bile koruma kararına rağmen buraya sahip çıkmıyor. Kürt halkı bu tarih için direndi ve direnmeye devam edecek. Sur bırakılmaması gerekiyor. Geri değil ileri adım atılmalı. Devlet burayı kendi çıkarı için yakıp yıkıyor ve katlediyor. Herkes Sur'a sahip çıkmalı" ifadesinde bulundu.  

'Bizi buradan kimse alıp atamayacak'

Sur'da doğup Sur'da büyüdüğünü anlatan İskenderpaşa Mahallesi'nde yaşayan Yadin Altay (52), "Benim evime karşılık milyarlarca para teklif etse ben vermeyeceğim. Devlet zorlarsa mahkemeler var. Onlar da yetmezse direnişimiz var. Mesele Sur'dan çıkmama meselesidir. Bizi buradan kimse alıp atamayacak" diyerek, kamulaştırma kararına direneceğini vurguladı.. 

'Sur bizim bir parçamızdır'

Melikahmet Caddesi'nde yaşayan Behçet Timurtaş (66), Sur'un her şeyiyle tarihi bir eser olduğunun altını çizerek, "Bizim için burasının yaşamıyla, eserleriyle her şeyi değerlidir. Biz villalarda değil burada evlerimizde yaşamak istiyoruz. Kiradayım ama buna rağmen hiç kimse beni buradan çıkaramayacak" dedi. Sur'un Melikahmet Caddesi üzerinde yıllardır esnaflık yapan Bülent Seviş (35), "Biz olduğumuz yerde barışı istiyoruz" diyerek, Sur'dan çıkmayarak devletin kamulaştırmasına direneceklerinin altını çizdi. "Bu bir kültür ve yaşam meselesidir bizim için. Bizim yaşantımız, her şeyimiz Sur'dur" diyen Seviş, "Sur bizim bir parçamızdır. Bizi buradan kopardıkları zaman biz yaşayamayız" dedi. 

'Yaşantımızın değerini neyle ölçecekler'

İskenderpaşa Mahallesi'nde yaşayan ve Melikahmet Caddesi üzerinde babasından kalan dükkanı binbir zorlukla nasıl aldığını anlatan Mithat Altan, "Sur dışındaki bütün evlerimi sattım, Sur'a gelebilmek için. Şimdi burada bulunan tarihi avlulu evime bir buçuk tiriliyon para veriyorlar ben vermiyorum. Ben buradan ayrılmam. Burası olmadan yaşayamam. Buradaki yaşantımızın değerini neyle ölçecekler? Herkes bırakıp gitse dahi ben gitmeyeceğim" dedi. 

Berat Altan (24) ise "Devlet bu kararıyla bizim haklarımıza tecavüz ediyor. Bizi çiğneyerek geçecekler, başka türlü de buna izin vermeyeceğiz. Ben doğup büyüdüğüm yeri bırakmam" diyerek, herkesin bu kamulaştırmaya karşı birlik olmasını istedi. 

DİHA