GÜNCEL
Giriş Tarihi : 01-06-2016 10:57   Güncelleme : 01-06-2016 10:57

Kürt milliyetçiliğinin 2 mimarı

İstanbul - Kürt edebiyatına damga vuran iki isim; Ehmedê Xanî ve Hacî Qadirê Koyî, Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın son kitabında karşılatırmalı olarak okurların karşısına çıkıyor.

Kürt milliyetçiliğinin 2 mimarı

Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın Kürtçe ve Türkçe olarak hazırladığı “Xaniyê Duyem – İkinci Xanî: Hacî Qadirê Koyî” adlı kitap Avesta Yayınları arasında çıktı.

 

Hacî Qadirê Koyî’yle ilgili kitap seviyesinde ilk bağımsız araştırma sayılabilecek kitapta ünlü şairin şiirleri, Kürtçe’nin Kurmanci ve Sorani lehçelerinin yanısıra Türkçe çevirileriyle yer alıyor.

 

Rûdaw’a konuşan Prof. Dr. Yıldırım, iki isim arasındaki benzerlikleri şöyle ifade etti:

 

“Birbirine benzeyen birçok yönleri var. Birincisi Kürtler’in birlik ve beraberlikleri konusu. Nasıl ki Ehmedê Xanî 300 küsür sene önce Kürtler arasındaki görüş ayrılıklarından sözetmişse, bunun üzüntüsünü yaşamışsa, 19’uncu Yüzyıl’da Koyî de bunu aynı şekilde hissetmiş ve yaşamıştır.

 

Xanî döneminde Kürtler, Osmanlı - İran arasında sıkışıp kaldığı için, iki devlet arasındaki savaşlarda kendine bağlı Kürtler’i en ön cephede savaştırdığı için, evvela Kürtler birbirini öldürmüştür. Koyî de aynı manzarayla karşılaşmıştır. O da bunu şiirlerinde dile getirmiştir.”

 

Prof. Dr. Yıldırım, Ehmedê Xanî’nin Kürtler’in birlik - beraberlik sorunu hakkında 17’nci Yüzyıl’da bu sosyolojik tespiti yaptığını, 19’uncu Yüzyıl’da da Koyî’nin aynı tespitte bulunduğunu belirtti.

 

“Kürtler’in bilim, sanat özellikle kültürel alanda kitap telif etme noktasında da iki şairin bakış açıları birbirine çok benziyor” diyen Yıldırım, şunları ekledi:

 

“Ehmedê Xanî, Mem û Zîn’de öbür milletlerin aydınları tarafından kitap yazıldığını ama Kürtler’in okuma ve yazmadan biraz uzak kaldığı, kendi anadillerinde kitaplar telif etmedikleri dile getiriliyor. Aynı şey Koyi tarafından da dile getiriliyor. Koyî de tıpkı Xanî gibi Kürtler’i okumaya, kültürel faaliyetlere ağırlık vermeye, kendi anadillerinde kitap yazmaya davet ediyor.”

 

Keskin: Tanım, Celadet Ali Bedirhan’a ait

 

Rûdaw’a konuşan Avesta Yayınları sahibi Abdullah Keskin, “İkinci Xanî” tanımının “Kürt dili ve edebiyatının babası” olarak kabul edilen Celadet Ali Bedirhan’a ait olduğunu söyledi.

 

İki isim arasındaki benzerliklere dikkat çeken Keskin, şu ifadeleri kullandı:

 

“Özellikle milli meselenin vurgulanmasında, Kürdistan’ın konumu, Kürtler’in kendi geleceklerinde karar kılmasında benzer vurgulara sahipler. Hatta o kadar çok benzer tarafları var ki kimi araştırmacılar arasında Xanî’nin Mem û Zîn’indeki Kürtlük vurguların, milli çerçevede değerlendirilebilecek beyitlerin sonradan Koyî ya da Bedirhaniler tarafından eklendiği tartışmalarına yol açtı. Bu düzeyde bir yakınlık var aralarında” diyor.

