GÜNCEL
Giriş Tarihi : 26-07-2016 22:37   Güncelleme : 26-07-2016 22:48

HER SİSTEM KENDİNE UYGUN LİDERLER DOĞURUR

Eğer lider olmak istiyorsanız en iyi fikirleri bulmalı, uygulamalı ve hayatınız boyunca öğrenmeyi sürdürmelisiniz. Lider niteliklerine sahip kişilere çok sık rastlanılmadığı için bürokrasi hastalığı ve tembellik hızla yaygınlaşmaktadır. Bu tehlike karşısında uzmanlar, örgütü geleceğe taşıyacak kişilerin lider mi yoksa yönetici mi olması gerektiğini uzun zamandır tartışmaktadır.

HER SİSTEM KENDİNE UYGUN LİDERLER  DOĞURUR

Lider, hayatı boyunca öğrenmeye, yeni fikirlere ve insanların görüşlerine açık kişidir. Alanıyla ilgili akademik konuları takip etmeyi sürdüre bilmelidir. Deneyimlerini artıracak seminer ve konferansları yakından takip eder. Lider olmayı beceremeyen kimi yöneticiler ise eğitim sürecinin okul hayatı ile birlikte sona erdiğini düşünür. Bu kişiler yıllar önce okudukları kitapların hâlâ geçerli olduğunun yanılgısı içindedir. Dünyadaki gelişmeler bir yana, kendi ülkelerindeki gelişmelerden bile haberdar değildir. Organizasyon şemasının en tepesinde bir yer kaptığı için mutlu bir şekilde oturur.

 

Liderlik kavramı, bilime dahil olmuş ve bir çok düşünür tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. Günümüzde hâlâ fikir birliğine varılmış bir tanımı mevcut değildir. Bu kavram zamanla kendi içerisinde kategorilere ayrılmış ve her biri farklı özellikler almıştır.

Türk siyasetinin son döneminde ise “ lider algısı” yön değiştirmiştir.Cumhuriyet tarihinde başlayan ve 2000’li yılların başına kadar süren “ Karizmatik lider” modeli, 2002 yılında ise içeriğini kaybetmiş ve konumlandırılamamıştır. Karizmatik lider modelinin en önemli özelliği vizyon sahipliğidir ama görüyoruz ki son dönemde, bırakın vizyon sahibi olmayı bu eksikliğin getirdiği negatif ivme ile prestij kaybeden bir ülke konumuna düşmüşüz.

Demokratikleşme kavramının çok sık kullanıldığı bu coğrafyada Demokratik ve Katılımcı lider modeli söz konusu değildir bence. Çünkü bu liderlik modelinde iki yönlü iletişim maksimum düzeydedir ve lider kontrolü elinde tutmak yerine denetime ağırlık verir. Kararları diğer üyelere danışır, tek başına almaz. Evrensel olarak demokratikleşme ve demokratik lider böyle bir akım ve akıma yol veren kişi iken, ülkemizde bu kavram halka oldukça farklı aktarılmış ve algı farklı yöne kaydırılmıştır. Halkın üzerinde egemen olan, özgürlükleri minimum düzeye çekmeye çalışan, güçler ayrılığını yok sayıp bu güçleri kendisinde toplayan, dikta söylemler ile baskıyı arttıran, halkın manevi değerlerini siyasi arenaya araç eden, iletişimi sadece kendi yandaşları kanalıyla yapıp farklı fikirlere algılarını kapatan bir lider modeli halini almıştır.

 

Biat etmeyi kendisine iman sayan kesim için ideal olarak görünene bu model, birey olarak evrimini tamamlamış kişilerden oluşan toplumlar için , “ kölelik” ile eşdeğer anlama gelmiştir. Ülke olarak, akılcı, kontrollü ve ılımlı politikacıları liderlik vasfından uzak olarak görüyoruz. Çünkü tam zıttı olan bir lider algısı yaratıldı. İşin en garip tarafı zamanla bu sisteme muhalif olanlarda tuzağa düşürüyorlar. Her siyasi oluşumun bir lider teması vardır, eğer bunun dışına çıkarsanız yapılan bu yanlış siyasi hamle parti tabanında ayrımlara yol açacaktır. Bu yüzden oluşumlarda ki marjinal yönetimsel değişiklikler her zaman büyük risk taşır. Siyaset Bilimine aykırı bir akım üretme çabası bir gün mutlaka yok olmaya mahkumdur, çünkü isminden de anlaşıldığı gibi siyaset bir bilimdir ve kurallarına uygun bir şekilde sisteme dahil edilmelidir. Bir ülkenin lideri olmak ekonomik ve sosyal açıdan milletin yaşam standardını maksimize etmekten geçer ve bunun için realist bir politika izlemesi gerekir. Şeffaf ve realist yönetim anlayışı halk ile olan iletişimi de güçlendirecektir. Bu iletişim olumlu yönde bir enerji doğuracak, ülke ilk olarak iç politikada ve daha sonra dış politikada pozitif bir ivme kazanacaktır. Liderin değişen ve gelişen koşulları, gelişmeleri gözlemlemesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. Bu nedenle kendisinden, yaratıcılığını kullanması ve sadece bugünü değil, geleceği de düşünmesi, hatta yaratması gerekir. Her şeyi kendisi yapmak veya bunu yaptığı için bütün takdiri kendisi toplamak isteyen, hiçbir insan büyük lider olamaz.