 

Zamanında anlaşılamadı

 

Keskin, Koyî’nin zamanında anlaşılmadığını ve çok talihsiz bir dönemde yaşadığını belirterek, şöyle dedi:

 

“Onun serüveniyle Bedirhaniler’in serüveni birbirine yakın. Çok kötü şartlarda ölüyor, kimsesizler yurdunda. Mezarı İstanbul Karacaahmed’de bulunuyor. Bu dönem Kürtler’in çok zor dönemidir. Bedirhaniler darmadağın olmuştur. Divanıyla ilgili tartışmalar da bunu gösteriyor. Önemli bir kısmı yanmış. Çok talihsiz bir yaşamı oldu. İlk kez bu kitapla Hacî Qadîr’le ilgili derli toplu bir şey okuyacaklar. Bu kitap bir giriş niteliğinde.”

 

Prof. Dr. Yıldırım ise Koyî’nin zamanında değil de ölümünden sonra anlaşılmasını 3 nedene bağlıyor:

 

“Birincisi; İstanbul’un kendisi. İkincisi; Bedirhan ailesinin etkisi. Koyi’yi çocuklarına özel öğretmen yapmışlar. Koyi, Bedirhan ailesinin yanındaki Mem û Zîn eserinin el yazması nüshasını okuyup, ondan etkileniyor. Üçüncüsü de Koyi’nin ölümünden sonra Bedirhaniler tarafından çıkarılan gazetede  tanıtılması. İlk şiiri Kürdistan gazetesinde yayımlanıyor. Bu şekilde tanınmaya başlıyor.”

 

Divanı yakıldı

 

Koyî’nin 800 sayfalık bir divanı bulunduğu ancak maddi durumunun el vermediği için yayımlamak üzere Abdülrezzak Bedirhan Bey’e verdiğini söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti:

 

“Ancak Abdülrezzak Bedirhan Bey, İttihat Terakki Hükümeti tarafından bağımsız bir Kürt devletini kurmakla itham edilip Musul’da idam edilince, eşyaları arasında bulunan divan yakılıyor. Maalesef Kürtler bu hazineden mahrum kalıyor.”

 

Divanın diğer nüshasının dönemin Kürt aydınlarından Halil Hayali tarafından Musa Anter’e teslim edildiğini söyleyen Yıldırım, “Bu nüsha da günümüze ulaşmış değildir. Büyük ihtimalle o nüsha da el konulup, yokedilmiştir. Günümüze ulaşan divanı en fazla 100 sayfadır. Bu, kendi eserleri içinde denizde damla bile değildir” ifadelerini kullandı.

 

Ehmedê Xanî kimdir?

 

17’nci Yüzyıl’da yaşayan Kürt edebiyatçı, astronom, şair, tarihçi ve İslam alimi Ehmedê Xanî, Mem û Zîn adlı manzum eseriyle bütünleşmiştir. Hakkari’nin Çukurca ilçesine bağlı Xan köyündendir.

 

Eserinde Kürtler’e içinde bulunduğu durumdan şikayet eden ve Kürt milletine yol gösteren Xanî, Kürt edebiyatı ve milliyetçiliğinin mihenk taşı konumundadır.

 

Mem û Zîn dışında 6 önemli eseri daha bulunan Xanî’nin hayatı ve eserleri hakkında çok sayıda çalışma yapılmıştır.

 

1707’de vefat eden şairin mezarı, Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde bulunuyor.

 

Hacî Qadirê Koyî kimdir?

 

19’uncu Yüzyıl’da Güney Kürdistan’ın Koye (Köysancak) ilçesindenin Gorqereç köyünde dünyaya geldi.

 

Daha sonra Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’a göç eden şair, burada Mir Bedirhan ailesinin desteğiyle çalışmalarına devam etti.

 

Şekil açısından klasik, içerik açısından modern şiirler yazan Koyî, Kürt modernleşmesinin öncü isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. “Xakî Cizîr û Botan” isimli şiiri, Kürt milliyetçiliği fikrinin yoğunca işlendiği şiirlerindendir.

 

1897 yılında kimsesizler yurdunda vefat eden ünlü şair, İstanbul Üsküdar’daki Karacaahmed Mezarlığı’nda defnedildi.(rüdaw)