Sevgiyle kalın çünkü sevginiz yoksa içi boş çınlayan bir bakır kaptan farkınız olmayacaktır.

 

HDP’lı Yıldırım: Alevi halkına karşı Yapılan Irkçı Girişimleri TBMM’ne Taşıdı

 

HDP Adıyaman Milletvekili Dr Behçet Yıldırım'ın 15 Temmuz sonrası Alevi halkına karşı yapılan provakatif girişimler ile ilgili vermiş olduğu soru önergesi ektedir.

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Efkan ALA tarafından Anayasa’nın 98. maddesi ve Meclis İçtüzüğünün 96 ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak  cevaplandırılmasını arz ederim.26.07.2016

                                                                                

 

 

 Behçet YILDIRIM

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  Adıyaman Milletvekili

 

 

15 Temmuz akşamı yaşanan darbe girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta boyu meydanlarda olma çağrısı sonrası sokağa çıkan vatandaşların içerisinde bazı gruplar birçok yerde Alevi yurttaşlarımızı hedef almıştır. Darbe girişiminin ardından başlayan protesto eylemleri Alevilerin yaşadığı bölgelerde provokasyon tehlikesi de yaratmıştır. İstanbul’da Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Nurtepe, Gülsuyu ve Armutlu gibi mahallelerde darbeyi protesto amacıyla bir araya gelen kitlelerden provokasyon yaratmak isteyen bazı gruplar Alevilere saldırmak istemiştir. Evinde oturan Bedriye Özdoğan isimli bir kadın nereden geldiği belli olmayan bir kurşunla bacağından yaralanmıştır. Okmeydanı’nda ise Anadolu Kahvesi ve çevresinde araçlarıyla protesto gösterilerine katılan bazı kişiler tekbir getirerek, “Ak Parti burada, Aleviler nerede” şeklinde sloganlar atmıştır Malatya’da da Alevilerin ağırlıkta olduğu Paşaköşkü ve Çavuşoğlu mahallelerine giden bazı provokatör gruplar “AKP’liler burada Aleviler nerede?” diye bağırıp AKP marşları çalmışlardır. Daha sonra Emeksiz Meydanı'nda toplanan ve başlarında yeşil bandana olan yaklaşık 300 kişilik grup mahalleye girmeye çalışmıştır.  Sokağa inenlerden bir grup da tekbir getirerek Malatya’da DBP ve HDP il binamızın tabelalarını söküp, kapısını kırarak içeride bulunan sandalye ve masaları da kırmışlardır. Ayrıca Malatya Protestan Kilisesini taşlayıp kilisenin camlarını kırmışlardır. Aynı sıralarda Trabzon’da 10 kişilik bir grup da Santa Maria Katolik Kilisesi’ne tekbir getirerek, kiliseye kaldırım taşları atarak camlarını kırmıştır. Aynı zamanda Adıyaman’ın Karapınar mahallesinde de bir grup motosikletlerle mahallede tur atıp Alevi yurttaşlarımızı taciz etmişlerdir.

Darbe protestosu altında, demokrasi nöbeti yerine provokasyon amacı güden bu gruplar, konvoylar halinde geçip küfür, taciz ve hakaretlerle Alevi yurttaşların yoğun yaşadığı mahalle ve caddelerde tacizlerde bulunup demokrasi ve eşitliğin teminatı olan Alevi yurttaşları yok sayma ve ötekileştirme girişimlerinde bulunmuştur.

 Toplumun tüm kesimlerinin darbeye karşı çıkmasına rağmen “Sadece AKP kitlesi darbecilere karşı dik durdu” algısı yaratmaya çalışılıp Kürtler ve Aleviler darbe yanlısıymış izlenimi yaratılmaya çalışılmıştır. Demokrasi ve özgürlüklerden aslında toplumun tüm kesimlerinin eşit şekilde faydalanması gerekirken, 15 Temmuz akşamı ve sonrasında yaşanan böylesi provokasyon girişimleri, bir kez daha göstermiştir ki Türkiye’de farklı inanç gruplarının hatta AKP dışındaki tüm kesimlerin demokrasi ve özgürlük bakımından hedef haline getirilmektedir.

 

 

Bu bağlamda;

 

1)            Alevilere saldıran Bu gruplar kimlerden oluşuyor ve Alevilere yönelik saldırılarını kimden cesaret alabiliyorlar?

2)            Tehdit altında olan Alevi mahallerine yönelik bu grupların saldırmaması için ne gibi tedbirler aldınız?

3)            Alevilere saldıran söz konusu gruplar hakkında herhangi bir soruşturma açılmış mıdır?

4)            Konuyla ilgili Malatya ya da Gazi Mahallesi güvenlik birimlerine saldırılarla ilgili herhangi bir istihbarat bilgisi ulaşmış mıdır? Ulaştıysa konu ile ilgili bir işlem yapılmış mıdır?

5)            Alevi mahallerinde Alevi yurttaşlara saldıran kişiler tespit edilmiş midir? Tespit edilmiş ise bu kişiler kimlerdir? Bu kişiler hangi amaçla bu Alevi mahallerine gitmişlerdir? 

6)            Malatya gibi Alevilerin yoğun olarak yaşadığı kent ve mahallelerde güvenlik önemeleri arttırılmış mıdır?  Çorum, Maraş, Sivas, Malatya Alevilere yönelik katliamların bir daha yaşanmaması için bakanlığınızca ne gibi tedbireler aldınız?